Türk toplumu üzerinde büyük çaplı bir araştırma yapılıp herkese ”MATEMATİK İNSANI NASIL GELİŞTİRİR?” sorusu sorulsa; insanlar herhalde sizin kendileri ile dalga geçtiğinizi düşünerek yüzünüze tuhaf tuhaf bakarlar herhalde.Toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından başbelası olarak görülen matematik ”Matematiğin doğasında olmayan” yanlış uygulamalar yüzünden insanları geliştirme aracı olmaktan çıkmış ”Sanki zekayı ölçen bir terazi” gibi kullanılmaya başlamıştır.Bu testi geçenler ‘’süper zeka” olarak adlandırılmış, bu testte takılanlara ise ”aptal, gerizekalı, salak, kafasız” gibi etiketler yapıştırılmıştır.
İşin kötü yanı, bu yanlış sınıflandırma sonunda bir çok kişi bu sıfatı gönüllü olarak kabullenmiştir.Bu yanlış düşünce ayrıca o seyrederken gülmekten kırıldığımız siyah-beyaz filmlerin çoğunda da uyuşturucu morfin gibi toplumun genlerine işletilmiştir.(Bilerek veya bilmeyerek.Zira bilerek yapıldığından çok ta emin değilim!)
Bunun sonucunda matematik problemlerinden kaçan çocuklar, gençler, büyükler hayatın neresinde bir problemle karşılaşsa çözmekten çok bazı mazeretler arkasına sığınarak çözümden kaçmayı düşünmüştür.Güçlü ise problemi gücüyle çözmeyi ; güçsüzse problemin çözümünden kaçarak sıkıntıları içine atma yolunu seçmiştir.Aramızdaki problemleri çözemediğimiz için ”Dışarı gülücükler dağıtırken içimiz tam çözülmemiş problemleri biriktirerek” toplumun her kademesinde biz de birer problemli insan haline geldik.
Artık bilimin çok hızlı geliştiği günümüzde eğitimciler ve büyükler tarafından ortaya konan ”zeka ölçeklerinin” boş bir inanış olduğu apaçık ortada.Ben şunu açıkça şunu itiraf edeyim.Çocuklarımız bizlerden daha zeki.İnanmazsanız bilgisayar, telefon,t.v vb. gibi araçları bizden daha iyi ve daha çabuk öğreniyorlar.Sorun nerede? Sorun öğrenmede değil öğretmede….. Eğer bilgisayar ve cep telefonu zor ulaşılan birer alet olsaydı ve kullanımı okulllarda ders olarak okutulsaydı; bir çok öğrenci bilgisayar ve cep telefonu kullanmayı öğrenemez ve nefret ederdi.
Okullara ilk bilgisayar labaratuvarı kurulduğu yıllarda okul idarecilerimiz öğrenciler bilgisayarları bozmasın diye öyle iyi muhafaza etmişler ki kullanmak için açtıklarında model ve değer olarak değersiz hale gelmiş.
Lafı daha fazla dolaştırmayalım.Bizim matematiğe bakışımız ile ”Hoşafın Yağı Kesilmiş” hikayesi taşıdıkları anlam olarak birbiriyle tam örtüşüyor.
Bizim yeni evli Mehmet 20 yaşına gelince köyden askere gitmiş.Bilindiği gibi asker ocağında yemekler büyük kazanlarda pişirilir , koca kepçe ile evvela yağlı yemekleri ve pilavı dağıtır, sonra da hoşaflara daldırırmış. Hal böyle olunca, sofralara gelen hoşaf bakracının üstünde, bir parmak kalınlığında yağ tabakası yüzermiş.Hoşafla asker ocağında tanışan Mehmet hoşafı çok sevmiş.
Bizim Mehmet askerliği bitip köyüne dönünce bir gün eşinden hoşaf yapmasını istemiş.Eşi , hoşafın ne olduğunu sormuş.Bizim Mehmet’te askerde öğrendiği şekilde üzümden nasıl hoşaf yapılacağını tarif etmiş.Mehmet’in hanımı hoşafı tarif edildiği şekilde yapıp Mehmet’in önüne koyduktan sonra işine gitmiş.
İştahla hoşafın gelmesini bekleyen Mehmet gördüğü manzara karşısında birden hiddetlenerek kükremiş:
”Bu ne biçim hoşaf !Bu hoşafın yağı kesilmiş!.” diye bağırmış.Çünkü Mehmet’in hoşafının üzerinde hiç yağ yokmuş.Mehmet hoşaf denince askerlikte yapılan yemeklere girdikten sonra hoşaf kazanına giren ve bu yüzden üstünde bir karış yağ biriken hoşafı gerçek hoşaf zannediyormuş.
Çünkü bizim Mehmet, fakirliğin kol gezdiği o garip köyünde askere gitmeden önce değil hoşaf yemek, karnını doyurduğuna şükrediyormuş.
Bizim Mehmet gibi biz de gerçek matematikle tanıştığımız zaman herhalde ”Hayır, olamaz! Bizim tanıdığımız matematik zorluk, acı, gözyaşı , sıkıntı demektir.Hayır , hayır bu kadar kolay ve basit olamazsın; bu işte bir yanlışlık olmalı …..” diye çığlık atarız.
Kuralları içinde doğru şekilde öğretilen matematiğin, pratik uygulamaların dışında insanın gelişimindeki katkıları şöyle sıralanabilir:
1-Değişik düşünme yöntemlerini öğretir.
2-Neden-sonuç ilişkilerini bulmayı öğretir.
3-Hedefe varmak için yollar aramaya zorlar.
4-Şartları göz önünde bulundurarak eldeki verilerin nasıl kullanılacağını öğretir.
5-Problem üzerinde odaklanıp yoğunlaşmayı öğretir.
6-Kişinin, elindeki verilerle kendi becerilerini birleştirip yeni bilgiler üretmesini öğretir.
7-Dikkat yetisini geliştirir.
8-Bir probleme değişik açılardan bakmayı öğretir.
9-El becerisini geliştirir.
10-Düş gücünü zorlayıp geliştirir.
11-Akıl yürütme becerisini geliştirir.
12-Bir hedefe ulaşmak için değişik ve doğru yollar olabileceğini öğretir.
Aklımıza şöyle bir soru gelebilir.”Matematik dersi bu kadar faydalı da biz neden bu faydalar yerine hep zarar gördük? Keskin bir bıçağı daha keskin olsun diye bilemek istediğinizde bıçağı bileme çarkına yanlış tuttuğunuzda bilenmesini beklediğiniz bıçağın eskisinden daha fazla körelmesi gerçeğiyiyle karşılaşabiliriz.Bileme, bıçağı çarka tutma işlemi değil bıçağı bileme bıçağı çarka en doğru şekilde tutarak en kısa zamanda istenilen keskinliğe getirmektir.
Çoğumuz, sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve kendi oluşturduğumuz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, hayallerimizle birlikte gömülüyoruz…
”Bir şeyin imkânsiz olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek icin çalışmaya başlar” Dr. David J. Schwartz
Necip GÜVEN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder