Genç Kartalı Nasıl Tavuk Yaptılar ?
Koca kartal yumurtasın kaptılar,
Bir tavuğun altına kuluçkaya attılar.
Onu alıp çok ucuza sattılar.
Yıllar yılı tavuk gibi yaşadı,
Kanat açıp bir kerecik uçmadı.
Tavuk gibi yem dersleri almıştı,
Yem arayıp hayallere dalmıştı.
Ara sıra aklı başına gelmişti,
Bir rivayet ``Atam Kartal`` demişti.
Bu rivayet çevresini güldürdü,
Genç kartalı hiç doğmadan öldürdü.
Uçmak güzel dedi, ona sakın dediler,
Bir denesem dedi, kahkahayla güldüler.
Gel çocuğum diye bir kümese verdiler.
Ah kartalım senin başın yediler.
Bu hikâye kartallara ders olsun,
Uçma dersi alalım da bu katliam son bulsun.
Necip Güven Eskişehir 12 Haziran 2008
Bu şiir kartalların marşlarını ( Mehter Marşı ) dinleyip tavuk gibi yaşamakta ısrar edenlere ithaf olunur.
( Necip GÜVEN )
Oturun Matematikçiler Rahat Oturun !
Oturun matematikçiler, oturun,
Fildişi kulelerde rahat oturun.
Öğrenciler matematikte batıyor,
Sizin de şanınız durmadan artıyor.
Övünecek şeyler ararsan,
Bulursun , merak etme çok.
Dünya çocukları yarışırken meydanda,
Bizim çocuklar neden ortalarda yok.
Mazeret samur kür,
Üstüne alma, hemen at.
Tatil köyleri seni bekler,
Denize gir, sırt üstü yat.
Bu konuda eksiklerin saydın mı ?
Matematiğe bir tuğla da sen koydun mu ?
Aynı hamam , aynı tasla yıkanırken biz ,
Matematikte dünya nerde duydun mu ?
Vazgeçmez , bu kafayla gidersek eğer,
Sırtımıza vururlar daha çok semer.
Ataların kan vermiş , senden istenen biraz ter,
Bu güzel gençler her şeye değer.
Çözüm istersen sevgiyle başla
Zorluklar aşılır inançla, aşkla.
Sen istersen tüm zorluklar yok olur,
Korku biter , bu çocuklar kurtulur.
Necip GÜVEN Eskişehir 02 Ağustos 2008
MATEMATİK YOLLARI DAR, BU KONUDA ŞİKAYETLER VAR !!!
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…
Matematik dersini
Başa bela yaptınız.
Yeni yöntem bulmayıp
Suçu bize yıktınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…
Dünya hızla giderken
Siz frene bastınız.
Notu bir silah yapıp
Öğrenciyi astınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…
Bilimlerin şahını
Kara bela yaptınız.
Çözmek varken sorunu
Çıkmaz yola saptınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…
Cem Yılmaz’ın ağzına
Bizi sakız ettiniz.
Boş nutuklar çekerek
İşinize gittiniz.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…
O kocaman kartalın
Kanadını yoldunuz.
Şimdi oldun bir tavuk
Diye ona güldünüz.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projeler var…
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projemiz var…
Söz : Necip GÜVEN 10 Mayıs 2008 Eskişehir
Beste : Evreşe Yolları Dar ( Anonim )
Anne Bana Masal Anlat !
Anne bana masal anlat,
Olur evlat, olur evlat.
Bir ülke varmış
Orda kartallar yaşarmış.
Çevrenin tek hâkimi
Hastaların hekimiymiş.
Gün olmuş zaman gelmiş,
Kartallar çok yorulmuş
Hasta hasta uçmuş ama
En sonunda vurulmuş.
Çaylaklar saldırmış yurduna
Kartallar düşmüş can derdine
Kanatları kırılmış
Kelepçeler vurulmuş.
Hapsedilmiş yurduna
Düşülmüş can derdine
Bu duruma çıldırmış
Can havliyle saldırmış,
Yurdundaki işgalleri
Son bir gayret kaldırmış.
Yorgunluktan bitap düşmüş
Kanatları hayli şişmiş.
Hayli zaman uçamamış
Mutlu mutlu yaşamamış.
Çevresinden telkin gelmiş
Artık tavuk oldun denmiş
Atasıyla övünmek serbest
Tavuk dersi alsın herkes
Kümeslere hız verilsin
Yaşasın, herkes sevinsin.
Tavuk olmak ne rahat
Çekelim birer gazel
Türkümüz ne de güzel.
‘’Aslı, nesli kartal olan,
Şanlı, büyük tavuklarız biz.
Süslü püslü kümeslerde
Yemlenmeyi çok severiz.
Şu kümes var ya şu kümes
Ne de güzel değil mi?
Haydi kızım çalış
Kendini bu kümese at,
Oh ne rahat , ne rahat.
Ellerde yalancı aynalar
Oğlum bak kendine
Çok çalışmalısın
İyi bir tavuk olmalısın.
Anne yeter nasıl masal ?
Mantık bunu neresinde ?
Adı masal olsa bile
Kartal tavuk olur mu hiç ?
Doğru oğlum değil masal,
İsterim ki sen ders al.
Sürse de böyle oyun
Milletimiz olmaz koyun.
Tarihe bak, böyle yazar,
Kartallar hep oyun bozar.
Bu duruma denir fetret
Sonu gelir biraz sabret.
Beklerim gözüm yolda
Çılgın kartallar nerde ?
Zaman geldi, vakit yakın,
Analar artık duaya çıkın,
Analar artık duaya çıkın.
İnanın zafer çok yakın !
İnanın zafer çok yakın!.
Necip Güven Eskişehir 28 Ekim 2009
Uyuyan Dev Uyanacak !
Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!
Kötülüğü vitrin yapın
Öz değerler silinsin.
Kavgalara benzin dökün
İnsanları sürünsün.
Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!
Fikirlere zehir katın
Herkes zokayı yutsun
Toplamasın kendini
Vücudu sıtma tutsun.
Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!
İçlerine fitne ekin
Hiç el ele vermesin
Senaryoyu yazdığımız
Sakın ha bilinmesin.
Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!
Necip GÜVEN Eskişehir 14 Kasım 2009
Yanardağlar Üstüne Küçük Filizler Diktim !
Yanardağlar üstüne
Küçük filizler diktim.
Bak deliye dediler
Kahkahayla güldüler.
Tüm sevgimi sera yaptım
Ona canım gibi baktım.
Hani nerde suyum dedi.
Gözyaşlarım pınar yaptım.
Bahar geldi yanardağa
Tutmaz denen filiz tuttu,
Ezberciler şaştı işe
Yurdumuza geldi neşe
Anadolum , güzel yurdum,
Toprağına âşık oldum.
Çözülmeyen sorunların
Cevabını sende buldum.
Yunus dedi sevgi suyum
İçseniz de bitmez suyum.
Öğrenmenin ilacı da
Biraz sevgi biraz oyun.
Mevlana da dile geldi,
Haydi gelin bana dedi.
Güzel bakın, güzel görün
Bak o zaman kalmaz sorun.
Sinan dedi ilme bakın
Olsun size ırak yakın.
Yapın özgün projeler
Zirveler olun yakın.
Hoca dedi sözüm yalın
Fıkralarım ele alın.
Önyargılar neymiş size
Onu alın, yer çalın.
Kartalsınız bunu bilin
Tembelliği yere çalın.
Batı size ilaç olmaz.
Çözüm için bizi alın.
Necip GÜVEN Eskişehir 27 Ekim 2009
Bir Şair İstiyorum !
Bir şair istiyorum,
Gerçekleri yazacak.
Bir şair istiyorum,
Ezberleri bozacak.
Bir şair istiyorum,
Acıları dindirecek.
Bir şair istiyorum,
Volkanları söndürecek.
Bir şair istiyorum,
Derde derman olacak.
Bir şair istiyorum,
Yaraları saracak.
Bir şair istiyorum,
Zorluğu aştıracak.
Bir şair istiyorum,
Gençleri coşturacak.
Bir şair istiyorum,
Korkuları yakacak.
Bir şair istiyorum,
Kümesleri yıkacak.
Bir şair istiyorum,
Kartalları uçuracak.
Bir şair istiyorum,
Çaylakları kaçıracak.
Bir şair istiyorum,
Zamanı durduracak.
Bir şair istiyorum,
Milleti kaldıracak.
Bir şair istiyorum,
Şiiri ok olacak.
Bir şair istiyorum,
Korkular yok olacak.
Bir şair istiyorum,
Yeisi öldürecek.
Bir şair istiyorum,
Milleti güldürecek.
Necip GÜVEN Eskişehir 23 Ekim 2009
Ben Sevdamı Satmadım!
Benim büyük sevdam
Seni hiç aldatmadım.
Sana biçilen fiyatlara
Yan dönüp te bakmadım.
Defalarca düştüm yere
Seni hiç bırakmadım.
Senden başka sevdaya
Yan dönüp te bakmadım.
Senden gelen cefayı
Kimseye anlatmadım.
Kur yapan güzellere
Yan dönüp te bakmadım.
Yüreğimle sardım seni
Bir defa ıslatmadım.
Sensiz olan rüyalara
Yan dönüp te bakmadım.
Senden gelen cefalara
Kapımı kapatmadım.
Sensiz gelen sefalara
Yan dönüp te bakmadım.
Üzüldüm, ağladım, kendime küstüm.
Yarama yazdığım şiiri bastım.
Seni zirvelerin üstüne astım,
Paraları yetmedi seni satmadım.
Yüreğime sığmıyorsun
İcabına bakacağım.
Anneleri sevgisine
Şeker diye katacağım.
Necip GÜVEN Eskişehir 21 Ekim 2009
Annelere Sesleniş !
‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’
ANNELERE SESLENİŞ !
Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.
Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.
Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.
Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.
Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.
Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.
Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.
Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....
Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN
Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA
Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.
BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-
http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-
Sizleri hiç bir zaman unutmadım, unutmayacağım.
Eğer sizin zamanında yaptığınız çalışmalar olmasaydı ve benim çalışmalarıma destek olmasaydınız ortada ne Necip GÜVEN diye bir ne de eserleri olurdu.Bu bir bayrak yarışı .Bir süre daha çalışıp bu projeleri gençlere emanet edecek duruma geldiğim zaman da ben de sizin bana yaptığınız gibi ``Haydi gençler ben nöbetimi tamamladım artık bu emaneti size gönül rahatlığı içinde emanet edebilirim.Size inanıyorum ve güveniyorum.Beni ve projelerimi aşan çalışmalar yapacağınıza da inanıyorum.Haydi bayrağı teslim alın diyeceğim.``
Ben bu projeleri sıfırdan başlayıp buralara getirmedim ki sizin koyduğunuz tuğlaların üstüne ben de sizin verdiğiniz destekten cesaret alarak yeni tuğlalar koydum.Hepsi bu kadar.Ellerinizden öperim. Size ve ailenize sağlıklı ve mutlu yaşamlar dilerim.Öğrenciniz Necip GÜVEN
Necip GÜVEN Eskişehir 19 Ekim 2009
Annelerle Kuracağız !
Gönüldeki kirleri
Mevlana’mız silecek.
Kavgalar sona erip
Kardeşlik yeşerecek.
Yeni sistem içine
Yunus’u alacağız.
Onun sevgi ilacıyla
Tedavi olacağız.
Hocamız eşeğiyle
Aramıza dönecek.
Araçlar korna çalıp
Hoş geldiniz diyecek.
Gençlerin hedefleri
Sinan gibi olacak.
Kuraklık sona erip
Projeler yağacak.
Kirli akan sularımız
Yavaş yavaş durulacak.
Bu ezberci zihniyet
Canevinden vurulacak.
Bu köhnemiş sisteme
Çareler bulacağız.
Muhteşem geleceği
Annelerle kuracağız.
Necip Güven Eskişehir 28 Ekim 2009
Biz Bu İşi Başarırız Arkadaş !
Biz bu yola inanarak çıkarsak,
Bir yanımıza Sinan’ımız alırsak,
İçimizdeki hazineyi bulursak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.
Mesnevi’den doğru dersler alırsak,
Karanlıktan çıkıp aydınlığı bulursak,
Filleri de aydınlıkta görürsek,
Biz bu işi başarırız arkadaş.
Yunus’u anlayıp sevgimizi katarsak,
Sevgideki mucizeyle yanarsak,
Aşkımızla Kerem gibi olursak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.
Fıkralardaki inceliği anlayıp,
Sorunlara Hoca gibi bakarsak,
Tarık gibi gemileri yakarsak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.
Mazeretleri bir bir çöpe atarsak,
Yapamamı Kaf Dağı’na satarsak,
Bu iş için şairlikte yaparsak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.
Gözümüzle zirveleri görürsek,
Biz bu işe gönlümüzü verirsek,
Tüm çılgınlar bir araya gelirsek,
Biz bu işi başarırız arkadaş.
Necip GÜVEN Eskişehir 08 Temmuz 2008
Öğren Ama `` Okuma Yazma Öğretimi ``
Okullarda almıştık ne güzel de eğitimi
Öğren amma ‘’Okuma Yazma Öğretimi’’
Sayısalı iyi doldur, çabuk zengin ol oğlum,
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Cahillikle savaş açıp, dağa, taşa okul yaptırdık,
Alfabeyi öğrenip ne de güzel döktürdük,
Doksan yaşında nineme de okumayı söktürdük.
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Cahilliği yendik diye bayram yaptık öğündük,
Halk eğitimle kurslar açtık sevindik,
Kütüphane bomboş diye dövündük.
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Al eline kumandayı, dizilerde hep gezin,
Gazeteyi aç önünde , bak önünde magazin,
Kartal millet tavuk oldu, ne hazin.
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Başkasında kusur bulma, hepsi bizim suçumuz,
Söyleyelim kitap okur kaçımız,
Bu kafayla biter mi hiç Aç’ımız.
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Avrupa zamanında kitapları yakardı,
Benim atam kitaplara gözü gibi bakardı,
Dediğini hiç duydun mu hey oğul.
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Çocuktur bu söyleneni anlamaz ,
Kitap oku dersin tınlamaz,
Görmek ister, sen almazsan hiç almaz.
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Okumazsak, sorunlar hep köz olur.
Okur isek dere tepe düz olur.
Böyle saçma mantığa inananlar az olur .
Öğren amma sakın okuma, yazma.
Necip GÜVEN Eskişehir 18 Ekim 2009
Vatanını Seviyorsan
Bıktık artık,
Hep şikayet, şikayet.
Vatanını seviyorsan,
Durma hiç, proje üret.
Sen daha çok bekle,
Kurtarıcı gelecek.
Boş verip çalışmazsan,
Millet nasıl gülecek.
Ana kaynak insandır,
Bunu sakın unutma.
Dünya hızla küçüldü,
Üretirsen yaşarsın.
DÜNYA HIZLA KÜÇÜLDÜ
Dünya hızla küçüldü,
Oldu derler global.
Biz de yanlış anladık,
Araba al, dolap al.
HUZUR YOK
Huzur yok, mutlu değil evimiz.
Sakız gibi çiğneriz,
Özde değil,
Sözde kalır sevgimiz.
Necip GÜVEN Eskişehir 15 TEMMUZ 2007
Barajlar Patladı !
Merhaba Dostlar.Bende bir koşuşturmacadır gidiyor.Yapılacak çok iş, hayata geçirilecek çok proje olduğu için gün boyu adeta kendimi kovalıyorum ama kendime bir türlü yetişemiyorum.
Şu anda önümde yapmam gereken çok önemli projeler var.İşe ‘’Ali yat, uyu’’ cular gibi sarılsam 2-3 saatte bitecek ama huyum kurusun uyduruk proje yapmaya bir türlü alışamadım.Bizim gençlerin takip ettiği iki proje vardı.Geçen gün saat 22.00’de telefon edip ‘’Hocam, bu projeyi yarın sabaha istiyoruz.’’ dediler.Saat 23.00 bilgisayarın başına oturup saat 05.00 kadar çalıştım.Bitireyim derken uykudan başım düşmeye başladı. Mecburen telefonu saat 06.00’ya kurup 1 saat uyudum.Sonra da kalkıp projeyi tamamladım.
Sabah gençlere bozuntuya vermeden ‘’Gençler, iki yarım proje mi yoksa bir tane harika proje mi istersiniz?’’ dedim. ‘’Ağabey, bir tane olsun ama adam gibi olsun.’’ dediler.
Ben de ‘’O zaman projenin biri bitti ve çok harika oldu, gönderiyorum.’’ dedim.
İkincisi o günden beri hala bekliyor. Anlaşılan ilham perisi gelecek ve onu da bir oturuşta bitireceğiz galiba.
‘’Hocam, bunu bize neden anlatıyorsunuz ?’’ derseniz. Başladığım ve yarım kalmış yazı dizilerinin ikinci veya üçüncü bölümlerinin ne zaman yayınlanacağını şu anda ben de bilmiyorum.
Mesela şimdi kafam yorulmuştu ben de iş değiştirip şiir yazmaya geçtim. Sıcağı sıcağına,
dumanı tüterken ikram edeyim dedim. Dikkat edin lütfen, eliniz yanmasın !
ARTIK KARTALLAR UÇAR !
Mevsime bak , kış geliyor,
Benim gönlümse bahar.
Merak etme 10. köy,
Artık kartallar uçar.
BARAJLAR PATLADI!
Barajlar patladı,
Akıyor, durmaz sular.
Rüyalar kâbus oldu,
Tutmaz oldu uykular.
Yunus yüklü bulutlar,
Yağmur olup yağacak.
Ezberci zihniyeti
Yuvasında boğacak.
Mevlana’nın gözüyle
Bakan gözler gülecek.
Kış mevsimi bitecek ,
Yine bahar gelecek.
Sinan gibi projeyi
Çılgın gençler yapacak.
Zirvelere yuva yapıp
Semalarda uçacak.
Zaman tünelinden,
Hoca tekrar gelecek.
Gerçek dolu nüktelerle
Önyargıyı silecek.
Kartalların rüzgârıyla
Kaleleri uçacak.
Sahte kurtarıcılar
Deliklere kaçacak.
Türk Milleti büyüktür,
Yine büyük kalacak.
Öldük, bittik diyenler
Yine hava alacak.
Necip GÜVEN Eskişehir 14 Ekim 2009
4 Temmuz 2010 Pazar
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor
Sitemizin Sloganı : Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor
Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com
Blogumuz herkese açık olmakla birlikte temel müşteri kaynağı olarak anneleri seçmiştir.Bu konuda Abraham Lincoln'ün '' Dünyada okuduğum en güzel kitap nedir diye sordular. "Annem" adlı kitaptır dedim.'' sözünü çok beğeniyorum.
10 yıldır yaz, kış,cumartesi,pazar demeden çalışmama , çok önemli projelere imza atmama rağmen şimdilik istediğim sonuca ulaşamamın ik ana nedeni olduğunu gördüm.
Birincisi projelerimi anneler odaklı yapmam gerekirken resmi kurumlara kabul ettirmeye çalışarak boşuna zaman,para ve enerji kaybettim.
İkincisi de kişisel gelişimde batılı yazarların kitaplarına abartılı şekilde kapılarak ''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın hayat felsefelerine uzak kalmamdır.
Yaşadığım acı tecrübeler bunu tüm çıplaklığı ile ortaya koydu.Aslında çözüm ne kadar yakınımda imiş te kör olan benmişim.Evet, evet, çözüm anneler ve ana ayaklarını
''''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın hayat felsefesinin oluşturduğu kendi kültür zenginliğimizmiş.
Sohbet ettiğimiz bazı dostlarıma yeri geldiğinde şu itirafta bulunuyorum.''Arkadaşlar , ben Nasrettin Hoca'mızı keşfettim ama malesef 50 yaşında.Şu anda yaşım 55.
Yani bundan 5 yıl önce.Şimdi artık eğer anneler yeterli desteği verirse işimin artık eskisine göre çok kolay olduğunu biliyorum.Ben çok güzel ve şifalı suyu olan bir pınarım.
Benim pınarımın suyunun ana kaynağı benden yardım sisteyen annelerin ve çocukların her türlü paylaşımlarıdır.
Bundan sonra yeni çalışmalar yapmam , bu çalışmaları sürdürmem tamamen annelere bağlı.Lütfen bu sözlerimi yanlış anlamayın, nazlanıyor falan değilim.Çünkü annelerin desteği olmadıktan sonra istesem de sürdürmem mümkün olmaz.Ben de mecburen daha önceki ''Matematikle Barışıyorum'' ve '' Etkili ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem'' kitaplarına takılı kalır, yeni proje ve kitaplar üretemem.
Anneler ''Matematiği Sevdiren Adam'' adlı güzel ve şifalı suyu olan bir pınarın kurumaması için bu pınarı besleyin.Yani ''Matematik Soru Bankamıza'' yarım yapınız.
Bu gün 4 Temmuz pazar saat sabah 07.00.'ve ben çok sevinçliyim.Çünkü Antalya'dan Eczacı anne Hilal Özyurt ''Sevgili Necip GÜVEN ben Antalya'dan Hilal Özyurt.Oğlum Tarık bu sene 4.sınıfa geçti.Öğretmeni bu tür soruları ezbere anlattığı için anlayamadı.Tarık ya bunları oyunla ya da eğlenceli şekilde sizin yardımınızla bilginizle onun anlayabileceği şekilde anlatmak istiyorum. Ben nasıl yardımcı olabirim .Sizin desteğinizi bekliyorum.şimdiden teşekkür ediyorum
(Not:Soruların cevaplarını benim ve oğlumun anlayabileceği şekilde cevaplar mısınız? Çok sağolun.) notu ve altında da 9 soruluk bir liste gönderdi.Anlayacağınız müjdesini
'' Sitemizin Sloganı : Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor.Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com'' başlığı ile verdiğimiz ''Matematik Cevap Bankasına '' ilk yatırımı ''Antalya'dan Tarık oğlumuzun annesi Eczacı Hilal ÖZYURT Hanım yapmış bulunuyor.
Hilal Hanım , ilerleyen günlerde ve yıllarda ''Matematik Cevap Bankamıza'' yatırım yapmakla ne kadar isabetli bir yatırım yaptığını yaşayarak görecektir.Yani bu ticaretten hem hiala Hanım hem de ben çok karlı çıkacağım.Kısaca bu ticaretten ikimiz de çok karlı çıkacağız.İlerleyen günlerde çalışmalarımdan boş kaldıkça Hilal Hanım'ın gönderdiği 9 sorunun oyunlaştırılarak nasıl anlatılacağını gösteren senaryolu problem çözümlerini hem Hilal Hanım'a göndereceğim hem de ilerleyen günlerde açacak olduğum ''http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com'' adlı Bloğumda diğer annelerle paylaşacağım.
Eğitimci-Yazar Güven'den "Matematiğin Temelleri Ana Sınıfında Atılmalı" Tezi
Eğitimci-yazar Necip Güven, matematik öğretiminin temellerinin ana sınıfında atılmaya başlanması gerektiğini savundu.
Güven yaptığı açıklamada, öğrenmenin doğumla başlayıp, ölene kadar devam eden bir süreç olduğunu belirterek, "Yapılan araştırmalar, insanların hayatını yönlendiren bir çok alışkanlığın temelinin 0-5 yaş arasında atıldığını ortaya koydu. Üretici firmalar için müşteri denince hiç bir yaş sınırı yoktur. Reklamlarını yaparken, ürünlerinin hedef kitlesini tanımladıktan sonra reklamlarını bu profile göre dizayn etmektedirler. Örgün eğitim sistemlerinde ise, eğitim ve öğretimde plan ve programlar genellikle
ilköğretim birinci sınıfa göre şekillendirilmektedir. Bu ise, öğretimde ileriki yıllarda telafisi zor sıkıntılara yol açmaktadır. Özellikle matematik öğretiminde kreş ve ana sınıfında çocuklara uygun programlar geliştirilmediği için öğretilecek bilgiler biriktirilmekte ve okula başlar başlamaz çocuklara bu bilgiler birden alışılageldik yöntemlerle yoğun şekilde öğretilmeye çalışılmaktadır. Bu, hem çocukları dersten uzaklaştırmakta, hem de anne ve babaları psikolojik olarak sıkıntıya sokmaktadır"dedi.
"Matematik öğretiminin temelleri, en geç ana sınıfında atılmaya başlanmalıdır" diyen Necip Güven, şunları söyledi:
"Bu temellerin, klasik öğretim sistemlerine göre atılmasının mümkün olmayacağı eleştirisi getirilebilir. Böyle bir eleştiri, mevcut sisteme göre doğru bir eleştiridir. Ancak, çocukların bulundukları yaşlar dikkate alınarak müzik ve Oyun temelli öğretim yöntemleri uygulandığında, bu yaştaki çocukların öğrenemeyeceği düşünülen bir çok bilgiyi tecrübelerime dayanarak daha verimli şekilde verilebileceğine inanıyorum. Bana bu fırsat verildiğinde, bu tezimin doğruluğunu her platformda ispat etmeye hazırım.
Tezimi bu kadar kendime güvenle savunmamın ana sebebi kişisel değil, bir sistem savunmasıdır. Günlük hayatta yaptığımız işleri kolaylaştırıp zorlaştıran da aslında yalnız becerilerimizin eksikliği değil, çoğunlukla kullandığımız sistemlerin güçlü ya da zayıf oluşudur. Çocukların korkularının pekişmediği bu ilk yıllarda yapacağımız çocuk psikolojisine uygun öğretim sistemleri ile korkuların oluşması önlenip, matematiği sevdirmek mümkün olabilir. Bu teze karşı bunun bu zamana kadar yapılamadığı ileri
sürülebilir. Fakat bu, bundan sonra da yapılamayacağını göstermez. Günümüzden 40-50 yıl önceki mevcut sistemlerle yapılması imkansız ya da çok zor olan işler, yeni teknolojilerle daha kısa zamanda, daha az maddi imkanlarla ve daha kolay yapılmaktadır."
01.Kasım 2007
ÇOCUĞUMA MATEMATİĞİ OYUNLA ÖĞRETİYORUM
Türk toplumunda yıllardır matematik öğrenme ve öğretme bir sorun olagelmiştir. Bu eğitim sistemi içinde 45 yılını öğrenci ve öğretmen olarak geçirmiş bir sınıf öğretmeniyim. 45 yıl içinde yaşadıklarım bana matematik alanında yaşadığımız sorunların ana nedeninin zeka yetersizliği olmadığını göstermiştir.
2000 i yılların başında öğrencilik ve öğretmenlik tecrübelerim ve uzun araştırmalarım sonucunda bir eğitimci olarak çözüm için bir şeyler yapmam gerektiğini düşünerek matematik başarısızlığının anne-baba, öğrenci, öğretmen ve sistem yönünden yaşanan sorunları ortaya koyan "Matematikle Barışıyorum" kitabını yazarak kendi imkânlarımla bastırdım. 2004 yılından bu yana internette bana ulaşan anne-baba, öğrenci ve öğretmenlerin matematik öğretimine başlarken en çok çarpma öğretiminde ve buna bağlı olarak dört işlemde zorlandıklarına şahit oldum.Bu konuda yaptığım çalışmaları da 2009 yılı başında "Pratik Yöntemlerle Çarpma İşlemi Ve Dört İşlem" adında bir kitapçık haline getirerek paylaşıma sundum.
Bu konuda tüm matematik yaşantımızın temelinin ilkokul matematiği olduğu gerçeğinden yola çıkarak ilkokul matematik konularının ve problem çözümlerinin ezberden uzak , günlük hayatımızla bağlantı kurularak, konuların anlatımı ve problemlerin anlaşılması ve çözümünde yatan mantığın açıklandığı , anne- babaların ve çocukların ailede yaşadığı "Matematik İşkencesini" "Matematik Eğlencesine" dönüştürecek bir kılavuz kitap yazmayı düşünüyorum. Adını "Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum" olarak düşündüğüm bu kitapta istiyorum ki anne-babalar aradıklarını bulabilsinler, evlerde yaşadıkları matematik öğretimi ve öğrenimi sorunlarını aşabilsinler.Konu anlatımı ve problem çözümlerinde anlaşılmayan sorunları aşabilelim.
Bu çalışmanın anne-babaların sorunlarına çözüm olabilmesi için anne-babaların ilkokul matematik öğretiminde en çok hangi konu anlatımı ve problem çözümlerinde sıkıntı yaşadıklarını öğrenmek istiyorum.Daha sonra da bu konularda ürettiğim çözümlerin anne-babalar tarafından incelenerek ne kadar faydalı olduğunu test etmek istiyorum. Kısaca oluşturacağım kitapların anne-babaların dertlerine ilaç olması için desteğinize ihtiyaç duyuyorum.Ülkemizde yaşanan matematik sorunlarının toplumsal bir sorun olduğu için çözümünün de toplumun her katmanının katkılarıyla oluşacağını düşünüyorum.Sizlerin görüşleri ve destekleri olmadan yazılacak bir kitabın bir çok eksiği olacağını düşünüyorum. Bu sorun hepimizin sorunudur ancak elele verirsek çözebiliriz.Bilhassa halen ilkokullarda çocukları olan anne-babaların ve halen görevde olup bu sorunları yaşayan öğretmenlerin katkılarını bekliyor ve önemsiyorum. Eğitimci-
Yazar Necip GÜVEN / Eskişehir
-KOLAY MATEMATİĞİN FORMÜLÜ: GÜVEN: “KRİZDEN EĞİTİMLE ÇIKILIR”
Matematik öğretimi ve kolay çarpım tablosunu öğrenme üzerine çalışmaları olan ve “Matematiği Sevdiren Adam” olarak tanınan eğitimci-yazar Necip Güven memleketi Bozüyük’e gelerek açıklamalarda bulundu.
Öncelikle yazdığı kitaplar hakkında bilgi veren Güven “ilk kitabıma “matematikte yaşanan sorun yalnız bir öğrenci sorunu değil toplumsal sorundur ve çözümü de vardır. O halde çözümü de toplumsal olmalıdır” diyerek başladım. 2004 yılından bu yana “Matematikle Barışıyorum” adlı kitabıma yapılan değerlendirmeler bu tespitimin ne kadar yerinde olduğunu ortaya koydu. Toplumumuzun her kesiminden aldığım geri bildirimler Türk insanının aslında çok zeki olduğu ve matematikle barışmasının mümkün olduğunu ortaya koydu” dedi.
Bu değerli ve toplumun çeşitli kesimlerinden övgü ile bahsedilen çalışmanın ardından 2. aşamaya gelen Güven ilk kitapta yaptığı matematik konusundaki teşhisini geliştirerek tedavi ve operasyon aşamasına geldiğini, 2. kitabında matematikten soğutan ezber yöntemini çöpe attığını çarpım tablosunu ve bölmeyi yeni ve basit yöntemlerle öğrenmenin yollarını sunduğu “Etkili Ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem” adlı kitabını anlattı.
“İstediğimiz kadar çabalayalım, istediğimiz kadar kaynak harcayalım, Annelerin desteğini almayan hiçbir projenin en ufak bir başarı şansı yoktur” diyen Necip Güven tamamen anneleri merkez alan ve ilkokul mezunu annelerin dahi kolaylıkla faydalanabileceği , ana sınıfından 5.sınıfa kadar annelerin en zorlandığı konularda onlara kılavuz olacak “Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum” adlı 3. kitabımın startını vermiş bulunuyorum. Bu çalışmalarda annelerin tam desteğini sağladığımızda tüm dünyaya Türk çocuklarını ve gençlerinin neler başarmaya muktedir olduğunu göstereceğiz” dedi. 3. kitabıyla anne ve çocuk arasındaki matematik işkencesini matematik eğlencesine dönüştüreceğini iddia eden Güven “3. kitabımda matematiğin nasıl öğretilebileceğini anlatacağım ve ana sınıfından 5. sınıfa kadar olan matematik öğreniminde matematiği şarkı oyun ve eğlenceli uygulamalarla birlikte öğreteceğim” dedi.
“Biz çocukluğumuzda ve gençliğimizde Alman ve Japon mucizesini çok dinledik. Biz Türkler olarak onlardan daha iyisini, Türk mucizesini başaracak kapasitedeyiz. Çünki biz Mimar Sinan’ların, Yunus Emre, Mevlana ve Nasreddin Hoca’ların nesliyiz. Kartallar uçar, tavuklar kaçar” dedi. Ayrıca ülkemizde yaşanan krizlerin anahtarını eğitimde gören Güven “ krizden çıkmak için Türk Milletine mucize lazım. Bu mucizeyi de ancak eğitimciler başarabilir. Nasıl Fatih’lerin arkasında Akşemseddin’ler varsa yazılan her başarı destanının arkasında da mutlaka bir eğitimci vardır” diyen Güven içindeki matematiği sevdirme ve öğretme aşkının verdiği ilhamla yazdığı şiirlerinden de örnekler sundu.
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Matematik Öğretiminde ''Anadolu Açılımı''
Kütahya'ya gelen Eğitimci_yazar, emekli sınıf öğretmeni Necip GÜVEN, ünlü Türk büyükleri Mimar Sinan, Yunus Emre, Mevlana ve Nasrettin Hoca'yı model alarak oluşturduğu ''Anadolu Açılımı'' projesiyle çocukların ve gençlerin matematiği kolay öğrenmesini hedefliyor.
Emekli sınıf öğretmeni Necip Güven (54), 1999 yılında yapılan uluslararası matematik seviye belirleme sınavlarına Türkiye de dahil olmak üzere 38 ülkeden öğrencilerin katıldığını anımsattı. Bu sınavda matematikteki genel başarı sıralamasında 31'inci olan Türkiye'nin; Singapur, Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinin çok gerisinde kaldığını belirten Güven, OECD'nin 2000'den bu yana 3 yılda bir OECD ülkeleri ve diğer katılımcı ülkelerde Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı
(PISA) uygulamaları yürüttüğünü anlattı. Güven, 2006'da Türkiye'nin katılımcı 57 ülke arasında fende 44'üncü, matematikte 37'inci, okumada 43'üncü olarak OECD ülkeleri arasında sondan ikinci sırada yer aldığını söyledi.
Türkiye'nin matematik başarısının OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğuna dikkati çeken Güven, ''Ülkemizde eğitimdeki başarı düzeyini belirleyen en kapsamlı sınavlardan biri ÖSS'dir. 2007'deki ÖSS verilerine bakıldığında matematik alanında sıfır puan alanların sayısının önceki yıla göre 27 binlerden 47 binlere çıktığı görülmektedir'' dedi.
Güven, Türkiye'deki matematik başarısızlığının mazeretlerle açıklanamayacağını ifade ederek, ''Mazeretlere sığınıp mevcut durumu kabul ederek sineye çekmek yerine tüm mazeretleri ortadan kaldırmak için çözümlere odaklanmak gerektiğini'' bildirdi.
Necip Güven, daha önceki yıllarda öğrencilere matematiği sevdirmek için şiir ve deneme kitapları yazıp şarkı bestelediğini hatırlattı.
''Kolay matematik öğretimi'' konusunda son 10 yıldır yürüttüğü çalışmaları ''Anadolu Açılımı'' adıyla insanlara sunma aşamasına geldiğini anlatan Güven, bu projesinde anneleri önemli bir faktör olarak belirlediğini söyledi. Güven, eğitimcilerle öğrenciler arasında annelerin köprü görevi yapacağına işaret ederek, ''Anneler ilk öğretmenlerimizdir ve sorunlarda en çok acı çeken kitledir. Matematik dahil tüm eğitim ve öğretim sorunlarının çözümünde annelerin içinde yer almadığı çözümlerin başarıya ulaşma şansı yoktur. Bu sorunların bürokratik sistem içinde de çözülme şansı yoktur. Matematik sorunu ancak çözüme odaklanmış, toplumun her kesiminden gönüllü bireylerin yer aldığı takım çalışmaları sonucu çözülebilir. Tüm tarafların çözüm içinde etkin rol almadığı çalışmalarsa çocuklarımız, anneler ve eğitimciler arasında gidip gelen bir pinpon topuna döner" diye konuştu.
Güven, ''Anadolu Açılımı'' projesinde Mimar Sinan, Mevlana, Yunus Emre ve Nasrettin Hoca'nın yaşam felsefelerini baz alarak, onların başarıya ulaşmadaki inanç, kararlılık ve azimlerine dikkati çekmeye çalıştığını bildirdi.
Mimar Sinan'ın sürekli kendisini geliştirerek ustalık dönemi eserlerini 70 yaşından sonra ortaya koyduğunu belirten Güven, Türkiye'de insanların 50-60 yaşlarında emekli edilerek en verimli dönemlerinde sistem dışında kaldığını savundu. Edirne'deki Selimiye Camii'nin, Mimar Sinan'ın yaşamındaki zirvesi olduğunu dile getiren Güven, başarılı olmak isteyen her insanın kendisine böyle hedefler koyması gerektiğini bildirdi.
Yunus Emre'nin, ''Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz'' sözünü hatırlatan Güven, matematik eğitimcilerinin öğrencilerin işini kolay kılması halinde başarı merdivenlerinin tırmanılacağını anlattı.
Nasrettin Hoca'nın nüktedanlığı ve hazır cevaplılığıyla Türk insanının zekasını yansıttığını söyleyen Güven, ''Nasrettin Hoca, herkese, 'Haklısın' diyor. İnsanların inançları neyse yanlış da olsa ona inanmaya devam ederler. Matematiğe zor diyen bir öğrenciye bu iş zor gelir, motivasyonunu olumsuz etkiler. Biz matematiği kolay diye algılatırsak iş çözülür.
Mevlana'nın öğütleri, matematiğe güzel yanlarından bakmamızı sağlayabilir. Nasıl bakarsan öyle algılarsın. Matematiğe bakış açımızı Mevlana'nın
öğütlerine göre kurarsak başarı şansımız artar. İşte dört ünlü Türk büyüğümüzün yaşamından yola çıkarak oluşturduğumuz proje, çocuklara matematiği sevdirecek'' şeklinde konuştu.
12 Eylül 2009 Kütahya İHA
Matematiği Sevdiren Adam, Necip Güven Kimdir?
Necip GÜVEN,1955 yılında Bilecik ili Bozüyük ilçesi Yeşil çukurca köyünde doğdu. Babasının işi nedeniyle Kütahya’ya taşındılar. İlkokulda sık sık öğretmen değişikliği ve güvensizlik nedeniyle bir çok yeteneğinin farkına varamadı. Dördüncü sınıfın ikinci dönemi ve beşinci sınıfta ufak bir kıpırdanma görüldü.
Çok fırtınalı bir orta ve lise öğretimi sonunda liseden mezun olan yazarımız 1979 yılında üniversite sınavlarında eğitim enstitüsü sınıf öğretmenliği bölümünü kazandı.1981 yılında Burdur Eğitim Enstitüsü’nde sınıf öğretmeni olarak mezun oldu.
Sırasıyla Mardin, Gaziantep,Sivas,Bursa-İnegöl’de öğretmenlik yaptıktan sonra Eskişehir’e atandı.2007 Temmuz ayında resmi görevinden emekli oldu,ancak eğitimcilik son bulmayan bir meslek olduğu için halen aktif olarak eğitim hayatına devam ediyor.
1999 yılı Mart ayında bir radyo programında yazar Oğuz SAYGIN’ı tanıması hayatında bir dönüm noktası oldu. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen eski defterleri dürerek hayatında beyaz bir sayfa açtı.’’Negatif Limanlardan,Pozitif Sulara’’yol almaya başladı.Daha sonra yazar Alişan Kapaklıkaya ile tanışarak ‘’Pozitif Düşünce’’ kervanına katıldı.
2004 yılında “Matematikle Barışıyorum” adlı ilk kitabını çıkardı.Hem kitabı hazırlama sürecinde hem de kitabın yayınlanışının ardından matematik korkusu ve ve matematik eğitimi konusunda düşünceleri, deneyimleri ve endişeleri içeren bir çok okuyucu mektubu aldı.Matematik korkusunun ne kadar yaygın ve büyük bir problem olduğunu gözler önüne seren bu mektupların bir bölümüne “Matematikle Barışıyorum” kitabında yer veren Necip Güven,şimdi bu mektupları kişisel internet sitesinde derliyor.
2009 yılında "Pratik ve Etkili Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem" isimli ikinci kitabını yayınladı. Halen Eskişehir'de çalışmalarını devam ettiren Necip Güven, şu sıralarda www.matematigisevdirenadam.com sitesinde yeni yazılarını yayınlamaya devam ediyor.
Necip Güven'le yapılan uzun bir ropörtaj..
Direk konuya girelim. Hocam matematik sizce zor bir ders mi?
Bana göre ''Matematik Dersi Zordur.'' ifadesi gibi ''Matematik Dersi Kolaydır. '' demekte yanlıştır.Bu ifadeler resmin bütününü algılamamıza engel oluyor.Bu ifadeler şuna benziyor. 10 katlı bir apartmanın önüne gelip ''Bu apartmanın10 katına çıkmak kolaydır veya zordur.'' demek gibidir. Ama şöyle dersek iş değişir.''Bu apartmanın 10. katına merdivenle çıkmak zordur ama aynı yere asansörle çıkmak çok kolaydır.'' Yani kurduğumuz cümlelerde resmin bütününü ortaya koyup ona göre cümle kurmalıyız.
Cümleyi ''Matematik dersini yıllardır dedem zamanından kalma bayatlamış, modası geçmiş ezberci yollarla öğretmek ve öğrenmek çok zordur.'' şeklinde kurarsanız bu cümlenin altına ''Çok doğru'' diyerek 100 tane imza atabilirim.''Matematik dersi kolay bir derstir.'' ifadesini de ''Matematik dersi işini çok iyi bilen ve seven öğretmenler tarafından ezberciliğin dışına çıkarak ilginç yöntem ve yollarla öğretilirse kolay bir ders haline gelir.'' derseniz bu cümlenin de altına ''Çok doğru '' diye 100 tane imza atabilirim.
Mesela ben bir sınıf öğretmeniyim bu yüzden daha çok ilk okul matematiği üzerinden örnek vermem doğru olur.Bana '' Hocam, matematik dersi bana çok zor geliyor.'' diyen anne-babalara ''Haklısınız, sizin yöntemlerinize göre hakikaten zor ama benim kullandığım yöntemlere göre ise hem zevkli hem de kolay diyorum.Ders aynı ders fark nerede sorusuna ''Karşınızdaki matematik dağına siz bir dağcı gibi tırmanmaya çalışırken ben aynı dağa uzun yıllara dayanan tecrübe ve deneyimlerimle yaptığım ''Matematik teleferikleriyle'' hiç zorlanmadan '' ulaşıyorum diyorum.
Sizlere soruyorum,''Uludağ’a kayak yapmak için giderken tırmanmayı mı yoksa teleferikle ulaşma seçeneğini mi tercih edersiniz ?
Yani doğru çalışma tekniklerini kullananlar için kolay bir ders..
Şimdi ''Matematik Dersi '' ile ilgili şu gerçekleri de ifade edelim.
Dersi ve öğretmenini seven için ''Matematik Dersi'' kolay iken sevmeyen için zordur.
Temeli sağlam bir öğrenciye matematik dersi kolayken temeli iyi olmayan öğrenci için zor bir derstir.
Formüllerin mantığını kavramış bir öğrenci için kolay bir ders olan matematik formüllerin mantığını bilmeyen ''Formül Ezbercileri '' için çok zor bir derstir.
Sistemli çalışan bir öğrenci için kolay olan matematik dersi, sınavdan sınava ders çalışan bir öğrenci için hakikaten zor bir derstir.
Olumsuz ön yargıları olan bir öğrenci için zor olan matematik olumlu düşünen kimseler için o kadar zor değildir.
Hocam,peki www.matematigisevdirenadam.com sitesi neden açıldı?
Sitemizin en önemli amacı insanlara yalnız matematik öğretmek değil, insanları matematiği öğrenmeye hazır hale getirmektir.
Bu söylediklerimiz bizim matematik konusundaki projelerimizin olmadığı şeklinde yorumlanmamalı: çünkü öğrenmeye hazır olmayan bir insan kapağı kapalı bir şişeye benzer; onu doldurmak için dökeceğimiz sular hep yerlere dökülecektir.
Ayrıca diğer amacımız yalnız öğreten bir organizasyon değil, hem öğreten öğrenirken de öğrenen bir organizasyon olmaktır.
Biz yalnız alan değil; aldıklarını inceleyen, işleyen,yorumlayan, geliştiren, üreten, ürettiklerini paylaşan, paylaştıkları ile karşısındakileri de üretmeye teşvik eden bireyler haline gelmek istiyoruz.
Biz her şeyi bildiğimiz iddia etmiyoruz. Ancak bilgilerimizi paylaşırsak birlikte gelişeceğimizi düşünüyoruz. İki elmamızdan birini size verirsek bizim bir, sizin de bir elmanız olur. Sizin ve bizim birer bilgimiz olur ve paylaşırsak sizinde bizimde ikişer bilgimiz olur. Maddi şeyler paylaşıldıkça azalırken, bilgi aksine paylaşıldıkça artar.
Bizim sitemizin müdavimleri öyle üretken olmalı ki bir süre sonra bizim ürettiklerimizden daha güzel, daha ileri çalışmalara imza atsınlar.
Sizin bir de hem sözlerini yazdığınız hem bestesini yaptığınız "Matematik Şarkılarınız" var. Matematik ve müzik ne alaka?
Açıklayayım.Arkadaşlar yapılan bilimsel araştırmalarda müziğin öğretimde mucizevi sonuçları ortaya çıktı.Şu benim ''Matematik ve motivasyon'' şarkıları çalışmama destek verin dememe rağmen kulak asılmadı.Bakalım müzik hayata hangialanlarda çok kullanılıyor.
1-Sporda : Kocaman, kocaman adamlar takımlarının marşlarıyla coşuyor, şovlar yapıyorlar.
2-Dini duyguları telkinde ( özgün müzik, ilahi ) müzik sıkça kullanılıyor.
3-Eğlencede : Çocuklara eğitim ve öğretim amaçlı müzik yapmamız için yardım etmeyen kocaman ve kodaman adamlarımız ''Manda yuva yapmış söğüt dalına'' türküsünü duyunca yerinde duramayıp piste fırlıyor.
4-Tıpta : Ruhsal sorunlarda ve otistik çocukların tedavisinde.
5-Reklamlarda ürünleri tüketiciye pazarlamak için.Amaçlarına fazlasıyla ulaşıyorlar da...
6-Seçimlerde partiler seçmeni tavlamak ve avlamak için müziği araç olarak sonuna kadar kullanıyorlar.
Bu kadar alanda kullanılan müzik matematikle dargın mı acaba? Siz hiç matematikten bahseden bir şarkı duydunuz mu? Bir dakika özür dilerim.Var, tamam var! ''Kendimden kendimi çıkardım.Sıfır kalmaz.Matematik yalan söylüyor hocam.'' Tuh ! Bir tane var , o da matematiği kötülüyor.
Ben ve benim gibi deli olan asistanımla birlikte bir çok matematik ve motivasyon şarkısından (sınrlı imkanlarımız yüzünden) ancak üç tanesini müzikal (Silkiniş Türküsü, Süper Çocuklar ve Sayı Treni şarkıları) hale getirebildik.
Hocam, bu kadar uğraş neden? Nereye koşuyorsunuz?
Hayatın her bölümünde farkında olalım veya olmayalım bazı dersler çıkarırız.Çıkardığımız bu derslerden en önemlileri farkında olarak çıkardığımız derslerdir.Bu açıdan ele alırsak hayatımda en önemli kararları almaya ve gereken adımları atmaya başlamam 1999 Yılında Hocam Oğuz SAYGIN'la tanışmamdan sonradır.Eğer o gün o adımları atmamış olsaydım bu gün ne ''Matematikle Barışıyorum'' kitabı, ne Web sitesi ne de matematik projelerim olurdu.
Hiç bir zaman kısa zamanda para kazanıp zengin olma gibi bir düşünceye kapılmadım.
O şekilde düşünenleri de kendimce ''KABAKÇI '' düşünce olarak gördüm.Kabağı ekersiniz 3ay sonra toplar ve satarsınız.Ertesi yıl tekrar eker tekrar satarssınız.Bu böylece sürüp gider.Fakat ceviz fidanı dikerseniz bu fidan 5-6 hizmetten sonra ancak yavaş yavaş meyve vermeye başlar.Kısaca meyvelerini toplamak için biraz sabır ve bakım gerektirir.
Bir kitapta okuduğum sözü adeta beynime kazmıştım. O sözde ana fikir olarak şöyle diyordu.''Çalıştığınız bir işte kazandığınızdan fazla üretmeye devam ederseniz bir gün ürettiğiniz kadar kazanmaya başlarsınız.'' diyordu.Bu yüzden, hiçbir zaman halk diliyle ''Bu kadar ekmeğe ancak bu kadar köfte olur.'' demedim.
Hedefiniz mevcut eğitim pastasından pay kapmak mıdır?
Hayır .Çünkü şu anda mevcut milli geliri çok yetersiz buluyorum.Hedefim, mevcut pastadan pay kapmak değil pastayı Türk milletine yaraşır şekilde büyütmeye katkıda bulunmaktır.Hiç bir zaman para, para, para demedim.Parolam, her zaman para+dua olmuştur. Eğer benden hizmet satın alan kişinin bana verdiği parada gözü varsa ben o parayı hak etmemişim olurum diye düşünüyorum.Bu yüzden benden kitap alıpta verdiğim paranın karşılığını alamadım diyenler kitabı iade edip paralarını geri istemelidirler.
Hedefleriniz nelerdir?
Bu soruya cevabım, Türk çocukları ve gençleriyle birlikte dünya çapında projeler imza atmaktır.Dünya çapında olamayan hedef ve projeleri hiç dikkate almıyorum.
Bu hedeflere ulaşacağınıza inanıyor musunuz?
Evet, tüm benliğimle inanıyorum.
Bu hedeflere ulaşmak çok zor hatta imkansız değil mi?
Hayır.. Çünkü ben şöyle düşünüyorum. '' Tepeleri hedefleyenler için dağlar aşılması imkansız olabilir fakat ufukları hedefleyenler için tepeler ve dağlar aşılması gereken sıradan birer engeldir. Unutmayalım ki, inanılmaz işleri ancak inananlar başarır.
Eğitimci-yazar Necip GÜVEN Eskişehir
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
İNTERNETTE Necip Güven ve Çalışmaları
Ana Web Sitemiz: www.matematigisevdirenadam.com
Eski Sitemiz: matematigisevdirenadam.wordpress.com
Facebokk: Matematiği Sevdiren Adam
Şu Anda Açık Olan Bloglarımız ( Daha sonra açılanlardan haberdar edeceğim.Necip GÜVEN)
1.necipguven.blogspot.com (Necip Güven'den Makaleler ve Paylaşımlar)
2.tekerlemelicarpimtablosu.blogspot.com
3.carpimtablosuoyunlari.blogspot.com
4.carpimtablosuezberinehayir.blogspot.com
5.kolaycarpimtablosu.blogspot.com
6.zevklicarpimtablosuogrenme.blogspot.com
7.carpimtablosuezberleme.blogspot.com
8.matematiklebaristim.blogspot.com
9.carpimtablosunasilezberlenir.blogspot.com
10.matematiktemelimyok.blogspot.com
Yazılarımızın Yayınlandığı Bazı Siteler
1-www.nevvalsevindi.com/oku ( Kültür Bölümü ) Matematik Eğitim Ana sınıfında Başlamlıdır )
2-www.hikayeler.net (Makale Ve Şiirler )
3-www.turkpdr.com ( Üyelerimizin Yazıları Bölümünde )
4-http://www.sehirgazetesi.com.tr (Matematiği sevdiren adam ve Hacivat-Karagöz 8 Mayıs 2010 )
5-http://www.bilinclianne.com (Editörden Köşesi Müzik Matematik Ve Oyun 03,06,2009
6-www.yorumcuyuz.net ( Eğitim-Öğretim Matematik bölümündeki ‘’matematiği sevdiren adam’’ adı altında yazdığım yazılar ))
Annelere Sesleniş ! ( Şiir )
‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’
ANNELERE SESLENİŞ !
Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.
Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.
Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.
Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.
Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.
Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.
Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.
Necip Güven 19 Ekim 2009
Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....
Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN
Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA
Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.
BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-
http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-
Yetti Artık Canımıza '' Çarpım Tablosu Şiiri ''
Çarpım tablosu,
Çarpım tablosu dediniz,
Başımızın etini yediniz.
Bela oldu başımıza,
Yetti artık canımıza.
Başımızda nöbet bekler büyükler,
Sırtımızda sanki tonlarca yükler.
Oyun hakkımızı elimizden aldınız,
Oyuna doyamadık.
Kırdığınız yumurta bini geçti,
Çoğunu sayamadık.
Çarpılan çarpım tablosu mu
Yoksa biz mi anlamadık.
Boşa gitti tüm emekler,
Arabalar, bebekler hep bizi bekler.
******************
Çarpım tablosu,
Çarpım tablosu dediniz,
Başımızın etini yediniz.
Bela oldu başımıza,
Yetti artık canımıza.
Ya bu işin kolayını bulun,
Ya da başımızdan yok olun.
Boş yere günlerce bize kızdınız,
Ufacık çocuklara mezar kazdınız.
Hatanızın suçunu bize yıktınız,
Streslere sokup, canımızı yaktınız.
Başımızda nöbet bekler büyükler,
Sırtımızda sanki tonlarca yükler.
Oyun hakkımızı elimizden aldınız,
Oyuna doyamadık.
Kırdığınız yumurta bini geçti,
Çoğunu sayamadık.
Çarpılan çarpım tablosu mu
Yoksa biz mi anlamadık.
Boşa gitti tüm emekler,
Arabalar, bebekler hep bizi bekler.
Necip GÜVEN Eskişehir 21 Temmuz 2008
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
Matematik Yolları Dar
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Matematik dersini
Başa bela yaptınız.
Yeni yöntem bulmayıp
Suçu bize yıktınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Dünya hızla giderken
Siz frene bastınız.
Notu bir silah yapıp
Öğrenciyi astınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Bilimlerin şahını
Kara bela yaptınız.
Çözmek varken sorunu
Çıkmaz yola saptınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Cem Yılmaz'ın ağzına
Bizi sakız ettiniz.
Boş nutuklar çekerek
İşinize gittiniz.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Bu kocaman kartalın
Kanadını yoldunuz.
Şimdi oldun bir tavuk
Diye ona güldünüz.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projeler var...
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projemiz var...
Söz : Necip GÜVEN 10 Mayıs 2008 Eskişehir
Beste : Evreşe Yolları Dar ( Anonim )
Matematiği Sevdiren Adam
Sevdiren Hoca’nın gönlü zengindir,
Başarı sağlayan ancak dengindir.
Hoca kitapları tarayıp durdu ,
Size anlaşılır çözümler kurdu.
Ezberci çözümlerle iyi sonuç alınmaz,
Düzen bozuk ise o saz çalınmaz.
Dersin anahtarı kitaplarda var,
Sunduğu kolaylıklar size olur yar.
Gizemli kitapta her şey bellidir,
Problemin hali bir kaç yolludur.
Oyunla anlatır bu dersi Hoca,
Çılgınca uğraşır hedefi yüce.
Matematik bize candan dost olur,
Sevip kucak açan zordan kurtulur.
Başarı kişinin beyninde gizli,
Bu gizi çözenin çabası hızlı.
Korkunun ecele faydası yoktur,
Çözümü anlayıp ders alan çoktur.
Hoş bir seda ile seslenip durur,
Oyunla, müzikle hedefi bulur.
Gelin ey Veli’ler, sevgi serelim,
Gelişmiş fidandan güller derelim.
Bayrağı yükseklere dikecek gücün var
Sana destek oğlum, kızım, bacın var.
Sabri DİL (Mestani) Eskişehir 11 Ağustos 2009
AŞKIMIZ MATEMATİK!
Sendeki güzelliği görmeyenler utansın,
Anlat ki hünerini cümle alem uyansın.
Seni kötü makyajla öyle çirkin yaptılar
Kıymetini bilmeyip bir kenara attılar.
Güya sana küsüp, kızıp ta darılırlar
Zengin olma hülyasıyla sayısala sarılırlar.
Bilmezler ki zaman sensin, itiraf etmiyorlar.
Hem sana küsüyorlar, bırakıp gitmiyorlar.
Şiirin temelisin, müzik senle yoğrulur,
Sistemlere bakılmaz, hesap senden sorulur.
Nefret edenlere nasıl anlatsam seni,
Makyajını silip te göstersem güzelliğini.
Ezberin kuyusuna Yusuf gibi attılar,
Suçları yokmuş gibi rahat rahat yattılar.
Dişini sık güzelim, kurtarmaya az kaldı,
Söyle güzel yüzüne karaları kim çaldı ?
Kraliçelik tahtın hazır seni bekliyor,
Bilimlerin şahını çok özledik gel diyor.
Kıymetini öğrendik, baş köşeye koyacağız,
Sana olan sevdamızı ülkemize yayacağız.
Necip GÜVEN Eskişehir 24 Şubat 2009
MATEMATİKLE BARIŞIYORUM
İlkokulda seni karşımda buldum,
Korkudan yıkıldım, sararıp soldum.
Korkumun ilacıyla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Modern matematik dedin uyuttun beni,
Rüyamda bile korkuttun beni.
Yeni yöntemlerle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Vereme bile çare bulundu,
Matematik ise bir kenara konuldu.
Gerçek matematikle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Olmaz denen Bolu Dağı delindi,
Korkularım birer birer silindi.
Pırıl pırıl zekâmla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Neye inanırsam kaderim oymuş,
Korkular virüsü beynime koymuş.
Anti-virüs programlarıyla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Sana giden yollar bir tek değil çok imiş,
Bu konuda benim fikrim yok imiş.
Patikadan çıktım, otobanla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Ezberdir diyerek sana çamur attılar,
Suçu sana yıkıp rahat rahat yattılar.
Ezbersiz yöntemlerle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Film bitti artık ezber bozuldu,
Bunun için ne destanlar yazıldı.
İçimdeki gerçek güçle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Atalarımın izinden gitmeliyim,
Zirveye bayrağı dikmeliyim.
Kararlıyım dünya ile yarışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Necip GÜVEN Eskişehir 14 Ağustos 2009
Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com
Blogumuz herkese açık olmakla birlikte temel müşteri kaynağı olarak anneleri seçmiştir.Bu konuda Abraham Lincoln'ün '' Dünyada okuduğum en güzel kitap nedir diye sordular. "Annem" adlı kitaptır dedim.'' sözünü çok beğeniyorum.
10 yıldır yaz, kış,cumartesi,pazar demeden çalışmama , çok önemli projelere imza atmama rağmen şimdilik istediğim sonuca ulaşamamın ik ana nedeni olduğunu gördüm.
Birincisi projelerimi anneler odaklı yapmam gerekirken resmi kurumlara kabul ettirmeye çalışarak boşuna zaman,para ve enerji kaybettim.
İkincisi de kişisel gelişimde batılı yazarların kitaplarına abartılı şekilde kapılarak ''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın hayat felsefelerine uzak kalmamdır.
Yaşadığım acı tecrübeler bunu tüm çıplaklığı ile ortaya koydu.Aslında çözüm ne kadar yakınımda imiş te kör olan benmişim.Evet, evet, çözüm anneler ve ana ayaklarını
''''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın hayat felsefesinin oluşturduğu kendi kültür zenginliğimizmiş.
Sohbet ettiğimiz bazı dostlarıma yeri geldiğinde şu itirafta bulunuyorum.''Arkadaşlar , ben Nasrettin Hoca'mızı keşfettim ama malesef 50 yaşında.Şu anda yaşım 55.
Yani bundan 5 yıl önce.Şimdi artık eğer anneler yeterli desteği verirse işimin artık eskisine göre çok kolay olduğunu biliyorum.Ben çok güzel ve şifalı suyu olan bir pınarım.
Benim pınarımın suyunun ana kaynağı benden yardım sisteyen annelerin ve çocukların her türlü paylaşımlarıdır.
Bundan sonra yeni çalışmalar yapmam , bu çalışmaları sürdürmem tamamen annelere bağlı.Lütfen bu sözlerimi yanlış anlamayın, nazlanıyor falan değilim.Çünkü annelerin desteği olmadıktan sonra istesem de sürdürmem mümkün olmaz.Ben de mecburen daha önceki ''Matematikle Barışıyorum'' ve '' Etkili ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem'' kitaplarına takılı kalır, yeni proje ve kitaplar üretemem.
Anneler ''Matematiği Sevdiren Adam'' adlı güzel ve şifalı suyu olan bir pınarın kurumaması için bu pınarı besleyin.Yani ''Matematik Soru Bankamıza'' yarım yapınız.
Bu gün 4 Temmuz pazar saat sabah 07.00.'ve ben çok sevinçliyim.Çünkü Antalya'dan Eczacı anne Hilal Özyurt ''Sevgili Necip GÜVEN ben Antalya'dan Hilal Özyurt.Oğlum Tarık bu sene 4.sınıfa geçti.Öğretmeni bu tür soruları ezbere anlattığı için anlayamadı.Tarık ya bunları oyunla ya da eğlenceli şekilde sizin yardımınızla bilginizle onun anlayabileceği şekilde anlatmak istiyorum. Ben nasıl yardımcı olabirim .Sizin desteğinizi bekliyorum.şimdiden teşekkür ediyorum
(Not:Soruların cevaplarını benim ve oğlumun anlayabileceği şekilde cevaplar mısınız? Çok sağolun.) notu ve altında da 9 soruluk bir liste gönderdi.Anlayacağınız müjdesini
'' Sitemizin Sloganı : Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor.Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com'' başlığı ile verdiğimiz ''Matematik Cevap Bankasına '' ilk yatırımı ''Antalya'dan Tarık oğlumuzun annesi Eczacı Hilal ÖZYURT Hanım yapmış bulunuyor.
Hilal Hanım , ilerleyen günlerde ve yıllarda ''Matematik Cevap Bankamıza'' yatırım yapmakla ne kadar isabetli bir yatırım yaptığını yaşayarak görecektir.Yani bu ticaretten hem hiala Hanım hem de ben çok karlı çıkacağım.Kısaca bu ticaretten ikimiz de çok karlı çıkacağız.İlerleyen günlerde çalışmalarımdan boş kaldıkça Hilal Hanım'ın gönderdiği 9 sorunun oyunlaştırılarak nasıl anlatılacağını gösteren senaryolu problem çözümlerini hem Hilal Hanım'a göndereceğim hem de ilerleyen günlerde açacak olduğum ''http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com'' adlı Bloğumda diğer annelerle paylaşacağım.
Eğitimci-Yazar Güven'den "Matematiğin Temelleri Ana Sınıfında Atılmalı" Tezi
Eğitimci-yazar Necip Güven, matematik öğretiminin temellerinin ana sınıfında atılmaya başlanması gerektiğini savundu.
Güven yaptığı açıklamada, öğrenmenin doğumla başlayıp, ölene kadar devam eden bir süreç olduğunu belirterek, "Yapılan araştırmalar, insanların hayatını yönlendiren bir çok alışkanlığın temelinin 0-5 yaş arasında atıldığını ortaya koydu. Üretici firmalar için müşteri denince hiç bir yaş sınırı yoktur. Reklamlarını yaparken, ürünlerinin hedef kitlesini tanımladıktan sonra reklamlarını bu profile göre dizayn etmektedirler. Örgün eğitim sistemlerinde ise, eğitim ve öğretimde plan ve programlar genellikle
ilköğretim birinci sınıfa göre şekillendirilmektedir. Bu ise, öğretimde ileriki yıllarda telafisi zor sıkıntılara yol açmaktadır. Özellikle matematik öğretiminde kreş ve ana sınıfında çocuklara uygun programlar geliştirilmediği için öğretilecek bilgiler biriktirilmekte ve okula başlar başlamaz çocuklara bu bilgiler birden alışılageldik yöntemlerle yoğun şekilde öğretilmeye çalışılmaktadır. Bu, hem çocukları dersten uzaklaştırmakta, hem de anne ve babaları psikolojik olarak sıkıntıya sokmaktadır"dedi.
"Matematik öğretiminin temelleri, en geç ana sınıfında atılmaya başlanmalıdır" diyen Necip Güven, şunları söyledi:
"Bu temellerin, klasik öğretim sistemlerine göre atılmasının mümkün olmayacağı eleştirisi getirilebilir. Böyle bir eleştiri, mevcut sisteme göre doğru bir eleştiridir. Ancak, çocukların bulundukları yaşlar dikkate alınarak müzik ve Oyun temelli öğretim yöntemleri uygulandığında, bu yaştaki çocukların öğrenemeyeceği düşünülen bir çok bilgiyi tecrübelerime dayanarak daha verimli şekilde verilebileceğine inanıyorum. Bana bu fırsat verildiğinde, bu tezimin doğruluğunu her platformda ispat etmeye hazırım.
Tezimi bu kadar kendime güvenle savunmamın ana sebebi kişisel değil, bir sistem savunmasıdır. Günlük hayatta yaptığımız işleri kolaylaştırıp zorlaştıran da aslında yalnız becerilerimizin eksikliği değil, çoğunlukla kullandığımız sistemlerin güçlü ya da zayıf oluşudur. Çocukların korkularının pekişmediği bu ilk yıllarda yapacağımız çocuk psikolojisine uygun öğretim sistemleri ile korkuların oluşması önlenip, matematiği sevdirmek mümkün olabilir. Bu teze karşı bunun bu zamana kadar yapılamadığı ileri
sürülebilir. Fakat bu, bundan sonra da yapılamayacağını göstermez. Günümüzden 40-50 yıl önceki mevcut sistemlerle yapılması imkansız ya da çok zor olan işler, yeni teknolojilerle daha kısa zamanda, daha az maddi imkanlarla ve daha kolay yapılmaktadır."
01.Kasım 2007
ÇOCUĞUMA MATEMATİĞİ OYUNLA ÖĞRETİYORUM
Türk toplumunda yıllardır matematik öğrenme ve öğretme bir sorun olagelmiştir. Bu eğitim sistemi içinde 45 yılını öğrenci ve öğretmen olarak geçirmiş bir sınıf öğretmeniyim. 45 yıl içinde yaşadıklarım bana matematik alanında yaşadığımız sorunların ana nedeninin zeka yetersizliği olmadığını göstermiştir.
2000 i yılların başında öğrencilik ve öğretmenlik tecrübelerim ve uzun araştırmalarım sonucunda bir eğitimci olarak çözüm için bir şeyler yapmam gerektiğini düşünerek matematik başarısızlığının anne-baba, öğrenci, öğretmen ve sistem yönünden yaşanan sorunları ortaya koyan "Matematikle Barışıyorum" kitabını yazarak kendi imkânlarımla bastırdım. 2004 yılından bu yana internette bana ulaşan anne-baba, öğrenci ve öğretmenlerin matematik öğretimine başlarken en çok çarpma öğretiminde ve buna bağlı olarak dört işlemde zorlandıklarına şahit oldum.Bu konuda yaptığım çalışmaları da 2009 yılı başında "Pratik Yöntemlerle Çarpma İşlemi Ve Dört İşlem" adında bir kitapçık haline getirerek paylaşıma sundum.
Bu konuda tüm matematik yaşantımızın temelinin ilkokul matematiği olduğu gerçeğinden yola çıkarak ilkokul matematik konularının ve problem çözümlerinin ezberden uzak , günlük hayatımızla bağlantı kurularak, konuların anlatımı ve problemlerin anlaşılması ve çözümünde yatan mantığın açıklandığı , anne- babaların ve çocukların ailede yaşadığı "Matematik İşkencesini" "Matematik Eğlencesine" dönüştürecek bir kılavuz kitap yazmayı düşünüyorum. Adını "Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum" olarak düşündüğüm bu kitapta istiyorum ki anne-babalar aradıklarını bulabilsinler, evlerde yaşadıkları matematik öğretimi ve öğrenimi sorunlarını aşabilsinler.Konu anlatımı ve problem çözümlerinde anlaşılmayan sorunları aşabilelim.
Bu çalışmanın anne-babaların sorunlarına çözüm olabilmesi için anne-babaların ilkokul matematik öğretiminde en çok hangi konu anlatımı ve problem çözümlerinde sıkıntı yaşadıklarını öğrenmek istiyorum.Daha sonra da bu konularda ürettiğim çözümlerin anne-babalar tarafından incelenerek ne kadar faydalı olduğunu test etmek istiyorum. Kısaca oluşturacağım kitapların anne-babaların dertlerine ilaç olması için desteğinize ihtiyaç duyuyorum.Ülkemizde yaşanan matematik sorunlarının toplumsal bir sorun olduğu için çözümünün de toplumun her katmanının katkılarıyla oluşacağını düşünüyorum.Sizlerin görüşleri ve destekleri olmadan yazılacak bir kitabın bir çok eksiği olacağını düşünüyorum. Bu sorun hepimizin sorunudur ancak elele verirsek çözebiliriz.Bilhassa halen ilkokullarda çocukları olan anne-babaların ve halen görevde olup bu sorunları yaşayan öğretmenlerin katkılarını bekliyor ve önemsiyorum. Eğitimci-
Yazar Necip GÜVEN / Eskişehir
-KOLAY MATEMATİĞİN FORMÜLÜ: GÜVEN: “KRİZDEN EĞİTİMLE ÇIKILIR”
Matematik öğretimi ve kolay çarpım tablosunu öğrenme üzerine çalışmaları olan ve “Matematiği Sevdiren Adam” olarak tanınan eğitimci-yazar Necip Güven memleketi Bozüyük’e gelerek açıklamalarda bulundu.
Öncelikle yazdığı kitaplar hakkında bilgi veren Güven “ilk kitabıma “matematikte yaşanan sorun yalnız bir öğrenci sorunu değil toplumsal sorundur ve çözümü de vardır. O halde çözümü de toplumsal olmalıdır” diyerek başladım. 2004 yılından bu yana “Matematikle Barışıyorum” adlı kitabıma yapılan değerlendirmeler bu tespitimin ne kadar yerinde olduğunu ortaya koydu. Toplumumuzun her kesiminden aldığım geri bildirimler Türk insanının aslında çok zeki olduğu ve matematikle barışmasının mümkün olduğunu ortaya koydu” dedi.
Bu değerli ve toplumun çeşitli kesimlerinden övgü ile bahsedilen çalışmanın ardından 2. aşamaya gelen Güven ilk kitapta yaptığı matematik konusundaki teşhisini geliştirerek tedavi ve operasyon aşamasına geldiğini, 2. kitabında matematikten soğutan ezber yöntemini çöpe attığını çarpım tablosunu ve bölmeyi yeni ve basit yöntemlerle öğrenmenin yollarını sunduğu “Etkili Ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem” adlı kitabını anlattı.
“İstediğimiz kadar çabalayalım, istediğimiz kadar kaynak harcayalım, Annelerin desteğini almayan hiçbir projenin en ufak bir başarı şansı yoktur” diyen Necip Güven tamamen anneleri merkez alan ve ilkokul mezunu annelerin dahi kolaylıkla faydalanabileceği , ana sınıfından 5.sınıfa kadar annelerin en zorlandığı konularda onlara kılavuz olacak “Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum” adlı 3. kitabımın startını vermiş bulunuyorum. Bu çalışmalarda annelerin tam desteğini sağladığımızda tüm dünyaya Türk çocuklarını ve gençlerinin neler başarmaya muktedir olduğunu göstereceğiz” dedi. 3. kitabıyla anne ve çocuk arasındaki matematik işkencesini matematik eğlencesine dönüştüreceğini iddia eden Güven “3. kitabımda matematiğin nasıl öğretilebileceğini anlatacağım ve ana sınıfından 5. sınıfa kadar olan matematik öğreniminde matematiği şarkı oyun ve eğlenceli uygulamalarla birlikte öğreteceğim” dedi.
“Biz çocukluğumuzda ve gençliğimizde Alman ve Japon mucizesini çok dinledik. Biz Türkler olarak onlardan daha iyisini, Türk mucizesini başaracak kapasitedeyiz. Çünki biz Mimar Sinan’ların, Yunus Emre, Mevlana ve Nasreddin Hoca’ların nesliyiz. Kartallar uçar, tavuklar kaçar” dedi. Ayrıca ülkemizde yaşanan krizlerin anahtarını eğitimde gören Güven “ krizden çıkmak için Türk Milletine mucize lazım. Bu mucizeyi de ancak eğitimciler başarabilir. Nasıl Fatih’lerin arkasında Akşemseddin’ler varsa yazılan her başarı destanının arkasında da mutlaka bir eğitimci vardır” diyen Güven içindeki matematiği sevdirme ve öğretme aşkının verdiği ilhamla yazdığı şiirlerinden de örnekler sundu.
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Matematik Öğretiminde ''Anadolu Açılımı''
Kütahya'ya gelen Eğitimci_yazar, emekli sınıf öğretmeni Necip GÜVEN, ünlü Türk büyükleri Mimar Sinan, Yunus Emre, Mevlana ve Nasrettin Hoca'yı model alarak oluşturduğu ''Anadolu Açılımı'' projesiyle çocukların ve gençlerin matematiği kolay öğrenmesini hedefliyor.
Emekli sınıf öğretmeni Necip Güven (54), 1999 yılında yapılan uluslararası matematik seviye belirleme sınavlarına Türkiye de dahil olmak üzere 38 ülkeden öğrencilerin katıldığını anımsattı. Bu sınavda matematikteki genel başarı sıralamasında 31'inci olan Türkiye'nin; Singapur, Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinin çok gerisinde kaldığını belirten Güven, OECD'nin 2000'den bu yana 3 yılda bir OECD ülkeleri ve diğer katılımcı ülkelerde Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı
(PISA) uygulamaları yürüttüğünü anlattı. Güven, 2006'da Türkiye'nin katılımcı 57 ülke arasında fende 44'üncü, matematikte 37'inci, okumada 43'üncü olarak OECD ülkeleri arasında sondan ikinci sırada yer aldığını söyledi.
Türkiye'nin matematik başarısının OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğuna dikkati çeken Güven, ''Ülkemizde eğitimdeki başarı düzeyini belirleyen en kapsamlı sınavlardan biri ÖSS'dir. 2007'deki ÖSS verilerine bakıldığında matematik alanında sıfır puan alanların sayısının önceki yıla göre 27 binlerden 47 binlere çıktığı görülmektedir'' dedi.
Güven, Türkiye'deki matematik başarısızlığının mazeretlerle açıklanamayacağını ifade ederek, ''Mazeretlere sığınıp mevcut durumu kabul ederek sineye çekmek yerine tüm mazeretleri ortadan kaldırmak için çözümlere odaklanmak gerektiğini'' bildirdi.
Necip Güven, daha önceki yıllarda öğrencilere matematiği sevdirmek için şiir ve deneme kitapları yazıp şarkı bestelediğini hatırlattı.
''Kolay matematik öğretimi'' konusunda son 10 yıldır yürüttüğü çalışmaları ''Anadolu Açılımı'' adıyla insanlara sunma aşamasına geldiğini anlatan Güven, bu projesinde anneleri önemli bir faktör olarak belirlediğini söyledi. Güven, eğitimcilerle öğrenciler arasında annelerin köprü görevi yapacağına işaret ederek, ''Anneler ilk öğretmenlerimizdir ve sorunlarda en çok acı çeken kitledir. Matematik dahil tüm eğitim ve öğretim sorunlarının çözümünde annelerin içinde yer almadığı çözümlerin başarıya ulaşma şansı yoktur. Bu sorunların bürokratik sistem içinde de çözülme şansı yoktur. Matematik sorunu ancak çözüme odaklanmış, toplumun her kesiminden gönüllü bireylerin yer aldığı takım çalışmaları sonucu çözülebilir. Tüm tarafların çözüm içinde etkin rol almadığı çalışmalarsa çocuklarımız, anneler ve eğitimciler arasında gidip gelen bir pinpon topuna döner" diye konuştu.
Güven, ''Anadolu Açılımı'' projesinde Mimar Sinan, Mevlana, Yunus Emre ve Nasrettin Hoca'nın yaşam felsefelerini baz alarak, onların başarıya ulaşmadaki inanç, kararlılık ve azimlerine dikkati çekmeye çalıştığını bildirdi.
Mimar Sinan'ın sürekli kendisini geliştirerek ustalık dönemi eserlerini 70 yaşından sonra ortaya koyduğunu belirten Güven, Türkiye'de insanların 50-60 yaşlarında emekli edilerek en verimli dönemlerinde sistem dışında kaldığını savundu. Edirne'deki Selimiye Camii'nin, Mimar Sinan'ın yaşamındaki zirvesi olduğunu dile getiren Güven, başarılı olmak isteyen her insanın kendisine böyle hedefler koyması gerektiğini bildirdi.
Yunus Emre'nin, ''Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz'' sözünü hatırlatan Güven, matematik eğitimcilerinin öğrencilerin işini kolay kılması halinde başarı merdivenlerinin tırmanılacağını anlattı.
Nasrettin Hoca'nın nüktedanlığı ve hazır cevaplılığıyla Türk insanının zekasını yansıttığını söyleyen Güven, ''Nasrettin Hoca, herkese, 'Haklısın' diyor. İnsanların inançları neyse yanlış da olsa ona inanmaya devam ederler. Matematiğe zor diyen bir öğrenciye bu iş zor gelir, motivasyonunu olumsuz etkiler. Biz matematiği kolay diye algılatırsak iş çözülür.
Mevlana'nın öğütleri, matematiğe güzel yanlarından bakmamızı sağlayabilir. Nasıl bakarsan öyle algılarsın. Matematiğe bakış açımızı Mevlana'nın
öğütlerine göre kurarsak başarı şansımız artar. İşte dört ünlü Türk büyüğümüzün yaşamından yola çıkarak oluşturduğumuz proje, çocuklara matematiği sevdirecek'' şeklinde konuştu.
12 Eylül 2009 Kütahya İHA
Matematiği Sevdiren Adam, Necip Güven Kimdir?
Necip GÜVEN,1955 yılında Bilecik ili Bozüyük ilçesi Yeşil çukurca köyünde doğdu. Babasının işi nedeniyle Kütahya’ya taşındılar. İlkokulda sık sık öğretmen değişikliği ve güvensizlik nedeniyle bir çok yeteneğinin farkına varamadı. Dördüncü sınıfın ikinci dönemi ve beşinci sınıfta ufak bir kıpırdanma görüldü.
Çok fırtınalı bir orta ve lise öğretimi sonunda liseden mezun olan yazarımız 1979 yılında üniversite sınavlarında eğitim enstitüsü sınıf öğretmenliği bölümünü kazandı.1981 yılında Burdur Eğitim Enstitüsü’nde sınıf öğretmeni olarak mezun oldu.
Sırasıyla Mardin, Gaziantep,Sivas,Bursa-İnegöl’de öğretmenlik yaptıktan sonra Eskişehir’e atandı.2007 Temmuz ayında resmi görevinden emekli oldu,ancak eğitimcilik son bulmayan bir meslek olduğu için halen aktif olarak eğitim hayatına devam ediyor.
1999 yılı Mart ayında bir radyo programında yazar Oğuz SAYGIN’ı tanıması hayatında bir dönüm noktası oldu. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen eski defterleri dürerek hayatında beyaz bir sayfa açtı.’’Negatif Limanlardan,Pozitif Sulara’’yol almaya başladı.Daha sonra yazar Alişan Kapaklıkaya ile tanışarak ‘’Pozitif Düşünce’’ kervanına katıldı.
2004 yılında “Matematikle Barışıyorum” adlı ilk kitabını çıkardı.Hem kitabı hazırlama sürecinde hem de kitabın yayınlanışının ardından matematik korkusu ve ve matematik eğitimi konusunda düşünceleri, deneyimleri ve endişeleri içeren bir çok okuyucu mektubu aldı.Matematik korkusunun ne kadar yaygın ve büyük bir problem olduğunu gözler önüne seren bu mektupların bir bölümüne “Matematikle Barışıyorum” kitabında yer veren Necip Güven,şimdi bu mektupları kişisel internet sitesinde derliyor.
2009 yılında "Pratik ve Etkili Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem" isimli ikinci kitabını yayınladı. Halen Eskişehir'de çalışmalarını devam ettiren Necip Güven, şu sıralarda www.matematigisevdirenadam.com sitesinde yeni yazılarını yayınlamaya devam ediyor.
Necip Güven'le yapılan uzun bir ropörtaj..
Direk konuya girelim. Hocam matematik sizce zor bir ders mi?
Bana göre ''Matematik Dersi Zordur.'' ifadesi gibi ''Matematik Dersi Kolaydır. '' demekte yanlıştır.Bu ifadeler resmin bütününü algılamamıza engel oluyor.Bu ifadeler şuna benziyor. 10 katlı bir apartmanın önüne gelip ''Bu apartmanın10 katına çıkmak kolaydır veya zordur.'' demek gibidir. Ama şöyle dersek iş değişir.''Bu apartmanın 10. katına merdivenle çıkmak zordur ama aynı yere asansörle çıkmak çok kolaydır.'' Yani kurduğumuz cümlelerde resmin bütününü ortaya koyup ona göre cümle kurmalıyız.
Cümleyi ''Matematik dersini yıllardır dedem zamanından kalma bayatlamış, modası geçmiş ezberci yollarla öğretmek ve öğrenmek çok zordur.'' şeklinde kurarsanız bu cümlenin altına ''Çok doğru'' diyerek 100 tane imza atabilirim.''Matematik dersi kolay bir derstir.'' ifadesini de ''Matematik dersi işini çok iyi bilen ve seven öğretmenler tarafından ezberciliğin dışına çıkarak ilginç yöntem ve yollarla öğretilirse kolay bir ders haline gelir.'' derseniz bu cümlenin de altına ''Çok doğru '' diye 100 tane imza atabilirim.
Mesela ben bir sınıf öğretmeniyim bu yüzden daha çok ilk okul matematiği üzerinden örnek vermem doğru olur.Bana '' Hocam, matematik dersi bana çok zor geliyor.'' diyen anne-babalara ''Haklısınız, sizin yöntemlerinize göre hakikaten zor ama benim kullandığım yöntemlere göre ise hem zevkli hem de kolay diyorum.Ders aynı ders fark nerede sorusuna ''Karşınızdaki matematik dağına siz bir dağcı gibi tırmanmaya çalışırken ben aynı dağa uzun yıllara dayanan tecrübe ve deneyimlerimle yaptığım ''Matematik teleferikleriyle'' hiç zorlanmadan '' ulaşıyorum diyorum.
Sizlere soruyorum,''Uludağ’a kayak yapmak için giderken tırmanmayı mı yoksa teleferikle ulaşma seçeneğini mi tercih edersiniz ?
Yani doğru çalışma tekniklerini kullananlar için kolay bir ders..
Şimdi ''Matematik Dersi '' ile ilgili şu gerçekleri de ifade edelim.
Dersi ve öğretmenini seven için ''Matematik Dersi'' kolay iken sevmeyen için zordur.
Temeli sağlam bir öğrenciye matematik dersi kolayken temeli iyi olmayan öğrenci için zor bir derstir.
Formüllerin mantığını kavramış bir öğrenci için kolay bir ders olan matematik formüllerin mantığını bilmeyen ''Formül Ezbercileri '' için çok zor bir derstir.
Sistemli çalışan bir öğrenci için kolay olan matematik dersi, sınavdan sınava ders çalışan bir öğrenci için hakikaten zor bir derstir.
Olumsuz ön yargıları olan bir öğrenci için zor olan matematik olumlu düşünen kimseler için o kadar zor değildir.
Hocam,peki www.matematigisevdirenadam.com sitesi neden açıldı?
Sitemizin en önemli amacı insanlara yalnız matematik öğretmek değil, insanları matematiği öğrenmeye hazır hale getirmektir.
Bu söylediklerimiz bizim matematik konusundaki projelerimizin olmadığı şeklinde yorumlanmamalı: çünkü öğrenmeye hazır olmayan bir insan kapağı kapalı bir şişeye benzer; onu doldurmak için dökeceğimiz sular hep yerlere dökülecektir.
Ayrıca diğer amacımız yalnız öğreten bir organizasyon değil, hem öğreten öğrenirken de öğrenen bir organizasyon olmaktır.
Biz yalnız alan değil; aldıklarını inceleyen, işleyen,yorumlayan, geliştiren, üreten, ürettiklerini paylaşan, paylaştıkları ile karşısındakileri de üretmeye teşvik eden bireyler haline gelmek istiyoruz.
Biz her şeyi bildiğimiz iddia etmiyoruz. Ancak bilgilerimizi paylaşırsak birlikte gelişeceğimizi düşünüyoruz. İki elmamızdan birini size verirsek bizim bir, sizin de bir elmanız olur. Sizin ve bizim birer bilgimiz olur ve paylaşırsak sizinde bizimde ikişer bilgimiz olur. Maddi şeyler paylaşıldıkça azalırken, bilgi aksine paylaşıldıkça artar.
Bizim sitemizin müdavimleri öyle üretken olmalı ki bir süre sonra bizim ürettiklerimizden daha güzel, daha ileri çalışmalara imza atsınlar.
Sizin bir de hem sözlerini yazdığınız hem bestesini yaptığınız "Matematik Şarkılarınız" var. Matematik ve müzik ne alaka?
Açıklayayım.Arkadaşlar yapılan bilimsel araştırmalarda müziğin öğretimde mucizevi sonuçları ortaya çıktı.Şu benim ''Matematik ve motivasyon'' şarkıları çalışmama destek verin dememe rağmen kulak asılmadı.Bakalım müzik hayata hangialanlarda çok kullanılıyor.
1-Sporda : Kocaman, kocaman adamlar takımlarının marşlarıyla coşuyor, şovlar yapıyorlar.
2-Dini duyguları telkinde ( özgün müzik, ilahi ) müzik sıkça kullanılıyor.
3-Eğlencede : Çocuklara eğitim ve öğretim amaçlı müzik yapmamız için yardım etmeyen kocaman ve kodaman adamlarımız ''Manda yuva yapmış söğüt dalına'' türküsünü duyunca yerinde duramayıp piste fırlıyor.
4-Tıpta : Ruhsal sorunlarda ve otistik çocukların tedavisinde.
5-Reklamlarda ürünleri tüketiciye pazarlamak için.Amaçlarına fazlasıyla ulaşıyorlar da...
6-Seçimlerde partiler seçmeni tavlamak ve avlamak için müziği araç olarak sonuna kadar kullanıyorlar.
Bu kadar alanda kullanılan müzik matematikle dargın mı acaba? Siz hiç matematikten bahseden bir şarkı duydunuz mu? Bir dakika özür dilerim.Var, tamam var! ''Kendimden kendimi çıkardım.Sıfır kalmaz.Matematik yalan söylüyor hocam.'' Tuh ! Bir tane var , o da matematiği kötülüyor.
Ben ve benim gibi deli olan asistanımla birlikte bir çok matematik ve motivasyon şarkısından (sınrlı imkanlarımız yüzünden) ancak üç tanesini müzikal (Silkiniş Türküsü, Süper Çocuklar ve Sayı Treni şarkıları) hale getirebildik.
Hocam, bu kadar uğraş neden? Nereye koşuyorsunuz?
Hayatın her bölümünde farkında olalım veya olmayalım bazı dersler çıkarırız.Çıkardığımız bu derslerden en önemlileri farkında olarak çıkardığımız derslerdir.Bu açıdan ele alırsak hayatımda en önemli kararları almaya ve gereken adımları atmaya başlamam 1999 Yılında Hocam Oğuz SAYGIN'la tanışmamdan sonradır.Eğer o gün o adımları atmamış olsaydım bu gün ne ''Matematikle Barışıyorum'' kitabı, ne Web sitesi ne de matematik projelerim olurdu.
Hiç bir zaman kısa zamanda para kazanıp zengin olma gibi bir düşünceye kapılmadım.
O şekilde düşünenleri de kendimce ''KABAKÇI '' düşünce olarak gördüm.Kabağı ekersiniz 3ay sonra toplar ve satarsınız.Ertesi yıl tekrar eker tekrar satarssınız.Bu böylece sürüp gider.Fakat ceviz fidanı dikerseniz bu fidan 5-6 hizmetten sonra ancak yavaş yavaş meyve vermeye başlar.Kısaca meyvelerini toplamak için biraz sabır ve bakım gerektirir.
Bir kitapta okuduğum sözü adeta beynime kazmıştım. O sözde ana fikir olarak şöyle diyordu.''Çalıştığınız bir işte kazandığınızdan fazla üretmeye devam ederseniz bir gün ürettiğiniz kadar kazanmaya başlarsınız.'' diyordu.Bu yüzden, hiçbir zaman halk diliyle ''Bu kadar ekmeğe ancak bu kadar köfte olur.'' demedim.
Hedefiniz mevcut eğitim pastasından pay kapmak mıdır?
Hayır .Çünkü şu anda mevcut milli geliri çok yetersiz buluyorum.Hedefim, mevcut pastadan pay kapmak değil pastayı Türk milletine yaraşır şekilde büyütmeye katkıda bulunmaktır.Hiç bir zaman para, para, para demedim.Parolam, her zaman para+dua olmuştur. Eğer benden hizmet satın alan kişinin bana verdiği parada gözü varsa ben o parayı hak etmemişim olurum diye düşünüyorum.Bu yüzden benden kitap alıpta verdiğim paranın karşılığını alamadım diyenler kitabı iade edip paralarını geri istemelidirler.
Hedefleriniz nelerdir?
Bu soruya cevabım, Türk çocukları ve gençleriyle birlikte dünya çapında projeler imza atmaktır.Dünya çapında olamayan hedef ve projeleri hiç dikkate almıyorum.
Bu hedeflere ulaşacağınıza inanıyor musunuz?
Evet, tüm benliğimle inanıyorum.
Bu hedeflere ulaşmak çok zor hatta imkansız değil mi?
Hayır.. Çünkü ben şöyle düşünüyorum. '' Tepeleri hedefleyenler için dağlar aşılması imkansız olabilir fakat ufukları hedefleyenler için tepeler ve dağlar aşılması gereken sıradan birer engeldir. Unutmayalım ki, inanılmaz işleri ancak inananlar başarır.
Eğitimci-yazar Necip GÜVEN Eskişehir
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
İNTERNETTE Necip Güven ve Çalışmaları
Ana Web Sitemiz: www.matematigisevdirenadam.com
Eski Sitemiz: matematigisevdirenadam.wordpress.com
Facebokk: Matematiği Sevdiren Adam
Şu Anda Açık Olan Bloglarımız ( Daha sonra açılanlardan haberdar edeceğim.Necip GÜVEN)
1.necipguven.blogspot.com (Necip Güven'den Makaleler ve Paylaşımlar)
2.tekerlemelicarpimtablosu.blogspot.com
3.carpimtablosuoyunlari.blogspot.com
4.carpimtablosuezberinehayir.blogspot.com
5.kolaycarpimtablosu.blogspot.com
6.zevklicarpimtablosuogrenme.blogspot.com
7.carpimtablosuezberleme.blogspot.com
8.matematiklebaristim.blogspot.com
9.carpimtablosunasilezberlenir.blogspot.com
10.matematiktemelimyok.blogspot.com
Yazılarımızın Yayınlandığı Bazı Siteler
1-www.nevvalsevindi.com/oku ( Kültür Bölümü ) Matematik Eğitim Ana sınıfında Başlamlıdır )
2-www.hikayeler.net (Makale Ve Şiirler )
3-www.turkpdr.com ( Üyelerimizin Yazıları Bölümünde )
4-http://www.sehirgazetesi.com.tr (Matematiği sevdiren adam ve Hacivat-Karagöz 8 Mayıs 2010 )
5-http://www.bilinclianne.com (Editörden Köşesi Müzik Matematik Ve Oyun 03,06,2009
6-www.yorumcuyuz.net ( Eğitim-Öğretim Matematik bölümündeki ‘’matematiği sevdiren adam’’ adı altında yazdığım yazılar ))
Annelere Sesleniş ! ( Şiir )
‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’
ANNELERE SESLENİŞ !
Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.
Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.
Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.
Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.
Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.
Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.
Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.
Necip Güven 19 Ekim 2009
Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....
Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN
Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA
Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.
BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-
http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-
Yetti Artık Canımıza '' Çarpım Tablosu Şiiri ''
Çarpım tablosu,
Çarpım tablosu dediniz,
Başımızın etini yediniz.
Bela oldu başımıza,
Yetti artık canımıza.
Başımızda nöbet bekler büyükler,
Sırtımızda sanki tonlarca yükler.
Oyun hakkımızı elimizden aldınız,
Oyuna doyamadık.
Kırdığınız yumurta bini geçti,
Çoğunu sayamadık.
Çarpılan çarpım tablosu mu
Yoksa biz mi anlamadık.
Boşa gitti tüm emekler,
Arabalar, bebekler hep bizi bekler.
******************
Çarpım tablosu,
Çarpım tablosu dediniz,
Başımızın etini yediniz.
Bela oldu başımıza,
Yetti artık canımıza.
Ya bu işin kolayını bulun,
Ya da başımızdan yok olun.
Boş yere günlerce bize kızdınız,
Ufacık çocuklara mezar kazdınız.
Hatanızın suçunu bize yıktınız,
Streslere sokup, canımızı yaktınız.
Başımızda nöbet bekler büyükler,
Sırtımızda sanki tonlarca yükler.
Oyun hakkımızı elimizden aldınız,
Oyuna doyamadık.
Kırdığınız yumurta bini geçti,
Çoğunu sayamadık.
Çarpılan çarpım tablosu mu
Yoksa biz mi anlamadık.
Boşa gitti tüm emekler,
Arabalar, bebekler hep bizi bekler.
Necip GÜVEN Eskişehir 21 Temmuz 2008
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
Matematik Yolları Dar
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Matematik dersini
Başa bela yaptınız.
Yeni yöntem bulmayıp
Suçu bize yıktınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Dünya hızla giderken
Siz frene bastınız.
Notu bir silah yapıp
Öğrenciyi astınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Bilimlerin şahını
Kara bela yaptınız.
Çözmek varken sorunu
Çıkmaz yola saptınız.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Cem Yılmaz'ın ağzına
Bizi sakız ettiniz.
Boş nutuklar çekerek
İşinize gittiniz.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...
Bu kocaman kartalın
Kanadını yoldunuz.
Şimdi oldun bir tavuk
Diye ona güldünüz.
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projeler var...
Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projemiz var...
Söz : Necip GÜVEN 10 Mayıs 2008 Eskişehir
Beste : Evreşe Yolları Dar ( Anonim )
Matematiği Sevdiren Adam
Sevdiren Hoca’nın gönlü zengindir,
Başarı sağlayan ancak dengindir.
Hoca kitapları tarayıp durdu ,
Size anlaşılır çözümler kurdu.
Ezberci çözümlerle iyi sonuç alınmaz,
Düzen bozuk ise o saz çalınmaz.
Dersin anahtarı kitaplarda var,
Sunduğu kolaylıklar size olur yar.
Gizemli kitapta her şey bellidir,
Problemin hali bir kaç yolludur.
Oyunla anlatır bu dersi Hoca,
Çılgınca uğraşır hedefi yüce.
Matematik bize candan dost olur,
Sevip kucak açan zordan kurtulur.
Başarı kişinin beyninde gizli,
Bu gizi çözenin çabası hızlı.
Korkunun ecele faydası yoktur,
Çözümü anlayıp ders alan çoktur.
Hoş bir seda ile seslenip durur,
Oyunla, müzikle hedefi bulur.
Gelin ey Veli’ler, sevgi serelim,
Gelişmiş fidandan güller derelim.
Bayrağı yükseklere dikecek gücün var
Sana destek oğlum, kızım, bacın var.
Sabri DİL (Mestani) Eskişehir 11 Ağustos 2009
AŞKIMIZ MATEMATİK!
Sendeki güzelliği görmeyenler utansın,
Anlat ki hünerini cümle alem uyansın.
Seni kötü makyajla öyle çirkin yaptılar
Kıymetini bilmeyip bir kenara attılar.
Güya sana küsüp, kızıp ta darılırlar
Zengin olma hülyasıyla sayısala sarılırlar.
Bilmezler ki zaman sensin, itiraf etmiyorlar.
Hem sana küsüyorlar, bırakıp gitmiyorlar.
Şiirin temelisin, müzik senle yoğrulur,
Sistemlere bakılmaz, hesap senden sorulur.
Nefret edenlere nasıl anlatsam seni,
Makyajını silip te göstersem güzelliğini.
Ezberin kuyusuna Yusuf gibi attılar,
Suçları yokmuş gibi rahat rahat yattılar.
Dişini sık güzelim, kurtarmaya az kaldı,
Söyle güzel yüzüne karaları kim çaldı ?
Kraliçelik tahtın hazır seni bekliyor,
Bilimlerin şahını çok özledik gel diyor.
Kıymetini öğrendik, baş köşeye koyacağız,
Sana olan sevdamızı ülkemize yayacağız.
Necip GÜVEN Eskişehir 24 Şubat 2009
MATEMATİKLE BARIŞIYORUM
İlkokulda seni karşımda buldum,
Korkudan yıkıldım, sararıp soldum.
Korkumun ilacıyla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Modern matematik dedin uyuttun beni,
Rüyamda bile korkuttun beni.
Yeni yöntemlerle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Vereme bile çare bulundu,
Matematik ise bir kenara konuldu.
Gerçek matematikle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Olmaz denen Bolu Dağı delindi,
Korkularım birer birer silindi.
Pırıl pırıl zekâmla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Neye inanırsam kaderim oymuş,
Korkular virüsü beynime koymuş.
Anti-virüs programlarıyla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Sana giden yollar bir tek değil çok imiş,
Bu konuda benim fikrim yok imiş.
Patikadan çıktım, otobanla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Ezberdir diyerek sana çamur attılar,
Suçu sana yıkıp rahat rahat yattılar.
Ezbersiz yöntemlerle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Film bitti artık ezber bozuldu,
Bunun için ne destanlar yazıldı.
İçimdeki gerçek güçle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Atalarımın izinden gitmeliyim,
Zirveye bayrağı dikmeliyim.
Kararlıyım dünya ile yarışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.
Necip GÜVEN Eskişehir 14 Ağustos 2009
Etiketler:
anneler,
dünya,
enerji,
imza,
kitap,
matematik cevap bankası,
mevlana,
mimar sinan,
müjde,
müşteri,
nasrettin hoca,
para,
slogan,
yunus emre,
zaman
2 Temmuz 2010 Cuma
Matematik Bizi Ve Zekamızı Nasıl Geliştirir ?
Türk toplumu üzerinde büyük çaplı bir araştırma yapılıp herkese ”MATEMATİK İNSANI NASIL GELİŞTİRİR?” sorusu sorulsa; insanlar herhalde sizin kendileri ile dalga geçtiğinizi düşünerek yüzünüze tuhaf tuhaf bakarlar herhalde.Toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından başbelası olarak görülen matematik ”Matematiğin doğasında olmayan” yanlış uygulamalar yüzünden insanları geliştirme aracı olmaktan çıkmış ”Sanki zekayı ölçen bir terazi” gibi kullanılmaya başlamıştır.Bu testi geçenler ‘’süper zeka” olarak adlandırılmış, bu testte takılanlara ise ”aptal, gerizekalı, salak, kafasız” gibi etiketler yapıştırılmıştır.
İşin kötü yanı, bu yanlış sınıflandırma sonunda bir çok kişi bu sıfatı gönüllü olarak kabullenmiştir.Bu yanlış düşünce ayrıca o seyrederken gülmekten kırıldığımız siyah-beyaz filmlerin çoğunda da uyuşturucu morfin gibi toplumun genlerine işletilmiştir.(Bilerek veya bilmeyerek.Zira bilerek yapıldığından çok ta emin değilim!)
Bunun sonucunda matematik problemlerinden kaçan çocuklar, gençler, büyükler hayatın neresinde bir problemle karşılaşsa çözmekten çok bazı mazeretler arkasına sığınarak çözümden kaçmayı düşünmüştür.Güçlü ise problemi gücüyle çözmeyi ; güçsüzse problemin çözümünden kaçarak sıkıntıları içine atma yolunu seçmiştir.Aramızdaki problemleri çözemediğimiz için ”Dışarı gülücükler dağıtırken içimiz tam çözülmemiş problemleri biriktirerek” toplumun her kademesinde biz de birer problemli insan haline geldik.
Artık bilimin çok hızlı geliştiği günümüzde eğitimciler ve büyükler tarafından ortaya konan ”zeka ölçeklerinin” boş bir inanış olduğu apaçık ortada.Ben şunu açıkça şunu itiraf edeyim.Çocuklarımız bizlerden daha zeki.İnanmazsanız bilgisayar, telefon,t.v vb. gibi araçları bizden daha iyi ve daha çabuk öğreniyorlar.Sorun nerede? Sorun öğrenmede değil öğretmede….. Eğer bilgisayar ve cep telefonu zor ulaşılan birer alet olsaydı ve kullanımı okulllarda ders olarak okutulsaydı; bir çok öğrenci bilgisayar ve cep telefonu kullanmayı öğrenemez ve nefret ederdi.
Okullara ilk bilgisayar labaratuvarı kurulduğu yıllarda okul idarecilerimiz öğrenciler bilgisayarları bozmasın diye öyle iyi muhafaza etmişler ki kullanmak için açtıklarında model ve değer olarak değersiz hale gelmiş.
Lafı daha fazla dolaştırmayalım.Bizim matematiğe bakışımız ile ”Hoşafın Yağı Kesilmiş” hikayesi taşıdıkları anlam olarak birbiriyle tam örtüşüyor.
Bizim yeni evli Mehmet 20 yaşına gelince köyden askere gitmiş.Bilindiği gibi asker ocağında yemekler büyük kazanlarda pişirilir , koca kepçe ile evvela yağlı yemekleri ve pilavı dağıtır, sonra da hoşaflara daldırırmış. Hal böyle olunca, sofralara gelen hoşaf bakracının üstünde, bir parmak kalınlığında yağ tabakası yüzermiş.Hoşafla asker ocağında tanışan Mehmet hoşafı çok sevmiş.
Bizim Mehmet askerliği bitip köyüne dönünce bir gün eşinden hoşaf yapmasını istemiş.Eşi , hoşafın ne olduğunu sormuş.Bizim Mehmet’te askerde öğrendiği şekilde üzümden nasıl hoşaf yapılacağını tarif etmiş.Mehmet’in hanımı hoşafı tarif edildiği şekilde yapıp Mehmet’in önüne koyduktan sonra işine gitmiş.
İştahla hoşafın gelmesini bekleyen Mehmet gördüğü manzara karşısında birden hiddetlenerek kükremiş:
”Bu ne biçim hoşaf !Bu hoşafın yağı kesilmiş!.” diye bağırmış.Çünkü Mehmet’in hoşafının üzerinde hiç yağ yokmuş.Mehmet hoşaf denince askerlikte yapılan yemeklere girdikten sonra hoşaf kazanına giren ve bu yüzden üstünde bir karış yağ biriken hoşafı gerçek hoşaf zannediyormuş.
Çünkü bizim Mehmet, fakirliğin kol gezdiği o garip köyünde askere gitmeden önce değil hoşaf yemek, karnını doyurduğuna şükrediyormuş.
Bizim Mehmet gibi biz de gerçek matematikle tanıştığımız zaman herhalde ”Hayır, olamaz! Bizim tanıdığımız matematik zorluk, acı, gözyaşı , sıkıntı demektir.Hayır , hayır bu kadar kolay ve basit olamazsın; bu işte bir yanlışlık olmalı …..” diye çığlık atarız.
Kuralları içinde doğru şekilde öğretilen matematiğin, pratik uygulamaların dışında insanın gelişimindeki katkıları şöyle sıralanabilir:
1-Değişik düşünme yöntemlerini öğretir.
2-Neden-sonuç ilişkilerini bulmayı öğretir.
3-Hedefe varmak için yollar aramaya zorlar.
4-Şartları göz önünde bulundurarak eldeki verilerin nasıl kullanılacağını öğretir.
5-Problem üzerinde odaklanıp yoğunlaşmayı öğretir.
6-Kişinin, elindeki verilerle kendi becerilerini birleştirip yeni bilgiler üretmesini öğretir.
7-Dikkat yetisini geliştirir.
8-Bir probleme değişik açılardan bakmayı öğretir.
9-El becerisini geliştirir.
10-Düş gücünü zorlayıp geliştirir.
11-Akıl yürütme becerisini geliştirir.
12-Bir hedefe ulaşmak için değişik ve doğru yollar olabileceğini öğretir.
Aklımıza şöyle bir soru gelebilir.”Matematik dersi bu kadar faydalı da biz neden bu faydalar yerine hep zarar gördük? Keskin bir bıçağı daha keskin olsun diye bilemek istediğinizde bıçağı bileme çarkına yanlış tuttuğunuzda bilenmesini beklediğiniz bıçağın eskisinden daha fazla körelmesi gerçeğiyiyle karşılaşabiliriz.Bileme, bıçağı çarka tutma işlemi değil bıçağı bileme bıçağı çarka en doğru şekilde tutarak en kısa zamanda istenilen keskinliğe getirmektir.
Çoğumuz, sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve kendi oluşturduğumuz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, hayallerimizle birlikte gömülüyoruz…
”Bir şeyin imkânsiz olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek icin çalışmaya başlar” Dr. David J. Schwartz
Necip GÜVEN
İşin kötü yanı, bu yanlış sınıflandırma sonunda bir çok kişi bu sıfatı gönüllü olarak kabullenmiştir.Bu yanlış düşünce ayrıca o seyrederken gülmekten kırıldığımız siyah-beyaz filmlerin çoğunda da uyuşturucu morfin gibi toplumun genlerine işletilmiştir.(Bilerek veya bilmeyerek.Zira bilerek yapıldığından çok ta emin değilim!)
Bunun sonucunda matematik problemlerinden kaçan çocuklar, gençler, büyükler hayatın neresinde bir problemle karşılaşsa çözmekten çok bazı mazeretler arkasına sığınarak çözümden kaçmayı düşünmüştür.Güçlü ise problemi gücüyle çözmeyi ; güçsüzse problemin çözümünden kaçarak sıkıntıları içine atma yolunu seçmiştir.Aramızdaki problemleri çözemediğimiz için ”Dışarı gülücükler dağıtırken içimiz tam çözülmemiş problemleri biriktirerek” toplumun her kademesinde biz de birer problemli insan haline geldik.
Artık bilimin çok hızlı geliştiği günümüzde eğitimciler ve büyükler tarafından ortaya konan ”zeka ölçeklerinin” boş bir inanış olduğu apaçık ortada.Ben şunu açıkça şunu itiraf edeyim.Çocuklarımız bizlerden daha zeki.İnanmazsanız bilgisayar, telefon,t.v vb. gibi araçları bizden daha iyi ve daha çabuk öğreniyorlar.Sorun nerede? Sorun öğrenmede değil öğretmede….. Eğer bilgisayar ve cep telefonu zor ulaşılan birer alet olsaydı ve kullanımı okulllarda ders olarak okutulsaydı; bir çok öğrenci bilgisayar ve cep telefonu kullanmayı öğrenemez ve nefret ederdi.
Okullara ilk bilgisayar labaratuvarı kurulduğu yıllarda okul idarecilerimiz öğrenciler bilgisayarları bozmasın diye öyle iyi muhafaza etmişler ki kullanmak için açtıklarında model ve değer olarak değersiz hale gelmiş.
Lafı daha fazla dolaştırmayalım.Bizim matematiğe bakışımız ile ”Hoşafın Yağı Kesilmiş” hikayesi taşıdıkları anlam olarak birbiriyle tam örtüşüyor.
Bizim yeni evli Mehmet 20 yaşına gelince köyden askere gitmiş.Bilindiği gibi asker ocağında yemekler büyük kazanlarda pişirilir , koca kepçe ile evvela yağlı yemekleri ve pilavı dağıtır, sonra da hoşaflara daldırırmış. Hal böyle olunca, sofralara gelen hoşaf bakracının üstünde, bir parmak kalınlığında yağ tabakası yüzermiş.Hoşafla asker ocağında tanışan Mehmet hoşafı çok sevmiş.
Bizim Mehmet askerliği bitip köyüne dönünce bir gün eşinden hoşaf yapmasını istemiş.Eşi , hoşafın ne olduğunu sormuş.Bizim Mehmet’te askerde öğrendiği şekilde üzümden nasıl hoşaf yapılacağını tarif etmiş.Mehmet’in hanımı hoşafı tarif edildiği şekilde yapıp Mehmet’in önüne koyduktan sonra işine gitmiş.
İştahla hoşafın gelmesini bekleyen Mehmet gördüğü manzara karşısında birden hiddetlenerek kükremiş:
”Bu ne biçim hoşaf !Bu hoşafın yağı kesilmiş!.” diye bağırmış.Çünkü Mehmet’in hoşafının üzerinde hiç yağ yokmuş.Mehmet hoşaf denince askerlikte yapılan yemeklere girdikten sonra hoşaf kazanına giren ve bu yüzden üstünde bir karış yağ biriken hoşafı gerçek hoşaf zannediyormuş.
Çünkü bizim Mehmet, fakirliğin kol gezdiği o garip köyünde askere gitmeden önce değil hoşaf yemek, karnını doyurduğuna şükrediyormuş.
Bizim Mehmet gibi biz de gerçek matematikle tanıştığımız zaman herhalde ”Hayır, olamaz! Bizim tanıdığımız matematik zorluk, acı, gözyaşı , sıkıntı demektir.Hayır , hayır bu kadar kolay ve basit olamazsın; bu işte bir yanlışlık olmalı …..” diye çığlık atarız.
Kuralları içinde doğru şekilde öğretilen matematiğin, pratik uygulamaların dışında insanın gelişimindeki katkıları şöyle sıralanabilir:
1-Değişik düşünme yöntemlerini öğretir.
2-Neden-sonuç ilişkilerini bulmayı öğretir.
3-Hedefe varmak için yollar aramaya zorlar.
4-Şartları göz önünde bulundurarak eldeki verilerin nasıl kullanılacağını öğretir.
5-Problem üzerinde odaklanıp yoğunlaşmayı öğretir.
6-Kişinin, elindeki verilerle kendi becerilerini birleştirip yeni bilgiler üretmesini öğretir.
7-Dikkat yetisini geliştirir.
8-Bir probleme değişik açılardan bakmayı öğretir.
9-El becerisini geliştirir.
10-Düş gücünü zorlayıp geliştirir.
11-Akıl yürütme becerisini geliştirir.
12-Bir hedefe ulaşmak için değişik ve doğru yollar olabileceğini öğretir.
Aklımıza şöyle bir soru gelebilir.”Matematik dersi bu kadar faydalı da biz neden bu faydalar yerine hep zarar gördük? Keskin bir bıçağı daha keskin olsun diye bilemek istediğinizde bıçağı bileme çarkına yanlış tuttuğunuzda bilenmesini beklediğiniz bıçağın eskisinden daha fazla körelmesi gerçeğiyiyle karşılaşabiliriz.Bileme, bıçağı çarka tutma işlemi değil bıçağı bileme bıçağı çarka en doğru şekilde tutarak en kısa zamanda istenilen keskinliğe getirmektir.
Çoğumuz, sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve kendi oluşturduğumuz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, hayallerimizle birlikte gömülüyoruz…
”Bir şeyin imkânsiz olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek icin çalışmaya başlar” Dr. David J. Schwartz
Necip GÜVEN
Etiketler:
aptal,
başbelası,
bilgisayar,
çocuklar,
çözmek,
gelişim,
geri zekalı,
insan,
kafasız,
matematik,
problem,
salak,
sorusu,
süper zeka,
terazi,
türk toplumu,
zeka
Matematik Karşısında Neden Bocalıyoruz 5
Tamam Hocam, kısaca ‘’Anadolu Açılımı’’n da Mimar Sinan daima gelişimi ve büyük düşünmeyi, Yunus’ta yapılan işe sevgi katılması ve kolaylaştırmak için çaba göstermeyi simgeliyor.
Gelelim Mevlana’ya… ‘’Anadolu Açılımı’’ ve Matematiği Sevdirme projesinde Mevlana projenin hangi boyutunu temsil ediyor.
Efendim,‘’Mevlana’yı hakiki anlamıyla anlamak ve anlatmak özel uzmanlık isteyen bir konu . Bu yüzden ben Mevlana’nın projemize katkı sağladığı iki önemli yönü üzerinde durmak istiyorum.
Boyut : Mevlana’mızın ‘’Güzel Bakan Güzel Görür . Güzel gören hayatından lezzet alır.’’şeklinde özetlenen hayata ve olaylara olumlu pencereden bakışını esas alıyoruz.
Her insanın hayata bir bakış açısı vardır ve yine her insan olayları yine bu bakış açısının sübjektifliği nedeniyle kendi açısından görür ve değerlendirir.
İki gezgin arkadaş beraber yolculuk ediyorlarmış. Bir şehre gelmişler ve şehre girince birbirlerinden ayrılmışlar. Her ikisi de aynı şehri gezmelerine rağmen tuttukları notlar hayli farklıymış.
Birincisi insanlara ön yargılı bakan, fena düşünceli gezgin, gördüğü ve yaşadığı olayları hep kötü tarafından yorumlamış.
Diğer gezgin güzel düşünceli olduğundan olayların güzel taraflarını görmüş. Sonuçta her ikisi de aynı şehri anlatmışlar ama gezi notlarını görenler birbirinden çok farklı iki şehre gittiklerini düşünmüşler.
Evet, işte bizler de aynen bu hikayede olduğu gibi günlük yaşantılarımızda bakış açımızın sonuçlarını yaşıyoruz. Olaylara güzel tarafından bakmasını bilenler ve bilmeyenler.
Her şeyde her olayda ve her insanda olumsuz bir yön bulmak mümkün olabilir. Fakat her şeyde olumsuzu aramak ve olumsuzu görmek hayatı bize zehir edebilir.
Olumlu bakış açısı olayları daha net görmemizi sağlar. Olumsuz bakış açısı ise ilk örnekte olduğu gibi bazen ayağımıza gelen fırsatları teptirecek davranışlar sergilememize sebep olur.
Olumlu pencereden bakmak hayattan alacağımız tadı da arttıracaktır. Mevlana’mız ne güzel söylemiş: Güzel bakan güzel görür,Güzel gören hayatından lezzet alır.
İkincisi de Mevlana’mızın Fil Hikayesinde ortaya koyduğu bütünü içine alan bakış açısıdır.
6 tane görme engelli adam fil görmeye giderler, artık dokunarak da olsa adını çok duydukları fili tanımaya çalışacaklardır.
Birincisi file yaklaştı ve gövdesine dokununca fili bir duvara benzetti ve dedi ki fil duvar gibi bir şey, ardından ikincisi filin dişlerine dokununca onu mızrağa benzetti, üçüncüsü hortumuna denk gelmişti, hortumu tutunca yılana benzetti fili, dördüncü ise ayaklarına yaklaşmıştı, fili bir ağaca benzetti, beşincisi kulaklarına dokunduğu fili bir yelpazeye ve altıncı da kuyruğundan tuttuğu fili bir halata benzetti…
Hepsi de ellerindeki delillere göre bir sonuca vardılar.
Mevlana’mızın bu hikayesi bana ülkemizdeki matematik sorununu toplumumuzun yalnızca bir kesimini dikkate alarak tanımlamanın Fil Hikayesinde olduğu gibi bizi yanlış sonuçlara götüreceğine şahit oldum.
Bu yüzden matematik alanında yaptığım kaynak ve internet araştırmalarımda toplumun her kesiminin bu konudaki düşüncelerine göz attım ve inceledim.
Daha sonra da bu parçaları bir araya getirince şu sonuca ulaştım.’’ Matematik sorunu toplumsal bir sorundur, çözümü de toplusal olmalıdır.Eğer bu sorunu ve çözümü toplumumuzun gündemine taşıyabilirsek sorunun çözümüne doğru dev bir adım atmış olacaktık.
--- Hocam, buraya kadar anlattıklarını çok iyi anladıkta toplumdaki iyice yerleşmiş ve kökleşmiş ‘’Matematik Önyargısı’’nı nasıl yıkacaksınız ?
---Efendim, önemli olan Mevlana’mızın ‘’Fil Hikayesi’’nde olduğu gibi sorunu doğru tanımlamaktı.Sorunu doğru tanımladıktan sonra sıra atomu parçalamaktan daha zor olduğu söylenen önyargılara geldi.Projemizde de işin en heyecanlı ve zevkli bu işi Nasrettin Hoca’mıza bıraktık.
Nasrettin Hocamıza zaman tünelinden bir mesaj attım. ’’Hocam , toplumumuzda matematik alanında kökleşmiş önyargıları parçalamakta sıkıntı yaşıyoruz.Bu konuda bize yardımcı olur musunuz ?’’ dedim.
Hoca’mız da bana ‘’Necip Hocam, seminerlerini yaparken zaman tünelinden bana ‘’Hocam, çocuklar ve gençler hazır, seni bekliyor.’’ diye acil mesaj atarsın. Ben de gelirim o önyargıların icabına bakarım.’’ dedi.
--Hoca işe yaradı mı ?
-Gelin bu sorunun cevabını bir sonraki yazımızda verelim.
Gelelim Mevlana’ya… ‘’Anadolu Açılımı’’ ve Matematiği Sevdirme projesinde Mevlana projenin hangi boyutunu temsil ediyor.
Efendim,‘’Mevlana’yı hakiki anlamıyla anlamak ve anlatmak özel uzmanlık isteyen bir konu . Bu yüzden ben Mevlana’nın projemize katkı sağladığı iki önemli yönü üzerinde durmak istiyorum.
Boyut : Mevlana’mızın ‘’Güzel Bakan Güzel Görür . Güzel gören hayatından lezzet alır.’’şeklinde özetlenen hayata ve olaylara olumlu pencereden bakışını esas alıyoruz.
Her insanın hayata bir bakış açısı vardır ve yine her insan olayları yine bu bakış açısının sübjektifliği nedeniyle kendi açısından görür ve değerlendirir.
İki gezgin arkadaş beraber yolculuk ediyorlarmış. Bir şehre gelmişler ve şehre girince birbirlerinden ayrılmışlar. Her ikisi de aynı şehri gezmelerine rağmen tuttukları notlar hayli farklıymış.
Birincisi insanlara ön yargılı bakan, fena düşünceli gezgin, gördüğü ve yaşadığı olayları hep kötü tarafından yorumlamış.
Diğer gezgin güzel düşünceli olduğundan olayların güzel taraflarını görmüş. Sonuçta her ikisi de aynı şehri anlatmışlar ama gezi notlarını görenler birbirinden çok farklı iki şehre gittiklerini düşünmüşler.
Evet, işte bizler de aynen bu hikayede olduğu gibi günlük yaşantılarımızda bakış açımızın sonuçlarını yaşıyoruz. Olaylara güzel tarafından bakmasını bilenler ve bilmeyenler.
Her şeyde her olayda ve her insanda olumsuz bir yön bulmak mümkün olabilir. Fakat her şeyde olumsuzu aramak ve olumsuzu görmek hayatı bize zehir edebilir.
Olumlu bakış açısı olayları daha net görmemizi sağlar. Olumsuz bakış açısı ise ilk örnekte olduğu gibi bazen ayağımıza gelen fırsatları teptirecek davranışlar sergilememize sebep olur.
Olumlu pencereden bakmak hayattan alacağımız tadı da arttıracaktır. Mevlana’mız ne güzel söylemiş: Güzel bakan güzel görür,Güzel gören hayatından lezzet alır.
İkincisi de Mevlana’mızın Fil Hikayesinde ortaya koyduğu bütünü içine alan bakış açısıdır.
6 tane görme engelli adam fil görmeye giderler, artık dokunarak da olsa adını çok duydukları fili tanımaya çalışacaklardır.
Birincisi file yaklaştı ve gövdesine dokununca fili bir duvara benzetti ve dedi ki fil duvar gibi bir şey, ardından ikincisi filin dişlerine dokununca onu mızrağa benzetti, üçüncüsü hortumuna denk gelmişti, hortumu tutunca yılana benzetti fili, dördüncü ise ayaklarına yaklaşmıştı, fili bir ağaca benzetti, beşincisi kulaklarına dokunduğu fili bir yelpazeye ve altıncı da kuyruğundan tuttuğu fili bir halata benzetti…
Hepsi de ellerindeki delillere göre bir sonuca vardılar.
Mevlana’mızın bu hikayesi bana ülkemizdeki matematik sorununu toplumumuzun yalnızca bir kesimini dikkate alarak tanımlamanın Fil Hikayesinde olduğu gibi bizi yanlış sonuçlara götüreceğine şahit oldum.
Bu yüzden matematik alanında yaptığım kaynak ve internet araştırmalarımda toplumun her kesiminin bu konudaki düşüncelerine göz attım ve inceledim.
Daha sonra da bu parçaları bir araya getirince şu sonuca ulaştım.’’ Matematik sorunu toplumsal bir sorundur, çözümü de toplusal olmalıdır.Eğer bu sorunu ve çözümü toplumumuzun gündemine taşıyabilirsek sorunun çözümüne doğru dev bir adım atmış olacaktık.
--- Hocam, buraya kadar anlattıklarını çok iyi anladıkta toplumdaki iyice yerleşmiş ve kökleşmiş ‘’Matematik Önyargısı’’nı nasıl yıkacaksınız ?
---Efendim, önemli olan Mevlana’mızın ‘’Fil Hikayesi’’nde olduğu gibi sorunu doğru tanımlamaktı.Sorunu doğru tanımladıktan sonra sıra atomu parçalamaktan daha zor olduğu söylenen önyargılara geldi.Projemizde de işin en heyecanlı ve zevkli bu işi Nasrettin Hoca’mıza bıraktık.
Nasrettin Hocamıza zaman tünelinden bir mesaj attım. ’’Hocam , toplumumuzda matematik alanında kökleşmiş önyargıları parçalamakta sıkıntı yaşıyoruz.Bu konuda bize yardımcı olur musunuz ?’’ dedim.
Hoca’mız da bana ‘’Necip Hocam, seminerlerini yaparken zaman tünelinden bana ‘’Hocam, çocuklar ve gençler hazır, seni bekliyor.’’ diye acil mesaj atarsın. Ben de gelirim o önyargıların icabına bakarım.’’ dedi.
--Hoca işe yaradı mı ?
-Gelin bu sorunun cevabını bir sonraki yazımızda verelim.
Etiketler:
anadolu açılımı,
büyük düşünmek,
çaba,
gelişim,
güzel bakmak,
güzel görmek,
internet,
kolaylaştırmak,
matematik,
mevlana,
mimar sinan,
nasrettin hoca,
sevgi,
yunus
29 Haziran 2010 Salı
Matematik Karşısında Neden Bocalıyoruz 4
Adanalı Annenin Kızı İçin Yaptığı Acil Yardım Çığlığı ( * )
Merhaba 2008 yılı içinde Adanalı bir anne “Matematikle Barışıyorum” kitabımı almıştı. Daha sonra bana tekrar ulaşarak kitap ve gönderdiğim dokümanlardan yeteri kadar faydalanamadığını Bildiren bir e-mail gönderdi.
Ben bu kitabı yazarken okuyanlar kitabıma verdikleri paralara acımasınlar, üstüne de dua etsinler istiyordum.Kitabıma ve diğer dokümanlarıma çok güvendiğim için Bu olayın arkasına düşmeye karar verdim.Şimdi size “ Matematiği Sevdiren Adam” , “ Anne “ ve “Kız”ın yazışmalarını banttan sunuyorum.İzleyelim bakalım, neler olmuş ?
Necip GÜVEN 03 Aralık 2008
( Not:Sevgili dostlar, buraya aldığım yazılar Adanalı Anne ile elektronik posta ile yaptığımız yazışmaları içermektedir. Adanalı Anne ile arada yaptığımız konuşmalarda ne konuştuğumuzu şu an hatırlayamadığım için arada kopukluk varmış gibi görülen bölümlerde bir kopukluk varmış gibi gözükebilir. Necip GÜVEN )
Selam , çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum. Çarpma işlemi halledemediğimiz bir sorun… Daha önceki kitabınızı aldım ancak kızımın bu ilgisini çok çekmedi. Eğer eğitimci ve veli olarak neler yapabiliriz araştırıyorsak lütfen samimiyetime veriniz; kitaptan çok faydalanamadım.
Belki de bizim bir eksiğimizdir. ama başka yolla nasıl öğretilebilir, nasıl hafızasında tutabilir bu çarpmaları…Her nedense sayılar ve rakamlar kızıma öcü geliyor.Sizin bu yönde nasıl bir çalışmalarınız var acaba? Üzerinde durduğunuz kitap bir öncekinden farklı mı?Özüne dönecek olursak mutlaka çarpma işlemi öğretmemiz gerekiyor, böyle bir kaynağa mutlak ihtiyaç var, bir çıkış yolu bulunması lazım..
Belki de bu kitap diğerinden farklı olabilir… İkinci kitap daha öğretici olabilir…Mutlaka bu yönde yapacağınız bir şeyler vardır..Sonuçta eğitimci olarak işin içindesiniz….Bir kitapla bir sayfa ile öğretirsek bu kardır diye düşünüyorum… Bu tür kitaplara ısrarla ihtiyaç vardır, çalışmalarınızı yakından takip edeceğim… Başarılar.
RUMUZ : ADANALI
Size gönderdiğim doküman eski çalışmam idi.Kitap bu kitap çalışmam hem 4 işlemi kapsıyor, hem de çarpma öğretiminde ilave yöntemler olacak.İlave yöntem ve önerilerimi size yazdıkça göndereyim.Çünkü kitabın basımını beklemek sizin için geç olabilir.Adınızı not ettim. Pes etmek yok.Kolay gelsin.
Necip GÜVEN
Her çalışmanızı bekliyorum. bana yardım edin kızıma yardım edin… Sonunda mutlaka olacak…RUMUZ : ADANALI
Gününüz aydın olsun, ilginize teşekkür ederim. “Matematikle Barışıyorum” kitabının tamamını okudu, oradaki bazı anekdotlar ilgisini çekti, hafızasında kaldı.Tekerlemelerle olan çarpım cetvelindeki bazı örneğin “9×9 =81 Annem eve gir dedi” gibileri aklında kaldı. Kitap hiç etkili olmadı demiyorum. Çarpmanın içine girdi ama çıkmadı, yani hafızasında yer edemedi… Benim kızım zor bir çocuk, tek çocuk bu yüzden beni zorluyor.Her kez bir adım atarken ben iki adım atıyorum.
Başka bir şey daha itiraf ediyorum utanarak. Kızım 8. sınıfa gidiyor bazen 20 15 çıkınca 5 kalacağını bir anda söyleyemiyor, bu işin peşini bırakmıyorum.Hocam ilginç olan yanı şu 8. sınıf müfredatındaki mesela karekökler ve üstlü sayılarda 20 sorudan 15 net bırakabiliyor. Arıza nerede,bu çocuk bu konuları yapabiliyorsa benim eksik yaptığım bir şeyler olmalı…. Ona öğretim modellerinin hepsini denedim hepsiyle öğretmeye çalıştım. Mesela oyunla, mesela para teslim ederek alış veriş yapması gibi… Benim eksiğim nerede ? Zamanınızı aldığım için özür diliyorum.Eğitimde kaybedilecek bir tek fert yoktur sözünden cesaret alarak affınızı sığınıyorum. Saygılarımla…
RUMUZ : ADANALI
Teşekkür ederim. bizim evimizde Internet yok. benim iş yerinden iletişim sağlayabiliriz. Kızım her gün öğleden sonraları sizinle görüşebilir. Onunla konuşup sizinle yazışmasını sağlarım. Başlangıçta reddedebilir ama sonradan ilgilenecektir.Sağ olun,Allah sizden razı olsun….Görüşmek üzere…RUMUZ : ADANALI
Merhaba Adanalı, Kızınızı ikna etmeden mail gönderemem.Baştan onun kişiliğine saygı göstermeliyiz.Benim selamımı söyleyin ondan izin istediğimi bilhassa belirtin. Eğer izin vermezse o izin verinceye kadar sizinle mailleşiriz, zamanı gelince onunla da iletişime geçeriz. Bu iş zorlama ile olmaz. Bu mailimi kendine okuyabilirsiniz. Kolay gelsin…
Necip GÜVEN Eskişehir
Selam hocam, kızımla konuştum beni reddetti. Bunu nasıl bildiniz bilmiyorum ama matematiğe uzak olduğundan böyle yaptığını düşünüyorum. Acaba ilerde sizinle konuşmayı kabul eder mi, etmezse biz ona nasıl yardımcı oluruz acaba? Yapılacak bir şeyler var mıdır? Umarım her şey iyi olur. saygılarımı sunarım. iyi akşamlar…. RUMUZ : ADANALI
Merhaba Adanalı, Nasıl mı bildim ? O zaman size sorayım, “Kayınvalideniz size yıllarca olmadık eziyetler etti ama daha sonra pişman olup sizden özür ve af dilese hemen affeder misiniz, yoksa biraz zaman geçmesini mi beklersiniz ? Bana şimdi kızınızın adını yazın. Ben ona hitaben sizin arcılığınızla bir mektup yazayım.Çıktı alıp uygun bir zamanda ona okursunuz.Unutmayınız buzu ısıtmak için önce eritmek ve su haline getirmek gerekir.Buz tamamen eridikten sonra yavaş yavaş ısınmaya başlar.Sakin olun ve pes etmeyin.Biz bu işi yavaş yavaş başarırız.
Sizin ve kızınızın yaşadığı acıları tahmin ediyorum.Lütfen yaşadığınız bu acıları gözyaşlarıyla bana yazın.Altına da kendi seçeceğiniz bir rumuz yazın.Yaşadığınız bu acıları ancak birlikte dökeceğimiz gözyaşları temizler.Daha sonra gözyaşları içinde yazmanız için bir yazı daha isteyeceğim.Ama bu sefer bu gözyaşları mutluluk gözyaşları olacak.Yazacağınız bu yazıları ben de gözyaşları içinde okuyacağım.Daha sonra azimle kitapta kaldığım yerden yazmaya devam edeceğim.Kolay Gelsin….
Necip GÜVEN Eskişehir
İMDAT ;NE OLUR KIZIMI KURTARIN!
Bir duvar vardı sırtımı dayadığım… o duvar biraz sallanır, sağ solu dökük ama gezip dolaşıp soluk alıp, derdimi döktüğüm, gücümü aldığım, dinlendiğim bir duvar. Annem.
70 yıllık annem benimle gurur duyar. Benim varlığımla yaşardı. Erkek gibi yumruk sallamayı, kadın gibi yazma bağlamayı öğretti. Bu gün bile gurur duyduğum bir asalet zırhı giydirdi sırtıma.
Ben girdiğim her savaşlarda zaferle çıkan bir insan. Bükemeyeceğim bilek, gidemeyeceğim yol olmayan, Mangal gibi bir yürek demir gibi bir bilek derler ya. 6 Kasım kaybettim annemi, dizlerimdeki kuvvet bitti, gözlerim eskisi gibi görmüyor. Ben 3 yaşındaki çocuk kadar aciz ve savunmasız kaldım. Aya kalkıp, diyecek bir söz bulamadım. Annem her şeyi alıp gitmişti, darmadağın oldu her şey……..Çok zamanımı aldı ölümü kabul etmek, demek ki insan ilelebet var olmuyor. Bir gün benim kızım da böyle kalacak, yani tek başına…
Anneyim, kızımı kuvvetli yetiştirmek zorundayım. Bir tek kızım. Onun içinde ben. Kızım baba sevgisini hiç yaşamadı. Ne kadar şansız, baba insan hayatında koşulsuz sevgisini veren insandır.
Şimdi yegane varlığım. Yüzüne bakarken gözümden sakındığım. Sarıldığımda incitmekten korktuğum. Gece yatarken yanağına bir buse kondurup kokusunu içime çektiğim. Yoklukla, göz yaşlarımla büyüttüğüm kızım.
Yardıma ihtiyacı var, vasat bir öğrenci. Buda onu içten içe üzüyor. Bir şeyler yapmak istiyor. Ama olmuyor. Ben çok yardım edemiyorum. Öğretmenleri içine kapanık diyorlar. Çok derslere katılmadığını söylüyorlar.
Özellikle matematik. Birileri rakamsal bir şeyler sorar diye hep çekimser kalıyor. Kendine güveni yok. Özellikle benim arkadaşlarım hep olur ya çarpma işlemi yada ya da dört işlemden bir şeyler soruyorlar. Kızın yapamıyor. Sonra da bana bu çocukla neden ilgilenmiyorsun. Hiç bir şey bilmiyor dedikleri zaman benim dünyam yıkılıyor. Kızımda bir kenara çekilip, ben kızarım diye ürkek duruyor.
Söyledikleri gibi değil ben kızımın yörüngesi içerisinde hep dönüyorum.Dershanede ya da okulda notlarını arkadaşlarından düşük alıyor. Ben ister istemez o çocukların aldığı notları kıskanıyorum. Kızıma hiçbir şey söylemiyorum ama inanın içten içe eriyorum. Kızım onlardan daha iyi almak zorunda çünkü kızımın başka seçeneği yok mutlaka bir şeyler yapıp ayakta durmalı, başarılı olmalı.
14 yaşında melek yüzlü bir kız çocuğu. Yapacak bir şeylerim olmalı, başarıyı tatmalı. Yoksa hayat ona acımayacak…Hayatla tek başıma mücadele ediyorum. Elimde bir kız çocuğu ve tüm yatırımlarım kızımın eğitimi için. Yaşama dair diğer şeyler bana teferruat geliyor.
Kızım matematiği severse başarılı olacak, başarılı olunca mutlu olacak. Kızım mutlu olursa benim üstesinden gelemeyeceğim hiçbir şey olmaz.
Bir gün ben olmayacağım yanında hayatı yaşayabilme gücü olursa gözüm arkada kalmayacak. Rumuz : ADANALI
Sayın Hocam… İlginize teşekkür ederim. Hocam ben bu hafta sonu kızıma biraz tavır koydum. Bu çarpım tablosunu bir hafta içerisinde ezberleyeceksin, başka ders yapmayacaksın gibi şeyler söyledim, canı bayağı sıkıldı.
Bu gün ise sizin mail adresinizi sordu, neden dedim. Bir hafta zamanım var. gibi laflar söyledi. Muhtemelen sizinle yazışacak. Lütfen hocam yardım edin bize …. Kızımı kazanalım.SAYGILARIMLA…RUMUZ : ADANALI
Merhaba Akıllı Kız, Tanıştığımıza çok memnun oldum.Ama sana şunu hatırlatayım , sen çarpım tablosuna değil çarpım tablosunun ezberine karşısın. Ben de seninle aynı fikirdeyim.
Bence de çarpım tablosu ezberi çok zor ve çok gıcık bir şeydir.Ama yıllardır öğretmenler ve anne-babalar ezberden daha kolay bir yöntem bulamadıkları için öğrenciliğimiz zamanında benim, annenin başını yaktıkları gibi senin de başını yakmaya çalışıyorlar.Söylediklerime inanmazsan ” matematigisevdirenadam.com” sitemde ” Bu sitede çarpım tablosu ezberi yasaktır” ve “Çarpım tablosunu ezbersiz öğreten kitap” yazılarını okumanı tavsiye ederim.
Ben yıllardır araştıra araştıra çarpım tablosunu ezberlemeden kolayca öğreten yöntemler buldum.Onlardan bazı örnekleri internetten annene de gönderdim.Kitabım çıkıncaya kadar onlara bir göz atsan çok iyi olur.Eğer benimle arkadaş olup sıkıntı yaşadığın 1. sınıftan 5.sınıfa kadar matematik konularında sana çok faydalı olacağımı düşünüyorum.
İlk okul öğretmeni olduğum için ilk okul konularını daha iyi biliyorum.Zaten sen ilkokul konularını tekrar kolay yollardan yeni temel atarsan yavaş yavaş ortaokul konularını da anlamaya başlayacaksın.
Haydi Akıllı Kız, var mısın ? Gerçek “Akıllı Kız” kimmiş bunu cümle aleme birlikte gösterelim.Ben varım, seni seviyorum ve sana inanıyorum.Annene göndermiş olduğum çarpma ezberi değil çarpma öğretimi dokümanını inceledikten sonra ” Matematikle Barışıyorum” kitabımı da baştan sona yavaş yavaş ve dikkatlice okursan çok faydasını göreceksin.
Şunu tekrar söyleyeyim ne ceza verirlerse versinler çarpım tablosunu ezberleme. Çünkü ezber çok berbat ve kötü bir şey ama benim yöntemlerimde asla ezber yoktur.
Sana inanıyor ve başarılar dilerken çok yakında güzel haberler veren mailler bekliyorum.Kusura bakma Akıllı Kız , seni matematik aslında güzel bir dersten nefret ettirenleri çok merak ediyorum.
Tüm yaşadıklarını bana anlatırsan hem rahatlarsın hem de sorunları daha kolay çözeriz.Doktora gidince bile doktor önce şikayetin ne diye soruyor, sonra da muayene ediyor.Ben de matematik doktoruyum, derdini iyi anlatırsan daha kolay yardımcı olabilirim.Başarılar ….
Matematiği Sevdiren Adam / Necip GÜVEN / Eskişehir
Merhaba , ben Adanalının kızıyım.Çarpım tablosunu sevmiyorum, annemle aram kötü, cezalıyım. 1 hafta içinde öğrenmem gerekiyor ne yapmam gerekiyor.Ezberliyorum sonra unutuyorum. Rumuz : Akıllı Kız
Evet Akıllı Kız ! Çarpım Tablosunu Ezberlemeye Hayıııııııııııııırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr.Biz adam gibi öğrenmek istiyoruz.Haydi Annene gönderdiğim Kolay Çarpım Tablosu Öğretimini incele öğrendikten sonra da çevrende bilmeyen tüm çocuklara öğret.Sen benim gönderdiğim yöntemleri uygularken ben de sana bitince annene gönderdiğim yazılarda olmayan yeni buluşum olan sürpriz öğretim yöntemini yazıp gönderirim.Adını da sana söyleyeyim sakın annene söyleme projenin adı ” Konuşan Parmaklar ” bu projeyle 6,7,8, ve 9`ar sayma hem daha kolay hem de çok eğlenceli olacak.Kolay Gelsin Akıllı Kız,.sakın parolayı unutma “Ezbere Hayır, Eğlenerek Öğrenmek İstiyorum !”
Necip GÜVEN Eskişehir
Yaşasın , çok teşekkür ederim Necip Hocam ! Sizin en çok şu sözünüz hoşuma gitti.”Sana ne ceza verirlerse versinler, çarpım tablosunu ezberleme.” dediğiniz cümleyi çooooook beğendim, teşekkürler !…..Rumuz : Akıllı Kız
SAYIN HOCAM MERHABA…Necip Hocam,iyi ki sizinle tanıştık… Kızım sizinle yazıştıktan sonra çok rahatladı, tabi bende…”Kesinlikle çarpmayı ezberlemeyeceğim. oh dünya varmış !’’diyor.Derslerinde ise yükselme gözledim…. Bilmiyorum ama bana karşı şimdi daha iyi davranıyor. Daha nazik, daha hassas, yani olumlu şeyler oluyor. Bu kadar etkili olacağınızı zannetmemiştim.
Sonra sizin kitabınızı okuyor, hatta okula götürmüş, hocaları elinde görmüş.Kızımın Hocalarının elinde sizin “Matematikle Barışıyorum” kitabı varmış, hocalarının da okuduğunu görünce çok daha iyi oldu.Onlar da kitap üzerinde yorumlar yapmışlar, artık matematikten korkmuyor gibi … Yazılıdan önce 25 almış idi , sizinle konuştuktan sonra 50 aldı. Öğretmeni de gelişmeden memnun. Ben daha çok memnunun… Meğerse kızımın hayatını ben kabusa çevirmişim. SAĞOLUN.. Bize ayna gösterdiniz.
Ama ben sizin yeni çalışmalarınızı çok merak ediyorum, hangi aşamaya geldiniz? Bizim de faydalanacağımız bir şeyler çıkacak mı? Sabırsızlıkla bekliyorum, Ne zaman bitecek,diğerinden farklı bir kitap mı? Size kızımla olan tüm gelişmeleri bildirmeye devam edeceğim….Her şey için sağ olun…… Rumuz : ADANALI
Necip GÜVEN Eskişehir 03 Aralık 2008
Merhaba ADANALI , Sizden ve Akıllı Kızınızdan bir süredir haber havadis gelmiyor, son durumlar nasıl ? Merak ettim de….. Akıllı Kız’a Selamlar……
Eskişehir
Sayın Hocam Merhaba , iyi misiniz, umarım iyisinizdir. Sizinle daha önceki yazışmalarımızdan çok büyük faydalar elde ettim. Yani mücadele etmekten yorulmuştum ama sizinle konuşarak bunu aşmaya başladım.Kendimi güçlü hissetim, bana güç verdiniz. Allah sizden razı olsun.
Ara karneleri aldık….Akıllı Kızın notları iyiye doğru gidiyor. Yüzde yüz bir başarı değil ama yavaş yavaş tırmanıyoruz. Şimdi artık matematikle arası daha iyi, biraz daha gayret edecek..
Konu çarpma işlemine gelince çarpım tablosunu kesinlikle ezberlemeyeceğim diyor. Necip Öğretmenim bana öyle söyledi diyor. Fakat matematik dersine çalışmaktan eskisi gibi sıkılmıyor,matematiğe daha çok zaman ayırıyor, hatta yavaş yavaş sevmeye bile başladı.Şimdi üçgenleri çalışıyor.
Mesela artık 10 sorunun beşine cevap verebiliyor. Tabii sizinle konuştuktan sonra. Aslında şu oldu galiba ,daha önceleri tüm benliğini sarmış olan içindeki matematik korkusunu yenip yavaş yavaş sevmeye ve ilgi duymaya başladı… Matematiği sanki yeniden keşfediyor gibi.Zamanla daha iyi olacak inşallah…
Tabii ben de fırsat buldukça size tüm yeni gelişmeleri bildirmeye devam edeceğim.Evet , işler eskisine göre iyi gidiyor ama anne-kız olarak ayaklarımızın üstünde daha sağlam durmaya başlayıncaya kadar bir süre daha sizin rehberliğinize ve desteğinize ihtiyacımız var..
Yeni kitabınız ne aşamada, bitmesine çok var mı ? Kızımla birlikte “ Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem” adlı ikinci kitabınızın bitip tüm Türkiye’de bizim gibi zor durumda olan anne-baba ve çocuklara ulaşmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.Yeni ve daha güzel haberler vermek dileğiyle. Hoşça kalın ve lütfen kendinize iyi bakın.
Rumuz : Adanalı Anne
AKILLI KIZ BENİ ŞOK ETTİ !
Merhaba bu gün 26 Aralık Cuma ve Saat 18.30 .Biraz önce “ Çarpım Tablosu Ezberiyle Savaşımız Sürecek yazısında Adanalı çaresiz bir annenin yardım isteyen çığlıkları ve benim o anneye cevaplarımı okumuştunuz. Bu konuda sorunlu olan Rumuz : AKILLI KIZ” daki kısa zamanda inanılmaz pozitif değişim beni olumlu anlamıyla tam ŞOK etti.
Benim gibi çocuklar hakkında her zaman pozitif düşünen bir eğitimci için çok mutlu bir Şok oldu.ADANALI anneye baştan dediğim gibi asla ümitsiz değildim.Fakat inanın ki ben en az 3-4 ay sürer zannediyordum ve anneye çok sabırlı olmasını tavsiye ediyordum.Ama 26 yıllık öğretmenlik hayatımda bile tedaviye bu kadar çabuk cevap veren bir çocukla ilk defa karşılaşıyorum.
Beni bu mutlu ŞOK’a sokan mail tahminen 1 saat önce geldi.Baştan benim jeton düşmedi çünkü mail rumuzu “sanane” idi.Her halde daha önceleri “ Sen ne kadar aptal kızsın, matematiği bile başaramıyorsun.” Dediler.Belki de AKILLI KIZ’da “Benim matematik başarısızlığımın tasası sana mı düştü “sana ne” diye cevap verdiğinden “sanane”yi rumuz seçmiş olabilir..
Benim ki sadece tahmin, bunu neden rumuz seçtiğini en iyi kendisi bilir ama şimdilik bunun o kadar da önemi yok. Gönderdiği elektronik posta çok kısa ama içinde çok anlamlı mesajlar taşıyor.
Ben bu durumu açıklamakta çok zorlanıyorum ama kısaca “ Sevginin inanılmaz mucizevi tedavi gücü diyorum.Ve AKILLI KIZ’ın gönderdiği elektronik postaya geçmeden önce bize de düşen herhalde yazıyı “Yunus EMRE “ nin dizeleriyle bitirmek olacak.“Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım.Sevelim, sevilelim, Dünya kimseye kalmaz.” Yunus EMRE
“Necip Öğretmenim, şu anda ben “ Matematikle Barışıyorum” kitabınızı okuyorum.Bu işi başaracağım. Rumuz : AKILLI KIZ.”
Necip GÜVEN Eskişehir 26 Aralık 2008 Saat : 19.00
( * ) ‘’Etkili Ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem’’ kitabından alınmıştır.
Merhaba 2008 yılı içinde Adanalı bir anne “Matematikle Barışıyorum” kitabımı almıştı. Daha sonra bana tekrar ulaşarak kitap ve gönderdiğim dokümanlardan yeteri kadar faydalanamadığını Bildiren bir e-mail gönderdi.
Ben bu kitabı yazarken okuyanlar kitabıma verdikleri paralara acımasınlar, üstüne de dua etsinler istiyordum.Kitabıma ve diğer dokümanlarıma çok güvendiğim için Bu olayın arkasına düşmeye karar verdim.Şimdi size “ Matematiği Sevdiren Adam” , “ Anne “ ve “Kız”ın yazışmalarını banttan sunuyorum.İzleyelim bakalım, neler olmuş ?
Necip GÜVEN 03 Aralık 2008
( Not:Sevgili dostlar, buraya aldığım yazılar Adanalı Anne ile elektronik posta ile yaptığımız yazışmaları içermektedir. Adanalı Anne ile arada yaptığımız konuşmalarda ne konuştuğumuzu şu an hatırlayamadığım için arada kopukluk varmış gibi görülen bölümlerde bir kopukluk varmış gibi gözükebilir. Necip GÜVEN )
Selam , çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum. Çarpma işlemi halledemediğimiz bir sorun… Daha önceki kitabınızı aldım ancak kızımın bu ilgisini çok çekmedi. Eğer eğitimci ve veli olarak neler yapabiliriz araştırıyorsak lütfen samimiyetime veriniz; kitaptan çok faydalanamadım.
Belki de bizim bir eksiğimizdir. ama başka yolla nasıl öğretilebilir, nasıl hafızasında tutabilir bu çarpmaları…Her nedense sayılar ve rakamlar kızıma öcü geliyor.Sizin bu yönde nasıl bir çalışmalarınız var acaba? Üzerinde durduğunuz kitap bir öncekinden farklı mı?Özüne dönecek olursak mutlaka çarpma işlemi öğretmemiz gerekiyor, böyle bir kaynağa mutlak ihtiyaç var, bir çıkış yolu bulunması lazım..
Belki de bu kitap diğerinden farklı olabilir… İkinci kitap daha öğretici olabilir…Mutlaka bu yönde yapacağınız bir şeyler vardır..Sonuçta eğitimci olarak işin içindesiniz….Bir kitapla bir sayfa ile öğretirsek bu kardır diye düşünüyorum… Bu tür kitaplara ısrarla ihtiyaç vardır, çalışmalarınızı yakından takip edeceğim… Başarılar.
RUMUZ : ADANALI
Size gönderdiğim doküman eski çalışmam idi.Kitap bu kitap çalışmam hem 4 işlemi kapsıyor, hem de çarpma öğretiminde ilave yöntemler olacak.İlave yöntem ve önerilerimi size yazdıkça göndereyim.Çünkü kitabın basımını beklemek sizin için geç olabilir.Adınızı not ettim. Pes etmek yok.Kolay gelsin.
Necip GÜVEN
Her çalışmanızı bekliyorum. bana yardım edin kızıma yardım edin… Sonunda mutlaka olacak…RUMUZ : ADANALI
Gününüz aydın olsun, ilginize teşekkür ederim. “Matematikle Barışıyorum” kitabının tamamını okudu, oradaki bazı anekdotlar ilgisini çekti, hafızasında kaldı.Tekerlemelerle olan çarpım cetvelindeki bazı örneğin “9×9 =81 Annem eve gir dedi” gibileri aklında kaldı. Kitap hiç etkili olmadı demiyorum. Çarpmanın içine girdi ama çıkmadı, yani hafızasında yer edemedi… Benim kızım zor bir çocuk, tek çocuk bu yüzden beni zorluyor.Her kez bir adım atarken ben iki adım atıyorum.
Başka bir şey daha itiraf ediyorum utanarak. Kızım 8. sınıfa gidiyor bazen 20 15 çıkınca 5 kalacağını bir anda söyleyemiyor, bu işin peşini bırakmıyorum.Hocam ilginç olan yanı şu 8. sınıf müfredatındaki mesela karekökler ve üstlü sayılarda 20 sorudan 15 net bırakabiliyor. Arıza nerede,bu çocuk bu konuları yapabiliyorsa benim eksik yaptığım bir şeyler olmalı…. Ona öğretim modellerinin hepsini denedim hepsiyle öğretmeye çalıştım. Mesela oyunla, mesela para teslim ederek alış veriş yapması gibi… Benim eksiğim nerede ? Zamanınızı aldığım için özür diliyorum.Eğitimde kaybedilecek bir tek fert yoktur sözünden cesaret alarak affınızı sığınıyorum. Saygılarımla…
RUMUZ : ADANALI
Teşekkür ederim. bizim evimizde Internet yok. benim iş yerinden iletişim sağlayabiliriz. Kızım her gün öğleden sonraları sizinle görüşebilir. Onunla konuşup sizinle yazışmasını sağlarım. Başlangıçta reddedebilir ama sonradan ilgilenecektir.Sağ olun,Allah sizden razı olsun….Görüşmek üzere…RUMUZ : ADANALI
Merhaba Adanalı, Kızınızı ikna etmeden mail gönderemem.Baştan onun kişiliğine saygı göstermeliyiz.Benim selamımı söyleyin ondan izin istediğimi bilhassa belirtin. Eğer izin vermezse o izin verinceye kadar sizinle mailleşiriz, zamanı gelince onunla da iletişime geçeriz. Bu iş zorlama ile olmaz. Bu mailimi kendine okuyabilirsiniz. Kolay gelsin…
Necip GÜVEN Eskişehir
Selam hocam, kızımla konuştum beni reddetti. Bunu nasıl bildiniz bilmiyorum ama matematiğe uzak olduğundan böyle yaptığını düşünüyorum. Acaba ilerde sizinle konuşmayı kabul eder mi, etmezse biz ona nasıl yardımcı oluruz acaba? Yapılacak bir şeyler var mıdır? Umarım her şey iyi olur. saygılarımı sunarım. iyi akşamlar…. RUMUZ : ADANALI
Merhaba Adanalı, Nasıl mı bildim ? O zaman size sorayım, “Kayınvalideniz size yıllarca olmadık eziyetler etti ama daha sonra pişman olup sizden özür ve af dilese hemen affeder misiniz, yoksa biraz zaman geçmesini mi beklersiniz ? Bana şimdi kızınızın adını yazın. Ben ona hitaben sizin arcılığınızla bir mektup yazayım.Çıktı alıp uygun bir zamanda ona okursunuz.Unutmayınız buzu ısıtmak için önce eritmek ve su haline getirmek gerekir.Buz tamamen eridikten sonra yavaş yavaş ısınmaya başlar.Sakin olun ve pes etmeyin.Biz bu işi yavaş yavaş başarırız.
Sizin ve kızınızın yaşadığı acıları tahmin ediyorum.Lütfen yaşadığınız bu acıları gözyaşlarıyla bana yazın.Altına da kendi seçeceğiniz bir rumuz yazın.Yaşadığınız bu acıları ancak birlikte dökeceğimiz gözyaşları temizler.Daha sonra gözyaşları içinde yazmanız için bir yazı daha isteyeceğim.Ama bu sefer bu gözyaşları mutluluk gözyaşları olacak.Yazacağınız bu yazıları ben de gözyaşları içinde okuyacağım.Daha sonra azimle kitapta kaldığım yerden yazmaya devam edeceğim.Kolay Gelsin….
Necip GÜVEN Eskişehir
İMDAT ;NE OLUR KIZIMI KURTARIN!
Bir duvar vardı sırtımı dayadığım… o duvar biraz sallanır, sağ solu dökük ama gezip dolaşıp soluk alıp, derdimi döktüğüm, gücümü aldığım, dinlendiğim bir duvar. Annem.
70 yıllık annem benimle gurur duyar. Benim varlığımla yaşardı. Erkek gibi yumruk sallamayı, kadın gibi yazma bağlamayı öğretti. Bu gün bile gurur duyduğum bir asalet zırhı giydirdi sırtıma.
Ben girdiğim her savaşlarda zaferle çıkan bir insan. Bükemeyeceğim bilek, gidemeyeceğim yol olmayan, Mangal gibi bir yürek demir gibi bir bilek derler ya. 6 Kasım kaybettim annemi, dizlerimdeki kuvvet bitti, gözlerim eskisi gibi görmüyor. Ben 3 yaşındaki çocuk kadar aciz ve savunmasız kaldım. Aya kalkıp, diyecek bir söz bulamadım. Annem her şeyi alıp gitmişti, darmadağın oldu her şey……..Çok zamanımı aldı ölümü kabul etmek, demek ki insan ilelebet var olmuyor. Bir gün benim kızım da böyle kalacak, yani tek başına…
Anneyim, kızımı kuvvetli yetiştirmek zorundayım. Bir tek kızım. Onun içinde ben. Kızım baba sevgisini hiç yaşamadı. Ne kadar şansız, baba insan hayatında koşulsuz sevgisini veren insandır.
Şimdi yegane varlığım. Yüzüne bakarken gözümden sakındığım. Sarıldığımda incitmekten korktuğum. Gece yatarken yanağına bir buse kondurup kokusunu içime çektiğim. Yoklukla, göz yaşlarımla büyüttüğüm kızım.
Yardıma ihtiyacı var, vasat bir öğrenci. Buda onu içten içe üzüyor. Bir şeyler yapmak istiyor. Ama olmuyor. Ben çok yardım edemiyorum. Öğretmenleri içine kapanık diyorlar. Çok derslere katılmadığını söylüyorlar.
Özellikle matematik. Birileri rakamsal bir şeyler sorar diye hep çekimser kalıyor. Kendine güveni yok. Özellikle benim arkadaşlarım hep olur ya çarpma işlemi yada ya da dört işlemden bir şeyler soruyorlar. Kızın yapamıyor. Sonra da bana bu çocukla neden ilgilenmiyorsun. Hiç bir şey bilmiyor dedikleri zaman benim dünyam yıkılıyor. Kızımda bir kenara çekilip, ben kızarım diye ürkek duruyor.
Söyledikleri gibi değil ben kızımın yörüngesi içerisinde hep dönüyorum.Dershanede ya da okulda notlarını arkadaşlarından düşük alıyor. Ben ister istemez o çocukların aldığı notları kıskanıyorum. Kızıma hiçbir şey söylemiyorum ama inanın içten içe eriyorum. Kızım onlardan daha iyi almak zorunda çünkü kızımın başka seçeneği yok mutlaka bir şeyler yapıp ayakta durmalı, başarılı olmalı.
14 yaşında melek yüzlü bir kız çocuğu. Yapacak bir şeylerim olmalı, başarıyı tatmalı. Yoksa hayat ona acımayacak…Hayatla tek başıma mücadele ediyorum. Elimde bir kız çocuğu ve tüm yatırımlarım kızımın eğitimi için. Yaşama dair diğer şeyler bana teferruat geliyor.
Kızım matematiği severse başarılı olacak, başarılı olunca mutlu olacak. Kızım mutlu olursa benim üstesinden gelemeyeceğim hiçbir şey olmaz.
Bir gün ben olmayacağım yanında hayatı yaşayabilme gücü olursa gözüm arkada kalmayacak. Rumuz : ADANALI
Sayın Hocam… İlginize teşekkür ederim. Hocam ben bu hafta sonu kızıma biraz tavır koydum. Bu çarpım tablosunu bir hafta içerisinde ezberleyeceksin, başka ders yapmayacaksın gibi şeyler söyledim, canı bayağı sıkıldı.
Bu gün ise sizin mail adresinizi sordu, neden dedim. Bir hafta zamanım var. gibi laflar söyledi. Muhtemelen sizinle yazışacak. Lütfen hocam yardım edin bize …. Kızımı kazanalım.SAYGILARIMLA…RUMUZ : ADANALI
Merhaba Akıllı Kız, Tanıştığımıza çok memnun oldum.Ama sana şunu hatırlatayım , sen çarpım tablosuna değil çarpım tablosunun ezberine karşısın. Ben de seninle aynı fikirdeyim.
Bence de çarpım tablosu ezberi çok zor ve çok gıcık bir şeydir.Ama yıllardır öğretmenler ve anne-babalar ezberden daha kolay bir yöntem bulamadıkları için öğrenciliğimiz zamanında benim, annenin başını yaktıkları gibi senin de başını yakmaya çalışıyorlar.Söylediklerime inanmazsan ” matematigisevdirenadam.com” sitemde ” Bu sitede çarpım tablosu ezberi yasaktır” ve “Çarpım tablosunu ezbersiz öğreten kitap” yazılarını okumanı tavsiye ederim.
Ben yıllardır araştıra araştıra çarpım tablosunu ezberlemeden kolayca öğreten yöntemler buldum.Onlardan bazı örnekleri internetten annene de gönderdim.Kitabım çıkıncaya kadar onlara bir göz atsan çok iyi olur.Eğer benimle arkadaş olup sıkıntı yaşadığın 1. sınıftan 5.sınıfa kadar matematik konularında sana çok faydalı olacağımı düşünüyorum.
İlk okul öğretmeni olduğum için ilk okul konularını daha iyi biliyorum.Zaten sen ilkokul konularını tekrar kolay yollardan yeni temel atarsan yavaş yavaş ortaokul konularını da anlamaya başlayacaksın.
Haydi Akıllı Kız, var mısın ? Gerçek “Akıllı Kız” kimmiş bunu cümle aleme birlikte gösterelim.Ben varım, seni seviyorum ve sana inanıyorum.Annene göndermiş olduğum çarpma ezberi değil çarpma öğretimi dokümanını inceledikten sonra ” Matematikle Barışıyorum” kitabımı da baştan sona yavaş yavaş ve dikkatlice okursan çok faydasını göreceksin.
Şunu tekrar söyleyeyim ne ceza verirlerse versinler çarpım tablosunu ezberleme. Çünkü ezber çok berbat ve kötü bir şey ama benim yöntemlerimde asla ezber yoktur.
Sana inanıyor ve başarılar dilerken çok yakında güzel haberler veren mailler bekliyorum.Kusura bakma Akıllı Kız , seni matematik aslında güzel bir dersten nefret ettirenleri çok merak ediyorum.
Tüm yaşadıklarını bana anlatırsan hem rahatlarsın hem de sorunları daha kolay çözeriz.Doktora gidince bile doktor önce şikayetin ne diye soruyor, sonra da muayene ediyor.Ben de matematik doktoruyum, derdini iyi anlatırsan daha kolay yardımcı olabilirim.Başarılar ….
Matematiği Sevdiren Adam / Necip GÜVEN / Eskişehir
Merhaba , ben Adanalının kızıyım.Çarpım tablosunu sevmiyorum, annemle aram kötü, cezalıyım. 1 hafta içinde öğrenmem gerekiyor ne yapmam gerekiyor.Ezberliyorum sonra unutuyorum. Rumuz : Akıllı Kız
Evet Akıllı Kız ! Çarpım Tablosunu Ezberlemeye Hayıııııııııııııırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr.Biz adam gibi öğrenmek istiyoruz.Haydi Annene gönderdiğim Kolay Çarpım Tablosu Öğretimini incele öğrendikten sonra da çevrende bilmeyen tüm çocuklara öğret.Sen benim gönderdiğim yöntemleri uygularken ben de sana bitince annene gönderdiğim yazılarda olmayan yeni buluşum olan sürpriz öğretim yöntemini yazıp gönderirim.Adını da sana söyleyeyim sakın annene söyleme projenin adı ” Konuşan Parmaklar ” bu projeyle 6,7,8, ve 9`ar sayma hem daha kolay hem de çok eğlenceli olacak.Kolay Gelsin Akıllı Kız,.sakın parolayı unutma “Ezbere Hayır, Eğlenerek Öğrenmek İstiyorum !”
Necip GÜVEN Eskişehir
Yaşasın , çok teşekkür ederim Necip Hocam ! Sizin en çok şu sözünüz hoşuma gitti.”Sana ne ceza verirlerse versinler, çarpım tablosunu ezberleme.” dediğiniz cümleyi çooooook beğendim, teşekkürler !…..Rumuz : Akıllı Kız
SAYIN HOCAM MERHABA…Necip Hocam,iyi ki sizinle tanıştık… Kızım sizinle yazıştıktan sonra çok rahatladı, tabi bende…”Kesinlikle çarpmayı ezberlemeyeceğim. oh dünya varmış !’’diyor.Derslerinde ise yükselme gözledim…. Bilmiyorum ama bana karşı şimdi daha iyi davranıyor. Daha nazik, daha hassas, yani olumlu şeyler oluyor. Bu kadar etkili olacağınızı zannetmemiştim.
Sonra sizin kitabınızı okuyor, hatta okula götürmüş, hocaları elinde görmüş.Kızımın Hocalarının elinde sizin “Matematikle Barışıyorum” kitabı varmış, hocalarının da okuduğunu görünce çok daha iyi oldu.Onlar da kitap üzerinde yorumlar yapmışlar, artık matematikten korkmuyor gibi … Yazılıdan önce 25 almış idi , sizinle konuştuktan sonra 50 aldı. Öğretmeni de gelişmeden memnun. Ben daha çok memnunun… Meğerse kızımın hayatını ben kabusa çevirmişim. SAĞOLUN.. Bize ayna gösterdiniz.
Ama ben sizin yeni çalışmalarınızı çok merak ediyorum, hangi aşamaya geldiniz? Bizim de faydalanacağımız bir şeyler çıkacak mı? Sabırsızlıkla bekliyorum, Ne zaman bitecek,diğerinden farklı bir kitap mı? Size kızımla olan tüm gelişmeleri bildirmeye devam edeceğim….Her şey için sağ olun…… Rumuz : ADANALI
Necip GÜVEN Eskişehir 03 Aralık 2008
Merhaba ADANALI , Sizden ve Akıllı Kızınızdan bir süredir haber havadis gelmiyor, son durumlar nasıl ? Merak ettim de….. Akıllı Kız’a Selamlar……
Eskişehir
Sayın Hocam Merhaba , iyi misiniz, umarım iyisinizdir. Sizinle daha önceki yazışmalarımızdan çok büyük faydalar elde ettim. Yani mücadele etmekten yorulmuştum ama sizinle konuşarak bunu aşmaya başladım.Kendimi güçlü hissetim, bana güç verdiniz. Allah sizden razı olsun.
Ara karneleri aldık….Akıllı Kızın notları iyiye doğru gidiyor. Yüzde yüz bir başarı değil ama yavaş yavaş tırmanıyoruz. Şimdi artık matematikle arası daha iyi, biraz daha gayret edecek..
Konu çarpma işlemine gelince çarpım tablosunu kesinlikle ezberlemeyeceğim diyor. Necip Öğretmenim bana öyle söyledi diyor. Fakat matematik dersine çalışmaktan eskisi gibi sıkılmıyor,matematiğe daha çok zaman ayırıyor, hatta yavaş yavaş sevmeye bile başladı.Şimdi üçgenleri çalışıyor.
Mesela artık 10 sorunun beşine cevap verebiliyor. Tabii sizinle konuştuktan sonra. Aslında şu oldu galiba ,daha önceleri tüm benliğini sarmış olan içindeki matematik korkusunu yenip yavaş yavaş sevmeye ve ilgi duymaya başladı… Matematiği sanki yeniden keşfediyor gibi.Zamanla daha iyi olacak inşallah…
Tabii ben de fırsat buldukça size tüm yeni gelişmeleri bildirmeye devam edeceğim.Evet , işler eskisine göre iyi gidiyor ama anne-kız olarak ayaklarımızın üstünde daha sağlam durmaya başlayıncaya kadar bir süre daha sizin rehberliğinize ve desteğinize ihtiyacımız var..
Yeni kitabınız ne aşamada, bitmesine çok var mı ? Kızımla birlikte “ Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem” adlı ikinci kitabınızın bitip tüm Türkiye’de bizim gibi zor durumda olan anne-baba ve çocuklara ulaşmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.Yeni ve daha güzel haberler vermek dileğiyle. Hoşça kalın ve lütfen kendinize iyi bakın.
Rumuz : Adanalı Anne
AKILLI KIZ BENİ ŞOK ETTİ !
Merhaba bu gün 26 Aralık Cuma ve Saat 18.30 .Biraz önce “ Çarpım Tablosu Ezberiyle Savaşımız Sürecek yazısında Adanalı çaresiz bir annenin yardım isteyen çığlıkları ve benim o anneye cevaplarımı okumuştunuz. Bu konuda sorunlu olan Rumuz : AKILLI KIZ” daki kısa zamanda inanılmaz pozitif değişim beni olumlu anlamıyla tam ŞOK etti.
Benim gibi çocuklar hakkında her zaman pozitif düşünen bir eğitimci için çok mutlu bir Şok oldu.ADANALI anneye baştan dediğim gibi asla ümitsiz değildim.Fakat inanın ki ben en az 3-4 ay sürer zannediyordum ve anneye çok sabırlı olmasını tavsiye ediyordum.Ama 26 yıllık öğretmenlik hayatımda bile tedaviye bu kadar çabuk cevap veren bir çocukla ilk defa karşılaşıyorum.
Beni bu mutlu ŞOK’a sokan mail tahminen 1 saat önce geldi.Baştan benim jeton düşmedi çünkü mail rumuzu “sanane” idi.Her halde daha önceleri “ Sen ne kadar aptal kızsın, matematiği bile başaramıyorsun.” Dediler.Belki de AKILLI KIZ’da “Benim matematik başarısızlığımın tasası sana mı düştü “sana ne” diye cevap verdiğinden “sanane”yi rumuz seçmiş olabilir..
Benim ki sadece tahmin, bunu neden rumuz seçtiğini en iyi kendisi bilir ama şimdilik bunun o kadar da önemi yok. Gönderdiği elektronik posta çok kısa ama içinde çok anlamlı mesajlar taşıyor.
Ben bu durumu açıklamakta çok zorlanıyorum ama kısaca “ Sevginin inanılmaz mucizevi tedavi gücü diyorum.Ve AKILLI KIZ’ın gönderdiği elektronik postaya geçmeden önce bize de düşen herhalde yazıyı “Yunus EMRE “ nin dizeleriyle bitirmek olacak.“Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım.Sevelim, sevilelim, Dünya kimseye kalmaz.” Yunus EMRE
“Necip Öğretmenim, şu anda ben “ Matematikle Barışıyorum” kitabınızı okuyorum.Bu işi başaracağım. Rumuz : AKILLI KIZ.”
Necip GÜVEN Eskişehir 26 Aralık 2008 Saat : 19.00
( * ) ‘’Etkili Ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem’’ kitabından alınmıştır.
Etiketler:
acil yardım çığlığı,
akıllı kız,
anne,
çarpma işlemi,
dua,
eğitimci,
email,
ezber,
matematiği sevdiren adam,
matematik,
matematikle barışıyorum,
öğretici,
veli
27 Haziran 2010 Pazar
Annelere Sesleniş ! ( Şiir )
‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’
ANNELERE SESLENİŞ !
Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.
Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.
Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.
Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.
Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.
Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.
Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.
Necip Güven 19 Ekim 2009
Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....
Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN
Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA
Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.
BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-
http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-
Sizleri hiç bir zaman unutmadım, unutmayacağım.
Eğer sizin zamanında yaptığınız çalışmalar olmasaydı ve benim çalışmalarıma destek olmasaydınız ortada ne Necip GÜVEN diye bir ne de eserleri olurdu.Bu bir bayrak yarışı .Bir süre daha çalışıp bu projeleri gençlere emanet edecek duruma geldiğim zaman da ben de sizin bana yaptığınız gibi ``Haydi gençler ben nöbetimi tamamladım artık bu emaneti size gönül rahatlığı içinde emanet edebilirim.Size inanıyorum ve güveniyorum.Beni ve projelerimi aşan çalışmalar yapacağınıza da inanıyorum.Haydi bayrağı teslim alın diyeceğim.``
Ben bu projeleri sıfırdan başlayıp buralara getirmedim ki sizin koyduğunuz tuğlaların üstüne ben de sizin verdiğiniz destekten cesaret alarak yeni tuğlalar koydum.Hepsi bu kadar.
Ellerinizden öperim. Size ve ailenize sağlıklı ve mutlu yaşamlar dilerim.
Öğrenciniz Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’
ANNELERE SESLENİŞ !
Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.
Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.
Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.
Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.
Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.
Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.
Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.
Necip Güven 19 Ekim 2009
Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....
Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN
Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA
Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.
BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-
http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-
Sizleri hiç bir zaman unutmadım, unutmayacağım.
Eğer sizin zamanında yaptığınız çalışmalar olmasaydı ve benim çalışmalarıma destek olmasaydınız ortada ne Necip GÜVEN diye bir ne de eserleri olurdu.Bu bir bayrak yarışı .Bir süre daha çalışıp bu projeleri gençlere emanet edecek duruma geldiğim zaman da ben de sizin bana yaptığınız gibi ``Haydi gençler ben nöbetimi tamamladım artık bu emaneti size gönül rahatlığı içinde emanet edebilirim.Size inanıyorum ve güveniyorum.Beni ve projelerimi aşan çalışmalar yapacağınıza da inanıyorum.Haydi bayrağı teslim alın diyeceğim.``
Ben bu projeleri sıfırdan başlayıp buralara getirmedim ki sizin koyduğunuz tuğlaların üstüne ben de sizin verdiğiniz destekten cesaret alarak yeni tuğlalar koydum.Hepsi bu kadar.
Ellerinizden öperim. Size ve ailenize sağlıklı ve mutlu yaşamlar dilerim.
Öğrenciniz Necip GÜVEN
Etiketler:
anadolu,
anneler,
bayrama saklayın,
çaresizce bakmayın,
dürdane elhan,
gözyaşlarınızı tutun,
kabus,
kartallar,
kümes,
müyesser saka,
necip güven,
sesleniş,
zindan,
zirve
Matematik Karşısında Neden Bocalıyoruz 3 ?
Yazımızın 2.Bölümünde 3.Bölümde Adanalı anne ile yazışmalarımızı ve sonucunu paylaşacağımızı söylemiştim ama sizlerden tekrar özür dileyerek neden bunu 4.bölüme bıraktığımızı açıklayayım.
2.Bölümde bahsettiğim gibi daha önce kitabımı da almış Adanalı bir anne 6.sınıfa giden kızı için benden yardım istemişti.Annenin anlattığına göre kızı ders yönünden bilhassa matematikten çok berbattı.6.Sınıfa gelmiş ama çarpım tablosunu bile hala öğrenememişti.
Durumu bir maille paylaştığım Ankaralı bir anne aşağıdaki cevabı vererek televizyondaki kadın programları gibi şov yapmaya çalıştığımı düşünüyordu. Ama durum hiç te onun zannettiği gibi değildi.Çünkü ben 1996Yılından bu yana zorluklar karşısında yılmayan, sözlüğünde ‘’OLMAZ’’ kelimesi bulunmayan gerçek bir eğitimcinin öğrencisiydim.
Adanalı anne benden yalnız bir kızı için yardım istemişti.Fakat benim mücadele timsali ve örnek rehberim Dürdane ELHAN Hocam bu durumu yıllar önce 35 öğrencilik bir sınıfta hem de öğretmenliğinin ilk yılında yaşamıştı.
Dürdane Hocam yeni göreve başlamış genç bir öğretmene kurulmuş tuzağı nasıl fırsata çevirdiğini biliyordum.Evet, evet tuzak dedim.Okuyunca siz de güya tecrübeli öğretmenlerin ve okul müdürünün beraber bir genç öğretmene oynamaya kalktığı oyuna şahit olacaksınız.Ben bir eğitimci olarak oynanan oyuna en hafif ifade ile tuzak dedim.Bakalım siz okuyunca ne diyeceksiniz.
Şimdi önce benim bu anneye yardım edelim çağrıma cevap veren annenin yazısını daha sonra da Dürdane ELHAN Hocamın ibretlik olayını ve kahramanlık hikayesini, ardından da yakın arkadaşım ve dostum Hikmet KÜÇÜK Hocamın başından geçen küçük anekdotu okuyalım.
Kusura bakmayın dostlar Adanalı anneyle olan yazışmalarımı bu bölüme almadım ama
benim gerçek ustam Dürdane Hanımın yazısını okuyunca öğrencisi Necip GÜVEN’in başından geçen olayın sonucunu zaten kolaylıkla tahmin edeceksiniz.4.Bölümde ise sonucunu bildiğiniz bir filmin detaylarını izlemiş olacaksınız.
ANKARALI ANNE ‘’Necip Bey, lütfen kusuruma bakmayın ama bu "Bir annenin feryadı !" başlıklı yazı karşısında ağlasam mı gülsem mi bilemedim. Siz çocukların dört işlemden başlayarak matematiği sevmelerini sağlamak amacıyla velilere yol gösterecek bir matematik kitabı mı yazmayı istiyorsunuz, yoksa içinde bol acıtasyon olan ve sabahları tüm kanallarda rastladığımız türden bir kadın programı çekmek mi? Nedir bu "gözyaşları içinde bana hissettiklerinizi yazın, birlikte gözyaşları içinde okuyalım. Ama sonunda göreceksiniz dinecek bu yaşlar, feryatlar...vs".
Sizin iyi niyetinizden ve çocuklara duyduğunuz sevgiden hiç şüphem yok, ama daha önce olduğu gibi bir kez daha dostane bir tavsiyede bulunmak isterim.Lütfen çalışmalarınızı bilimsel ve akademik konularda yoğunlaştırın. Bu güne dek gönderdiğiniz yazılarda gerçek matematiği bulmak çok zor. Birileri size ne yazmış, siz onlara ne demişsiniz gibi bilgiler aklı başında anne babaların ve eğitimcilerin hiç birinin ilgisini çekmez. Siz, yazılarınızda insanlara" çocuğunuza matematiği sevdirmeniz mümkün", "bu konuda size yardım edebilirim" mesajlarını çok güçlü veriyorsunuz ama "nasıl?" sorusunun cevabı eksik kalıyor. Size bilimsel ve akademik çalışmalarınıza ağırlık verin derken demek istediğim asıl şey, işte bu "nasıl?" sorusunun cevabını insanlara güven verici bir şekilde aktarabilmeniz içindir.’’
HABABAM SINIFI (Eğitim Uzmanı Dürdane ELHAN)
Elazığ Kız öğretmen okulundan dereceyle mezun olmuş, heyecan duyduğum öğretmenliğe biran önce başlayabilmek için acele ediyordum. Okulların açılma arifesinde kalp hastası olan babamı aniden kaybettim. Büyük bir üzüntü içinde kalmış çok sevdiğim mesleğime ancak bir hafta sonra Turhal Tokat Atatürk İlkokulunda göreve başlayabilmiştim.
Okul müdürü okutacağım sınıfa kadar beni götürdüğünde içeride hababam sınıfından beter karmakarışık bir grupla karşılaştım .. Sınıfa tanıtıldıktan sonra okul müdürü gitmiş ben tek başıma öğrenciler ile baş başa kalmıştım.
Onları daha yakından tanıyabilmek için isimlerini tek tek okuyarak, kısa sorular sormaya başladım. Fakat sorularıma çoğunlukla cevap alamayışım beni tedirgin etti. Küçük afacanlar benimle oyun mu oynamaya başlamışlardı? Gerçi bazı çocukların yaşlarının büyük olduğu görünümlerinden belli oluyordu.
İsim okumayı bırakarak” Bu yıl okula yeni gelen çocuk kaç tane, elini kaldırsın” dedim. Sadece beş tane el kalktı.
Sorum anlaşılmamış mıydı acaba? Tekrarladım sorumu. Sonuç değişmedi.
Bu kez iki yıldır okula gelenler kimler dediğimde on bir, el kalktı.
Üç yıldır okula gelenler? Sekiz,..
Dört yıldır okula gelenler altı, beş yıldır okula gelenler dediğimde de beş kişi elini kaldırdı.
Dershane adeta başıma yıkılmış enkazın altında kalmış gibi zor nefes alıyordum. Otuz beş örgencinin sadece beşi bu sene kayıt olmuştu.
Okula bir hafta geç başlamam, birinci sınıfı okutan diğer öğretmenlerce fırsat sayılarak tüm sınıfta kalanlar bana ayrılan şubede toplanmıştı.(O zamanlar sınıfında başarılı olamayan öğrenciler tekrar tekrar aynı sınıfa devam edebiliyorlardı.)
Beynimde çakan şimşeklerle kendimi müdür odasında buldum. Durumu açıkladığımda müdür bey sınıf listelerinin sabitleştiği yapılacak bir şeyin olmadığı soğuk bir ifadeyle belirtildi ..
Ne yapacaktım? Öğretmen okulundan derece ile mezun olan ben, böyle bir sınıfta başarılı olamayacak mıydım?.Tecrübesizdim ve acılıydım, koskoca bir ilçede yapayalnızdım. Beni dinleyecek ne bir dostum ne bir arkadaşım vardı. Her şey yabancı, soğuk ve acımasızdı. Öğrenemeyen çocuk yok, yeterince zaman ve emek verilmeyen öğrenci var tezini daha önceden kabullenmiştim.
Bu düşüncenin beynimdeki ablukası bu çocuklar için ne yapabilirim sorusunu sürekli bana düşündürmeye başladı. Okul çift öğretim yapıyordu. Benim öğrencilerim sabah gelip öğlede eve gidiyorlardı. Ne yapıp edip öğretim süresini uzatmalıydım. Bu düşüncemi okul müdürü ile paylaştığımda okulda küçük bir harita odasından başka yer olmadığını söyledi. Hemen o odayı temizletip, birkaç sıra koydurarak eski bir yazı tahtasının da ilavesi ile dershane şekline soktum. Bir taraftan da veli toplantısı yaparak düşüncelerimi velilere açıklayıp onaylarını aldım. Sabahtan başlayarak tüm çocuklarla akşama kadar öğretim yapacaktım.
Sabahları tüm sınıfla eğitim öğretim yapıyor, o günkü çalışmaları kavrayamayan öğrencileri ayırıp öğleden sonra harita odasında öğrenime devam ediyor geceleri geç vakte kadar meslek kitapları okuyarak zorlandığım sorunlarıma cevap bulmaya çalışıyordum. Sıkı bir çalışmayla , olumlu sonuç alacağımdan emindim. Bu arada sadece okuma yazma öğretmek değil, çocuklarla birtakım sosyal faaliyetlere de yer veriyordum .. Ne olursa olsun bu çocuklar okuma yazmayı öğrenmeli cehaletle savaşabilecekleri ilk adımlarını atmalılardı.
Yıl sonu geldiğinde %88 öğrenci okuma yazma öğrenmiş, müfettişten övgü dolu bir rapor almıştım. Okuldaki bölge kitaplığında da sağa sola atılmış tozlanmış birçok kitabı Dewey sistemine göre düzenleyerek kitaplığa işlerlik kazandırdığım için validen takdir belgesi ile ödüllendirildim.
Alınan sonuçtan memnundum. Ancak benim stajyerlik sınavları için bir başka okulda jüri önünde ders vermem gerektiği için okulumdan birkaç gün ayrılmam gerekti. İkinci gün akşam üzeri pencereden baktığımda okul kapısında bir kargaşa olduğunu gördüm..Derse gitmeyince öğrencilerim beni aramış ve bir başka okulda olduğumu öğrendikleri için toptan bulunduğum okulun kapısına dikilmişlerdi. Öğretmenlerini istiyorlardı. Eğer öğretmenleri burada kalacaksa onlarda bu okulda devam edeceklerdi. Duygulanmıştım..Göz yaşları içinde çevremi sarmış ağlaşıyorlardı.
Gerçekten çocuğu severek içtenlikle öğretmenlik yapanların ödülü buydu işte.Otuz sekiz yıldır isimleri sınıfları değişen farklı çocuklar ve gençlerle beraber çalışmaktan keyif alıyor,onları çok seviyor eğitim öğretimlerine katkı yapabildiğimde mutluluk duyuyorum..
(*)Dürdane ELHAN Psikolojik Danışman-Eğitim Uzmanı
GÖRDÜKLERİM KARŞISINDA ŞOK OLDUM !
Bir sebeple İnternet kafeye işim düşmüştü. Bir ara yan masadan, ”İyi günler hocam !” diye biri seslendi. Okulumuzun kaynaştırma sınıfı öğrencilerinden biriydi. Kolay gelsin oğlum dedim. Bilgisayarda oyun oynuyordu. Oynadığı oyuna göz attığımda benim de bildiğim ilerlemeli bir oyun oynadığına şahit oldum.
Belli etmeden takibe koyuldum.Teker teker yapılması gerekenleri yapıyor, bölümlerdeki problemler neyse çözüyordu. Aramızdaki bir çok yetişkinin başaramayacağı bir şekilde oyun oynuyordu.
Okul dışından birisinin, o öğrencinin kaynaştırma öğrencisi olduğunu bilmesine imkân yoktu. Ama ya aile ya okul ya eğitim sistemi ya da toplum, kendinden suçu atmış, o kişinin var olan yeteneklerini değil kendisinde olmayanları öne çıkarmış ve sen kaynaştırmasın diyerek, suçluyu bulmuştu!
Hikmet Küçük / Eskişehir Ziya Gökalp İ.Ö.O Md. Yrd./22 Nisan 2008
2.Bölümde bahsettiğim gibi daha önce kitabımı da almış Adanalı bir anne 6.sınıfa giden kızı için benden yardım istemişti.Annenin anlattığına göre kızı ders yönünden bilhassa matematikten çok berbattı.6.Sınıfa gelmiş ama çarpım tablosunu bile hala öğrenememişti.
Durumu bir maille paylaştığım Ankaralı bir anne aşağıdaki cevabı vererek televizyondaki kadın programları gibi şov yapmaya çalıştığımı düşünüyordu. Ama durum hiç te onun zannettiği gibi değildi.Çünkü ben 1996Yılından bu yana zorluklar karşısında yılmayan, sözlüğünde ‘’OLMAZ’’ kelimesi bulunmayan gerçek bir eğitimcinin öğrencisiydim.
Adanalı anne benden yalnız bir kızı için yardım istemişti.Fakat benim mücadele timsali ve örnek rehberim Dürdane ELHAN Hocam bu durumu yıllar önce 35 öğrencilik bir sınıfta hem de öğretmenliğinin ilk yılında yaşamıştı.
Dürdane Hocam yeni göreve başlamış genç bir öğretmene kurulmuş tuzağı nasıl fırsata çevirdiğini biliyordum.Evet, evet tuzak dedim.Okuyunca siz de güya tecrübeli öğretmenlerin ve okul müdürünün beraber bir genç öğretmene oynamaya kalktığı oyuna şahit olacaksınız.Ben bir eğitimci olarak oynanan oyuna en hafif ifade ile tuzak dedim.Bakalım siz okuyunca ne diyeceksiniz.
Şimdi önce benim bu anneye yardım edelim çağrıma cevap veren annenin yazısını daha sonra da Dürdane ELHAN Hocamın ibretlik olayını ve kahramanlık hikayesini, ardından da yakın arkadaşım ve dostum Hikmet KÜÇÜK Hocamın başından geçen küçük anekdotu okuyalım.
Kusura bakmayın dostlar Adanalı anneyle olan yazışmalarımı bu bölüme almadım ama
benim gerçek ustam Dürdane Hanımın yazısını okuyunca öğrencisi Necip GÜVEN’in başından geçen olayın sonucunu zaten kolaylıkla tahmin edeceksiniz.4.Bölümde ise sonucunu bildiğiniz bir filmin detaylarını izlemiş olacaksınız.
ANKARALI ANNE ‘’Necip Bey, lütfen kusuruma bakmayın ama bu "Bir annenin feryadı !" başlıklı yazı karşısında ağlasam mı gülsem mi bilemedim. Siz çocukların dört işlemden başlayarak matematiği sevmelerini sağlamak amacıyla velilere yol gösterecek bir matematik kitabı mı yazmayı istiyorsunuz, yoksa içinde bol acıtasyon olan ve sabahları tüm kanallarda rastladığımız türden bir kadın programı çekmek mi? Nedir bu "gözyaşları içinde bana hissettiklerinizi yazın, birlikte gözyaşları içinde okuyalım. Ama sonunda göreceksiniz dinecek bu yaşlar, feryatlar...vs".
Sizin iyi niyetinizden ve çocuklara duyduğunuz sevgiden hiç şüphem yok, ama daha önce olduğu gibi bir kez daha dostane bir tavsiyede bulunmak isterim.Lütfen çalışmalarınızı bilimsel ve akademik konularda yoğunlaştırın. Bu güne dek gönderdiğiniz yazılarda gerçek matematiği bulmak çok zor. Birileri size ne yazmış, siz onlara ne demişsiniz gibi bilgiler aklı başında anne babaların ve eğitimcilerin hiç birinin ilgisini çekmez. Siz, yazılarınızda insanlara" çocuğunuza matematiği sevdirmeniz mümkün", "bu konuda size yardım edebilirim" mesajlarını çok güçlü veriyorsunuz ama "nasıl?" sorusunun cevabı eksik kalıyor. Size bilimsel ve akademik çalışmalarınıza ağırlık verin derken demek istediğim asıl şey, işte bu "nasıl?" sorusunun cevabını insanlara güven verici bir şekilde aktarabilmeniz içindir.’’
HABABAM SINIFI (Eğitim Uzmanı Dürdane ELHAN)
Elazığ Kız öğretmen okulundan dereceyle mezun olmuş, heyecan duyduğum öğretmenliğe biran önce başlayabilmek için acele ediyordum. Okulların açılma arifesinde kalp hastası olan babamı aniden kaybettim. Büyük bir üzüntü içinde kalmış çok sevdiğim mesleğime ancak bir hafta sonra Turhal Tokat Atatürk İlkokulunda göreve başlayabilmiştim.
Okul müdürü okutacağım sınıfa kadar beni götürdüğünde içeride hababam sınıfından beter karmakarışık bir grupla karşılaştım .. Sınıfa tanıtıldıktan sonra okul müdürü gitmiş ben tek başıma öğrenciler ile baş başa kalmıştım.
Onları daha yakından tanıyabilmek için isimlerini tek tek okuyarak, kısa sorular sormaya başladım. Fakat sorularıma çoğunlukla cevap alamayışım beni tedirgin etti. Küçük afacanlar benimle oyun mu oynamaya başlamışlardı? Gerçi bazı çocukların yaşlarının büyük olduğu görünümlerinden belli oluyordu.
İsim okumayı bırakarak” Bu yıl okula yeni gelen çocuk kaç tane, elini kaldırsın” dedim. Sadece beş tane el kalktı.
Sorum anlaşılmamış mıydı acaba? Tekrarladım sorumu. Sonuç değişmedi.
Bu kez iki yıldır okula gelenler kimler dediğimde on bir, el kalktı.
Üç yıldır okula gelenler? Sekiz,..
Dört yıldır okula gelenler altı, beş yıldır okula gelenler dediğimde de beş kişi elini kaldırdı.
Dershane adeta başıma yıkılmış enkazın altında kalmış gibi zor nefes alıyordum. Otuz beş örgencinin sadece beşi bu sene kayıt olmuştu.
Okula bir hafta geç başlamam, birinci sınıfı okutan diğer öğretmenlerce fırsat sayılarak tüm sınıfta kalanlar bana ayrılan şubede toplanmıştı.(O zamanlar sınıfında başarılı olamayan öğrenciler tekrar tekrar aynı sınıfa devam edebiliyorlardı.)
Beynimde çakan şimşeklerle kendimi müdür odasında buldum. Durumu açıkladığımda müdür bey sınıf listelerinin sabitleştiği yapılacak bir şeyin olmadığı soğuk bir ifadeyle belirtildi ..
Ne yapacaktım? Öğretmen okulundan derece ile mezun olan ben, böyle bir sınıfta başarılı olamayacak mıydım?.Tecrübesizdim ve acılıydım, koskoca bir ilçede yapayalnızdım. Beni dinleyecek ne bir dostum ne bir arkadaşım vardı. Her şey yabancı, soğuk ve acımasızdı. Öğrenemeyen çocuk yok, yeterince zaman ve emek verilmeyen öğrenci var tezini daha önceden kabullenmiştim.
Bu düşüncenin beynimdeki ablukası bu çocuklar için ne yapabilirim sorusunu sürekli bana düşündürmeye başladı. Okul çift öğretim yapıyordu. Benim öğrencilerim sabah gelip öğlede eve gidiyorlardı. Ne yapıp edip öğretim süresini uzatmalıydım. Bu düşüncemi okul müdürü ile paylaştığımda okulda küçük bir harita odasından başka yer olmadığını söyledi. Hemen o odayı temizletip, birkaç sıra koydurarak eski bir yazı tahtasının da ilavesi ile dershane şekline soktum. Bir taraftan da veli toplantısı yaparak düşüncelerimi velilere açıklayıp onaylarını aldım. Sabahtan başlayarak tüm çocuklarla akşama kadar öğretim yapacaktım.
Sabahları tüm sınıfla eğitim öğretim yapıyor, o günkü çalışmaları kavrayamayan öğrencileri ayırıp öğleden sonra harita odasında öğrenime devam ediyor geceleri geç vakte kadar meslek kitapları okuyarak zorlandığım sorunlarıma cevap bulmaya çalışıyordum. Sıkı bir çalışmayla , olumlu sonuç alacağımdan emindim. Bu arada sadece okuma yazma öğretmek değil, çocuklarla birtakım sosyal faaliyetlere de yer veriyordum .. Ne olursa olsun bu çocuklar okuma yazmayı öğrenmeli cehaletle savaşabilecekleri ilk adımlarını atmalılardı.
Yıl sonu geldiğinde %88 öğrenci okuma yazma öğrenmiş, müfettişten övgü dolu bir rapor almıştım. Okuldaki bölge kitaplığında da sağa sola atılmış tozlanmış birçok kitabı Dewey sistemine göre düzenleyerek kitaplığa işlerlik kazandırdığım için validen takdir belgesi ile ödüllendirildim.
Alınan sonuçtan memnundum. Ancak benim stajyerlik sınavları için bir başka okulda jüri önünde ders vermem gerektiği için okulumdan birkaç gün ayrılmam gerekti. İkinci gün akşam üzeri pencereden baktığımda okul kapısında bir kargaşa olduğunu gördüm..Derse gitmeyince öğrencilerim beni aramış ve bir başka okulda olduğumu öğrendikleri için toptan bulunduğum okulun kapısına dikilmişlerdi. Öğretmenlerini istiyorlardı. Eğer öğretmenleri burada kalacaksa onlarda bu okulda devam edeceklerdi. Duygulanmıştım..Göz yaşları içinde çevremi sarmış ağlaşıyorlardı.
Gerçekten çocuğu severek içtenlikle öğretmenlik yapanların ödülü buydu işte.Otuz sekiz yıldır isimleri sınıfları değişen farklı çocuklar ve gençlerle beraber çalışmaktan keyif alıyor,onları çok seviyor eğitim öğretimlerine katkı yapabildiğimde mutluluk duyuyorum..
(*)Dürdane ELHAN Psikolojik Danışman-Eğitim Uzmanı
GÖRDÜKLERİM KARŞISINDA ŞOK OLDUM !
Bir sebeple İnternet kafeye işim düşmüştü. Bir ara yan masadan, ”İyi günler hocam !” diye biri seslendi. Okulumuzun kaynaştırma sınıfı öğrencilerinden biriydi. Kolay gelsin oğlum dedim. Bilgisayarda oyun oynuyordu. Oynadığı oyuna göz attığımda benim de bildiğim ilerlemeli bir oyun oynadığına şahit oldum.
Belli etmeden takibe koyuldum.Teker teker yapılması gerekenleri yapıyor, bölümlerdeki problemler neyse çözüyordu. Aramızdaki bir çok yetişkinin başaramayacağı bir şekilde oyun oynuyordu.
Okul dışından birisinin, o öğrencinin kaynaştırma öğrencisi olduğunu bilmesine imkân yoktu. Ama ya aile ya okul ya eğitim sistemi ya da toplum, kendinden suçu atmış, o kişinin var olan yeteneklerini değil kendisinde olmayanları öne çıkarmış ve sen kaynaştırmasın diyerek, suçluyu bulmuştu!
Hikmet Küçük / Eskişehir Ziya Gökalp İ.Ö.O Md. Yrd./22 Nisan 2008
Etiketler:
çarpım tablosu,
dürdane elhan,
eğitimci,
fırsat,
hikmet küçük,
kadın programları,
kahramanlık,
necip güven,
öğrenci,
şov yapmak,
tavsiye,
televizyon,
tuzak,
yardım
26 Haziran 2010 Cumartesi
Matematik Karşısında Neden Bocalıyoruz 2 ?
Barut hikâyesini anlattıktan sonra beni sorgulamaya başladılar.İlk soruları ‘’Sorunların ana çözümleri olan BARUTU buldun mu BARUTU ? oldu.Ben de ‘’Evet, buldum’’ deyince ‘’Şimdi BARUT meselesini daha sonra açıklarsın ama bizim merak ettiğim ve öğrenmek istediğimiz bazı konular var.’’ Deyince ben de ‘’Sorun bakalım bildiklerimi cevaplayayım.‘’ dedim.
Önce kafamıza takılan açılım konusu var.Bir açılım modası aldı başını gidiyor sen de ‘’Matematikte Ve Eğitimde Çözüm: Anadolu Açılımı’’ diyerek modaya mı uydun?
--Efendim, daha ortalarda açılımın ‘’a’’ sı yokken ben bilhassa son 2-3 yıldır matematik sorunu ‘’Mimar Sinan, Mevlana,Yunus ve Nasrettin Hoca’’ felsefesiyle çözülür diye sitemde yazdım,seminerlerimde uygulamalı olarak felsefenin detaylarını açıkladım ve uyguladım.
--Madem açıkladığın açılımın ayakları bizim yaşam felsefemize dayanıyor.Öyleyse bizim yaşam felsefemize nasıl ulaştın?
--Efendim bu uzun hikaye ama size ben olayı kısaca özetleyeyim.7 Mayıs 1999 tarihi benim hayatımda bir sayfayı kapatıp yeni bir sayfa açtığım tarihti.O tarihten sonra yoğun bir araştırma yapmaya ve kitap okumaya başladım.Başlarda bu kitapların büyük çoğunluğu batı kaynaklı kitaplardı.Bu kitaplarda çok farklı bilgilere ulaşmıştım.Bazı bilgiler bizim kültürümüze ters gelse de bazı fikirler sanki bana yabancı değilmiş gibi gelmeye başladı.Sonraları benim jeton birden düştü.
--Ne o, sen hala jetonlu telefon mu kullanıyorsun?
--Efendim, lafın gelişi öyle söyledim.Zaten Nasrettin Hocamızı biraz geçte olsa keşfettikten sonra benim de mizah duygum hayli gelişti.
-- Hocamızı kaç yaşında keşfettin ?
-- 50 Yaşında efendim.
-- Maşallah,maşallah bayağı erken keşfetmişin.
-- Efendim ben gene de buna şükrediyorum, bir de hiç keşfedemeseydim topluma matematiği anlatacağım ve sevdireceğim diye göbeği çatlayacaktı.Zaten hocamızı keşfedinceye kadar göbeğim bayağı çatladı da !
-Sen devam et anlatmaya.
--Efendim anlatacak fazla bir şey de yok.Kotu biz üretiyoruz ama onlar sadece üzerine marka vuruyorlar.Bizim de batıya hayran hayran ‘’Üstadım, adamlar yaptı mı yapıyorlar yani’’ diye anlatıp duruyoruz.Biz de bu özgüven eksikliği ve marka düşkünlüğü oldukça da bu yollardan daha çok gideriz.
--Sonunda bizi geç te olsa keşfettiğin ama bizlerden aldığın ilhamı yani ‘’Anadolu Açılımı’’ nı ana hatları ile açıklar mısın ?
Efendim önce ‘’Anadolu Açılım Felsefemiz’’ olarak Mimar Sinan deyince ne anladığımı ve anlatmak istediğimi açıklayayım.Öğretenlikte ilk görev yerim olan Mardin-Midyat’ta göreve başladığımda yakın köyde görev yapan Sivaslı Öğretmen arkadaşım Erdoğan Bey, stajyerlik işlemleri için Midyat’a bir kula gittiğinde emekliliği gelmiş bir tecrübeli öğretmen bahçede dolaşırken Erdoğan Hocam’a bir ara ‘’Erdoğan Hocam, tam öğretmenliği yeni yeni öğrenmeye başlamıştım ama öğrenemeden emekliliğim geldi.’’ demiş.
Görev yaptığım yıllar içinde bu sözü hiç unutmadım ve ben de projelerimi daha rahata hayata geçirebilmek için mecburen emekli olurken ağzımdan aynı sözler döküldü.’’Tam öğretmenliği yeni yeni öğrenmeye başlamışken emekli oldum.Öğretmenliğimin 15 yılını tamamen arayış içinde geçirdim.Son 10 yılında yavaş yavaş ısınmaya başlamışken mecburen oyundan çıktım.Öğretmenlik eğitimi aldığımız 2 yıl içinde bize öğretmenliğin sevgiyle başladığını öğretmeyen, bir kısım öğrencilerinin diğerleri tarafından tekme tokat dövülüp okuldan atıldığı zaman bu duruma ses çıkarmayan sözde hocalarıma hakkımı helal etmedim, etmiyorum, etmeyeceğim.
Benim, pırıl pırıl 15 yılımı, yıllarımı çaldılar, öğrencilerimin , anne-babalarının haklarını yediler.’’Necip GÜVEN emekli oldu , birkaç yıl daha mücadele eder ve sonunda pes eder .’’ diye düşünenler yanıldıklarını çok yakında daha iyi anlayacaklar.Ben artık öğrencisini bile korumaktan acizlerin değil ‘’Öğrendiklerimi toplumumla paylaşmayıp mezara mı götüreceğim diyen Dürdane ELHAN’ların , Müyesser SAKA’ların öğrencisiyim.Ben ustalık eserim dediği ‘’Selimiye Camii’’ni 80 yaşında yapan Mimar Sinan’ın öğrencisiyim.Anadolu Açılımı’ında Mimar Sinan deyince ben kendini devamlı geliştiren , yenileyen , gelişimi durmayan insan modelini düşünüyorum ve eğer Mimar Sinan biraz daha yaşasaydı ve yeni bir camii yapsaydı eminim ki o camii de Selimiye Camii’den en az bir gömlek önde olacaktı.
Gelelim Yunus’u neden Anadolu Açılımı’nda baş köşesine koyduğuma.Yunus bana gönüllere giren eğitim-öğretim anahtarının sevgi olduğunu öğretti.İçinde sevgi olmayan bilgi ancak modern hırsız, modern cani,modern köle yetiştirir.Sevgini ise doğal ortamda cani olması gerekenleri bile kazanma gücü vardır.Bu durumu tüm çıplaklığı ile ortaya koyan biri A.Erkan KAVAKLI’nın naklettiği , biri de benim başımdan geçen iki yazı ve olayla pekiştireceğim.
( * )Çocuklar çiçektir, onları sevin.Sevgi güç kaynağıdır. Sevgi ışığının aydınlatamayacağı kalp dehlizi yoktur. Eğitimde en etkili metot, severek eğitmektir.
Annelerin, çocuklar üzerinde daha etkili olmalarının sebebi, onları daha çok sevmeleridir. Bir çok ünlü kişi, en etkili öğretmenlerinin anneleri olduğunu söylemiştir.
Amerika’da bir enstitü, varoş çocukları üzerinde bir araştırma yapmış. Amerika’ya göç eden ve şehirlerin kenar semtlerine yerleşen 200 çocuk üzerinde araştırma yapan enstitünün amacı, bu kültürsüz semt çocuklarının, ileri teknoloji ülkesi Amerika’ya entegre olup olamayacaklarını ölçmektir.
Çocukların IQ’leri ölçülmüş, kültürleri test edilmiş, ailelerin kültür seviyeleri araştırılmış. Uzun araştırmaların sonunda toplanan verilen değerlendirilmiş. Elde edilen sonuç, araştırmacıları yanıltmamış. Sonuç şu:’’ Hiç şansları yok.”
Aradan 20-25 sene gibi bir zaman geçmiş. Enstitüde araştırmayı yapan müdür emekli olmuş. Yeni müdür, enstitüyü devralmış, aldığı evrakları incelerken 200 varoş çocuğu üzerinde yapılan araştırma dosyasını da bulmuş.Acaba bu varoş çocukları ne olmuştur, diye merak etmiş. Yeniden araştırmaya girişmiş. 200 çocuktan 180’ine ulaşmış. Sonuç oldukça şaşırtıcı çıkmış.176 çocuk; doktor, mühendis, iş adamı olmuş.
Yeni müdür oldukça şaşırmış. Bir dizi yeni soru hazırlayıp varoş çocuklarının nasıl başarılı olduklarını öğrenme yolunu tutmuş. Başarılı iş adamı, mühendis ve doktorlar, başarılarını açıklayan birçok şey söylemişler; fakat hepsinin vurguladığı ortak bir cümle varmış. Şöyle demişler: “Bizim harika bir öğretmenimiz vardı.”
Araştırma öğretmene kadar uzamış. Öğretmeni bulmuşlar. İhtiyar ve ölümünü bekleyen bir pîri fani ile karşılaşmışlar. Ona başarısının sırrını sormuşlar. Cevap olarak: “Ben onları sevdim.” demiş.
Seven insan fedakâr olur ve sevdikleri için akıl almaz fedakârlıklar yapar. Bayan Christina da çok fedakâr davranmış. Çocuklara bütün kalbini ve gönlünü açmış. Elinden gelenin en iyisini yapmış.Onlara mutlaka birer hedef seçmelerini söylemiş ve bu hedefe odaklanmalarını sağlamış.
İlk hafta, meselâ doktor olmak isteyenlere: “Doktor nasıl olunur?” konulu bir ödev vermiş ve araştırma yapmalarını istemiş.
İkinci hafta: “Doktor olmak için nasıl çalışma yapmak gerekir?” konulu kompozisyon yazınız demiş.
Üçüncü hafta: “Doktorlar nasıl çalışır?” konulu bir çalışma yaptırmış.
Dördüncü hafta: ‘’Doktor neler bilmeli? Hangi kaynakları okumalı?” şeklinde ödev vermiş.
Resim dersinde doktor resmi yapmalarını istemiş. Sonraki resim dersinde doktorun çalışma ortamını resimletmiş. Hastane, hasta, serum takan hemşire vs. resimleri yaptırmış.Böylece çocukların hedeflerine odaklanmasını sağlamış.Hedef belirleme ve hedefe odaklanma sonucu çocuklar başarılı olmuş.Aynı çalışmayı biz de tekrarlayabiliriz.Çocuklarımızı bütün kalbimizle seversek, gerekenden fedakârlığı gösterir, onların hedeflerine odaklanmasını sağlar ve benzeri bir başarıya ulaşabiliriz.Başarılı eğitimin sırları; sevgi, ilgi ve fedakârlıktır. (* ) Ali Erkan KAVAKLI
Başımdan geçen 2.olayı anlatmadan önce 2008 – 2009 Öğretim Yılında öğretmenler gününde ‘’Matematikle Barışıyorum’’ kitabımı alan ve bir özel kuruluşta yönetici olarak görev yapan bir annenin gönderdiği elektronik postaya ve paylaşımına göz atalım.
Necip Bey Merhaba, öğretmenler için söylenecek o kadar güzel sözler varki.. Ancak sizler gibi, bu mesleği özümsemiş ve amacını idrak etmiş olan fedakâr öğretmenleri anlatacak kelimeleri bulmak ise oldukça zor. Bu yüzden, çok hoşuma giden ve öğretmenliğin nedenli önemli bir meslek olduğunu anlatan aşağıdaki yazıyı sizinle paylaşmak istedim. Öğretmenler gününüzü kutlar, sizin gibi eğitimcilerin çoğalmasını temenni ederim.SaygılarımlaH…. B….
‘’ÖĞRETMENİM
“Öğrenci gözüyle öğretmen” adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı.
Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.
Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle “Ümmü” ile çok ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz bir tipti. Annem teneffüslerde “Ümmü” ile oynardı. Ümmü’nün sorununa çözüm bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede meyvesini verdi.
Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına “Ümmü’yü kazandım” diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay Ümmü’nün yaşantısını alt üst etti.
Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü’yü sarmış. Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü’yü yarı baygın halde kurtarmışlar, yangını da bastırmışlar.
Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu. Gösterildiği doktorlar Ümmü’yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler. Annem Ümmü’yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla yine ilgileniyordu.
Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı. Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses işitildi. “Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum.” Hepimizden önce annem tanıdı sesin sahibini. Ümmü’ydü bu.
Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, “Ah ne güzel Allahım . Ümmü de konuştu.” dedi.Ben de Başöğretmen Atatürk’ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım.Ben de bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.’’
Bu arada özür diyerek 3 bölümden oluşturmayı düşündüğüm bu yazı serisini size daha faydalı olma amacıyla plan değişikline gittim.Çünkü benden kızı için yardım isteyen bir anne ve kızıyla yazışmalarımızı özetlemek istedim ama daha sonra bu olayı hiç kesmeden olduğu gibi paylaşmamın daha doğru olduğunu düşündüm.
Çünkü annenin bana yazdığı elektronik postayı paylaştığım bir kurumda yöneticilik yapan bir anne benim şov peşinde olduğumu düşünerek aşağıdaki cevabı yazdı.
Bu cevapla bu bölümü bitirelim ve 3.bölümü yönetici anneye göre ümitsiz bir vaka olan Adanalı Anne ve kızı ile yaptığımız mailler sonucunda yaşananlara ayıralım.
‘’Acaba şov peşinde olduğumu düşünen anne haklı çıktı mı ?’’ bunun sonucunu 3.bölümde görelim.
İpucumu …Yok, yok, 3. bölüm yayınlanıncaya kadar meraktan çatlayın.Bu olayın sonucunda yönetici annenin de benim de haklı çıkma şansım % 50.
3.Bölümde buluşmak üzere iyi günler dilerim….
Önce kafamıza takılan açılım konusu var.Bir açılım modası aldı başını gidiyor sen de ‘’Matematikte Ve Eğitimde Çözüm: Anadolu Açılımı’’ diyerek modaya mı uydun?
--Efendim, daha ortalarda açılımın ‘’a’’ sı yokken ben bilhassa son 2-3 yıldır matematik sorunu ‘’Mimar Sinan, Mevlana,Yunus ve Nasrettin Hoca’’ felsefesiyle çözülür diye sitemde yazdım,seminerlerimde uygulamalı olarak felsefenin detaylarını açıkladım ve uyguladım.
--Madem açıkladığın açılımın ayakları bizim yaşam felsefemize dayanıyor.Öyleyse bizim yaşam felsefemize nasıl ulaştın?
--Efendim bu uzun hikaye ama size ben olayı kısaca özetleyeyim.7 Mayıs 1999 tarihi benim hayatımda bir sayfayı kapatıp yeni bir sayfa açtığım tarihti.O tarihten sonra yoğun bir araştırma yapmaya ve kitap okumaya başladım.Başlarda bu kitapların büyük çoğunluğu batı kaynaklı kitaplardı.Bu kitaplarda çok farklı bilgilere ulaşmıştım.Bazı bilgiler bizim kültürümüze ters gelse de bazı fikirler sanki bana yabancı değilmiş gibi gelmeye başladı.Sonraları benim jeton birden düştü.
--Ne o, sen hala jetonlu telefon mu kullanıyorsun?
--Efendim, lafın gelişi öyle söyledim.Zaten Nasrettin Hocamızı biraz geçte olsa keşfettikten sonra benim de mizah duygum hayli gelişti.
-- Hocamızı kaç yaşında keşfettin ?
-- 50 Yaşında efendim.
-- Maşallah,maşallah bayağı erken keşfetmişin.
-- Efendim ben gene de buna şükrediyorum, bir de hiç keşfedemeseydim topluma matematiği anlatacağım ve sevdireceğim diye göbeği çatlayacaktı.Zaten hocamızı keşfedinceye kadar göbeğim bayağı çatladı da !
-Sen devam et anlatmaya.
--Efendim anlatacak fazla bir şey de yok.Kotu biz üretiyoruz ama onlar sadece üzerine marka vuruyorlar.Bizim de batıya hayran hayran ‘’Üstadım, adamlar yaptı mı yapıyorlar yani’’ diye anlatıp duruyoruz.Biz de bu özgüven eksikliği ve marka düşkünlüğü oldukça da bu yollardan daha çok gideriz.
--Sonunda bizi geç te olsa keşfettiğin ama bizlerden aldığın ilhamı yani ‘’Anadolu Açılımı’’ nı ana hatları ile açıklar mısın ?
Efendim önce ‘’Anadolu Açılım Felsefemiz’’ olarak Mimar Sinan deyince ne anladığımı ve anlatmak istediğimi açıklayayım.Öğretenlikte ilk görev yerim olan Mardin-Midyat’ta göreve başladığımda yakın köyde görev yapan Sivaslı Öğretmen arkadaşım Erdoğan Bey, stajyerlik işlemleri için Midyat’a bir kula gittiğinde emekliliği gelmiş bir tecrübeli öğretmen bahçede dolaşırken Erdoğan Hocam’a bir ara ‘’Erdoğan Hocam, tam öğretmenliği yeni yeni öğrenmeye başlamıştım ama öğrenemeden emekliliğim geldi.’’ demiş.
Görev yaptığım yıllar içinde bu sözü hiç unutmadım ve ben de projelerimi daha rahata hayata geçirebilmek için mecburen emekli olurken ağzımdan aynı sözler döküldü.’’Tam öğretmenliği yeni yeni öğrenmeye başlamışken emekli oldum.Öğretmenliğimin 15 yılını tamamen arayış içinde geçirdim.Son 10 yılında yavaş yavaş ısınmaya başlamışken mecburen oyundan çıktım.Öğretmenlik eğitimi aldığımız 2 yıl içinde bize öğretmenliğin sevgiyle başladığını öğretmeyen, bir kısım öğrencilerinin diğerleri tarafından tekme tokat dövülüp okuldan atıldığı zaman bu duruma ses çıkarmayan sözde hocalarıma hakkımı helal etmedim, etmiyorum, etmeyeceğim.
Benim, pırıl pırıl 15 yılımı, yıllarımı çaldılar, öğrencilerimin , anne-babalarının haklarını yediler.’’Necip GÜVEN emekli oldu , birkaç yıl daha mücadele eder ve sonunda pes eder .’’ diye düşünenler yanıldıklarını çok yakında daha iyi anlayacaklar.Ben artık öğrencisini bile korumaktan acizlerin değil ‘’Öğrendiklerimi toplumumla paylaşmayıp mezara mı götüreceğim diyen Dürdane ELHAN’ların , Müyesser SAKA’ların öğrencisiyim.Ben ustalık eserim dediği ‘’Selimiye Camii’’ni 80 yaşında yapan Mimar Sinan’ın öğrencisiyim.Anadolu Açılımı’ında Mimar Sinan deyince ben kendini devamlı geliştiren , yenileyen , gelişimi durmayan insan modelini düşünüyorum ve eğer Mimar Sinan biraz daha yaşasaydı ve yeni bir camii yapsaydı eminim ki o camii de Selimiye Camii’den en az bir gömlek önde olacaktı.
Gelelim Yunus’u neden Anadolu Açılımı’nda baş köşesine koyduğuma.Yunus bana gönüllere giren eğitim-öğretim anahtarının sevgi olduğunu öğretti.İçinde sevgi olmayan bilgi ancak modern hırsız, modern cani,modern köle yetiştirir.Sevgini ise doğal ortamda cani olması gerekenleri bile kazanma gücü vardır.Bu durumu tüm çıplaklığı ile ortaya koyan biri A.Erkan KAVAKLI’nın naklettiği , biri de benim başımdan geçen iki yazı ve olayla pekiştireceğim.
( * )Çocuklar çiçektir, onları sevin.Sevgi güç kaynağıdır. Sevgi ışığının aydınlatamayacağı kalp dehlizi yoktur. Eğitimde en etkili metot, severek eğitmektir.
Annelerin, çocuklar üzerinde daha etkili olmalarının sebebi, onları daha çok sevmeleridir. Bir çok ünlü kişi, en etkili öğretmenlerinin anneleri olduğunu söylemiştir.
Amerika’da bir enstitü, varoş çocukları üzerinde bir araştırma yapmış. Amerika’ya göç eden ve şehirlerin kenar semtlerine yerleşen 200 çocuk üzerinde araştırma yapan enstitünün amacı, bu kültürsüz semt çocuklarının, ileri teknoloji ülkesi Amerika’ya entegre olup olamayacaklarını ölçmektir.
Çocukların IQ’leri ölçülmüş, kültürleri test edilmiş, ailelerin kültür seviyeleri araştırılmış. Uzun araştırmaların sonunda toplanan verilen değerlendirilmiş. Elde edilen sonuç, araştırmacıları yanıltmamış. Sonuç şu:’’ Hiç şansları yok.”
Aradan 20-25 sene gibi bir zaman geçmiş. Enstitüde araştırmayı yapan müdür emekli olmuş. Yeni müdür, enstitüyü devralmış, aldığı evrakları incelerken 200 varoş çocuğu üzerinde yapılan araştırma dosyasını da bulmuş.Acaba bu varoş çocukları ne olmuştur, diye merak etmiş. Yeniden araştırmaya girişmiş. 200 çocuktan 180’ine ulaşmış. Sonuç oldukça şaşırtıcı çıkmış.176 çocuk; doktor, mühendis, iş adamı olmuş.
Yeni müdür oldukça şaşırmış. Bir dizi yeni soru hazırlayıp varoş çocuklarının nasıl başarılı olduklarını öğrenme yolunu tutmuş. Başarılı iş adamı, mühendis ve doktorlar, başarılarını açıklayan birçok şey söylemişler; fakat hepsinin vurguladığı ortak bir cümle varmış. Şöyle demişler: “Bizim harika bir öğretmenimiz vardı.”
Araştırma öğretmene kadar uzamış. Öğretmeni bulmuşlar. İhtiyar ve ölümünü bekleyen bir pîri fani ile karşılaşmışlar. Ona başarısının sırrını sormuşlar. Cevap olarak: “Ben onları sevdim.” demiş.
Seven insan fedakâr olur ve sevdikleri için akıl almaz fedakârlıklar yapar. Bayan Christina da çok fedakâr davranmış. Çocuklara bütün kalbini ve gönlünü açmış. Elinden gelenin en iyisini yapmış.Onlara mutlaka birer hedef seçmelerini söylemiş ve bu hedefe odaklanmalarını sağlamış.
İlk hafta, meselâ doktor olmak isteyenlere: “Doktor nasıl olunur?” konulu bir ödev vermiş ve araştırma yapmalarını istemiş.
İkinci hafta: “Doktor olmak için nasıl çalışma yapmak gerekir?” konulu kompozisyon yazınız demiş.
Üçüncü hafta: “Doktorlar nasıl çalışır?” konulu bir çalışma yaptırmış.
Dördüncü hafta: ‘’Doktor neler bilmeli? Hangi kaynakları okumalı?” şeklinde ödev vermiş.
Resim dersinde doktor resmi yapmalarını istemiş. Sonraki resim dersinde doktorun çalışma ortamını resimletmiş. Hastane, hasta, serum takan hemşire vs. resimleri yaptırmış.Böylece çocukların hedeflerine odaklanmasını sağlamış.Hedef belirleme ve hedefe odaklanma sonucu çocuklar başarılı olmuş.Aynı çalışmayı biz de tekrarlayabiliriz.Çocuklarımızı bütün kalbimizle seversek, gerekenden fedakârlığı gösterir, onların hedeflerine odaklanmasını sağlar ve benzeri bir başarıya ulaşabiliriz.Başarılı eğitimin sırları; sevgi, ilgi ve fedakârlıktır. (* ) Ali Erkan KAVAKLI
Başımdan geçen 2.olayı anlatmadan önce 2008 – 2009 Öğretim Yılında öğretmenler gününde ‘’Matematikle Barışıyorum’’ kitabımı alan ve bir özel kuruluşta yönetici olarak görev yapan bir annenin gönderdiği elektronik postaya ve paylaşımına göz atalım.
Necip Bey Merhaba, öğretmenler için söylenecek o kadar güzel sözler varki.. Ancak sizler gibi, bu mesleği özümsemiş ve amacını idrak etmiş olan fedakâr öğretmenleri anlatacak kelimeleri bulmak ise oldukça zor. Bu yüzden, çok hoşuma giden ve öğretmenliğin nedenli önemli bir meslek olduğunu anlatan aşağıdaki yazıyı sizinle paylaşmak istedim. Öğretmenler gününüzü kutlar, sizin gibi eğitimcilerin çoğalmasını temenni ederim.SaygılarımlaH…. B….
‘’ÖĞRETMENİM
“Öğrenci gözüyle öğretmen” adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı.
Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.
Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle “Ümmü” ile çok ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz bir tipti. Annem teneffüslerde “Ümmü” ile oynardı. Ümmü’nün sorununa çözüm bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede meyvesini verdi.
Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına “Ümmü’yü kazandım” diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay Ümmü’nün yaşantısını alt üst etti.
Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü’yü sarmış. Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü’yü yarı baygın halde kurtarmışlar, yangını da bastırmışlar.
Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu. Gösterildiği doktorlar Ümmü’yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler. Annem Ümmü’yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla yine ilgileniyordu.
Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı. Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses işitildi. “Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum.” Hepimizden önce annem tanıdı sesin sahibini. Ümmü’ydü bu.
Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, “Ah ne güzel Allahım . Ümmü de konuştu.” dedi.Ben de Başöğretmen Atatürk’ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım.Ben de bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.’’
Bu arada özür diyerek 3 bölümden oluşturmayı düşündüğüm bu yazı serisini size daha faydalı olma amacıyla plan değişikline gittim.Çünkü benden kızı için yardım isteyen bir anne ve kızıyla yazışmalarımızı özetlemek istedim ama daha sonra bu olayı hiç kesmeden olduğu gibi paylaşmamın daha doğru olduğunu düşündüm.
Çünkü annenin bana yazdığı elektronik postayı paylaştığım bir kurumda yöneticilik yapan bir anne benim şov peşinde olduğumu düşünerek aşağıdaki cevabı yazdı.
Bu cevapla bu bölümü bitirelim ve 3.bölümü yönetici anneye göre ümitsiz bir vaka olan Adanalı Anne ve kızı ile yaptığımız mailler sonucunda yaşananlara ayıralım.
‘’Acaba şov peşinde olduğumu düşünen anne haklı çıktı mı ?’’ bunun sonucunu 3.bölümde görelim.
İpucumu …Yok, yok, 3. bölüm yayınlanıncaya kadar meraktan çatlayın.Bu olayın sonucunda yönetici annenin de benim de haklı çıkma şansım % 50.
3.Bölümde buluşmak üzere iyi günler dilerim….
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)